Bir öğretmen öldürüldü, annesiz kaldı bir evlât, öğretmensiz kaldı tüm nesil, vicdanlara vuruldu o bıçak!.. Bir insan öldürüldü, "bir insanı öldüren, tüm insanlığı öldürmüş gibidir" buyuran bir dinin, Ramazan ayında... Ve yine bir kadın öldürüldü, saplantılı şekilde, göz göre göre, çığlık çığlığa ve umursamazca. Her sabah yolunu gözlediği öğrencileri, boynu bükük ve daha bir ürkek, daha umutsuz bakacak geleceğe. Bir bıçak saplandı yarınlarımıza...
Veliaht doğurduğunu zanneden velilere sesleniyorum; prens veya prenses doğurmadınız bu dünyaya... Dünyayı kurtaracak olan süper kahramanlar da değiller. Düzgün yetiştirdiğimizde harika bireyler olabilecek çocuklarımızı, özgüven adı altında başımıza püsküllü belalar etmekten vazgeçmeliyiz artık. Özür dilemeyi bilmeyen, saygı yoksunu, şımarık, duygusuz, maneviyatı zayıf çocukları sokaklara bırakıyorsunuz ya, işte en büyük sorunu sizler yaşayacaksınız ilerleyen yıllarda. O çocuk, 4 yıl boyunca öğretmenine saygısızlık, akranlarına zorbalık yapacak belki ama okul hayatı bittikten sonra sizlerin başına bela olacak, dert olacak, cellat olacak. Evlenecek, karısının (kocasının)belası, işe girecek işverenin belası, yaşlanacaksınız anne-babasının belası olacak. Aslında biz veliler olarak, kendi neslimizi yetiştiriyoruz.
Ailesi tarafından iyi yetiştirilen her çocuk da çok iyi, güzel ahlâklı olacak diye bir garanti yok tabi ki ama biz anne-babalar olarak elimizden geleni yapalım ki, tevekkül diyelim, gerisi kadere kalmış diyelim, hayırlı bir evlat olur ümidiyle. Ama öyle aileler görüyorum ki, özellikle de erkek evlatları için, ne büyük laflar, ne anlam yüklemeler! Erkek olsun diye adak adayanlar, erkek olmuyor diye karısına küsüp-eziyet edenler, "ahh erkeğim, sen erkeksin, yapacaksın tabi" diyenler... Trajikomik nice söylem!..
Velhasılıkelam, "Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" sözü, "Veliler, yeni nesil sizin eseriniz olacak" sözüne dönmeden aklımızı başımıza alalım!






