Sevginar Sali

Ümit Kalko kim?!

Çok tartıştık, çok kızdık veya çok destekledik ama kesinlikle yeterince tanımadığımıza kanaat getirdim. Ümit Kalko'yu dün kurucusu olduğu okulda, Silivri Kampüsünde girişimcilik seminerinde izledim.
İyi veya kötü yargılarınız, önyargılarınızdan biraz uzaklaşıp yazdıklarımı okursanız, kendinize bu Cuma günü inanın bana güzel bir hoşluk yapmış olursunuz…
Kalko diyor ki; en önemli eksikliğimiz eğitimde ve girişimcilikte ve ekliyor “Girişimcilik sadece teoriyle öğrenilmez…” Eğitimli bir girişimcinin, eğitimsiz bir girişimciden her zaman ve koşulda daha iyi olduğunu savunuyor.
Tüm başarı hikayelerinin ortak bir omurgası bulunduğunu, başaramayanların tecrübelerinin daha önemli olduğunun altını çizdi. Onların öykülerinde daha fazla ilham ve yol göstericilik barındığını da ekledi.
Hayatta başarılı olmanın yolunun sadece sınavda başarılı olmaktan geçmediğini belirtirken, öğrencileri kendilerine yatırım yapmaları konusunda teşvik eden cümleler kurdu… Tiyatroya, sinemaya gitmeyen, bir enstrüman çalmayan, kitap okumayan, sporla uğraşmayan birinin sadece ders çalışarak başarılı olamayacağını ifade etti, “Derslere önem vermeye devam edin ama kendinize de zaman ayırın” dedi.
Ailesine destek olmak için İstanbul'un sokaklarında 15 yaşında işporta tezgahıyla başladığı girişimcilik serüvenini Mektebim öğrencileri ile paylaşan Kalko, “Çok mücadele ettim, yerimden kalkmadım” cümlesiyle küçük dünyasına sığdırdığı büyük ‘savaşlar'ın ayrıntılarını verdi. Önüne çıkan engellerin etkisini anlatırken, “Küsüp evime gidip ağlamadım. Mücadeleden vazgeçmedim”in detaylarını öne sürerken; “Hayat vazgeçenleri değil, vazgeçmeyenleri konuşuyor. Mecnun ile Leyla'yı bilirsiniz çünkü onlar aşklarından vazgeçmemişler. Ayşe ile Ahmet'i bilmezsiniz çünkü onlar vazgeçmişler” diyerek hayata bakış açısını aktarmayı sürdürdü. 
Seyyar tezgahıyla ilk karakol macerasını, sermayesini geri almak için kapısında beklediği belediye başkanın bugün bazı okullarının inşaatını yaptığını paylaştı.
Kaymakamlık için ikinci şansını beklerken çalıştığı dershanede kısa sürede müdür oluşunu, orada gemiyer haksızlığa karşı çıktığı için kovuluşunun kendisine hissettirdiklerini tüm açık yüreklilikle anlattı.
“Hiçbir başarı cezasız kalmaz” cümlesini sarf ederken “Silivrispor” kelimesi dudakları arasından hazmetmekte halen güçlük çektiklerine dair dökülüverdi…
Kovulduğu dershanenin karşısına kendi dershanesini kurma deneyiminde yanında olan iki ismin hala Mektebim'de kendisiyle birlikte kilit noktada iki kişi olduğunu anlatırken vefaya verdiği önemi dolaylı biçimde gözler önüne serdi.
Sınırlı imkanlarla, ulaştığı ve halen daha sınırsız biçimde süren hayallerinin gerçekleşme hikayesini soluksuz dinleyen öğrencilere Kalko, kolay kazanılan paranın, kolay harcandığını, hedefleri için çok çalışıp ama hiçbir zaman yorulmadığını anlattı.
Önemli başarıların bir işi ya ilk ya da farkı yapanların eseri olduğunun altını çizen Mektebim kurucusu, sınırlı kaynaklarla, sınırsız hayallere doğru stratejilerle ulaşıldığını aktardı.
Mektebim'in ortaklık sürecine “Küçük olsun benim olsun” yerine “Büyük olsun, parçası olayım” mantığıyla yaklaştığını belirten Kalko, itibarın önemine vurguda bulundu. Öğrencilere “Ne yaparsanız yapın itibarınızı kaybetmeyin. Zor kazanılan, kolay kaybedilen bir şeydir” tavsiyesinde bulundu, her il'e bir Mektebim ve nihayetinde Mektebim Üniversitesi hedeflerini dile getirdi.
Mektebim'in başarısında iyi bir ekip ile liderin güvenebileceği bir ekip unsurlarına dikkat çekti.
Vatan, millet ve bayrak sevgisine vurguda bulunan Mektebim Kurucusu, eğitim sistemimizde önce milli daha sonra evrensel değerlerin benimsenmesi adımının atılması gerektiğini paylaştı.
Kalko sözlerini hayatın bir mücadele olduğunu, itibarın bir insan için her koşulda korunması gereken en önemli unsur olduğunu vurgulayarak noktalarken, “Ne yaparsanız yapın tutkuyla yapın” dedi.
***
35 yıla bir ömre bedel emek ve deneyim sığdıran Ümit Kalko'nun yaptığı işlerden, kendi potansiyelini dolu dolu gerçekleştirmesiyle övünmesi hakkıdır.
Beni asıl etkileyen bugün bulunduğu noktadan daha yolun çok başındaykenki haline tüm içtenliğiyle bakabilmesi, bununla ilgili deneyimlerini açık yüreklilikle paylaşabilmesi ve 15 yaşında seyyar satıcılık yapan halini bugünkünden milim ayrı tutmaması…
10 kuruşluk çikolata ile başlayan ilk girişimcilik serüvenindeki başarısını anlatırken, gözlerinin; her il'e bir Mektebim hedefine çeyrek kalayı ifade ederkenden, daha çok parlamasını sezenler gerçek Ümit Kalko'ya yaklaşabilir…
Sıkıntılı günlerinde yanında olan insanları, başarıdan başarıya koşarken unutmaması Kalko'yu ifade eden şeylerden bir diğeri…
“Ne var bu adamda?” sorusuna düne kadar hiç doğru ve yeterli cevabı kendime veremediğimi fark ettim. Anlamak veya kızmakla o kadar meşgul etti ki bizi tanımaya ne kadar az fırsatımız olmuş diye hayıflandım doğrusu... Biz bir Ümit Kalko ismini öğrendik ama kendisini öyle sanıyorum çok az tanıyabildik, çokça da yanıldık…
‘Her şey bundan sonra daha normal seyredecek'e inanıyorum…
Biraz üst üste oldu ama Pazartesi günü Hürhaber'de Ümit Kalko ile gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi de bu anlamda zaman ayırıp okursanız, ne söylemek istediğim daha net anlaşılır düşüncesini taşıyorum...

YORUM YAP