Sevginar Sali

Ortaköy’de planlar konuşuldu, aslında bir yönetim tarzı görüldü

Silivri Belediyesi'nin mahalle toplantıları serisi Ortaköy'de devam etti. Toplantının başlığı aslında belliydi. Altyapı, yol ve mahalle düzenlemelerine ilişkin başlıklar konuşuldu ama salondaki asıl gündem herkesin bildiği gibi 1/1000'lik uygulama planlarıydı.
Cuma günü saat 17.30'da askıdan inecek planlar, mahalledeki pek çok vatandaş için yalnızca teknik bir imar düzenlemesi değil; mülkiyet hakkını, yapılaşma imkânını ve hayat planını doğrudan etkileyen bir süreç anlamına geliyor.
Ortaköy Muhtarı Ramazan Yaman da toplantıda bölgenin ihtiyaçlarını son derece yapıcı ve dikkatli bir dille aktardı. Ancak toplantının genel atmosferine bakıldığında Ortaköy'ün önceliğinin açıkça planlar olduğu görülüyordu.
Bu planlar yeni tartışılmıyor.Seçimlerden önce Cumhuriyet Halk Partisi mahallelerde toplantılar yaparak vatandaşların itirazlarını dinlemiş ve planın değiştirileceğini ifade etmişti.Ancak seçim sonrasında ortaya çıkan tablo farklı bir yönetim tercihini beraberinde getirdi.
Plan tamamen reddedilseydi Ortaköy (Selimpaşa-Kavaklı) için yeni bir plan sürecinin yeniden başlaması ve bunun da yaklaşık 10 yıl gibi ciddi bir zaman kaybı oluşturması ihtimali vardı.Bu nedenle planın tamamen iptal edilmesi yerine kabul edilip, gerekli düzeltmelerin plan tadilatlarıyla yapılması yolu tercih edildiği ifade ediliyor.
ASKIDA ORTAYA ÇIKAN GERÇEK TABLO
Plan askıya çıkmadan önce konuşulan itirazlar vardı.Ancak plan askıya çıktıktan sonra vatandaşlar kendi parsellerini birebir gördü.Bazı imar haklarının daraldığı,farklı statülere geçler vs ciddi kaygılar dile getirildi.
Toplantıdaki duygu sadece tepki değildi.Açık bir mağduriyet hissiydi.
Hatta toplantı bitiminde Başkan Bora Balcıoğlu ile selamlaşırken, ‘Nasılsınız?' diye nezaketen sorduğunda “Ortaköy'de yeni plana maruz kalan yerimiz olmadığı için halimize şükrediyoruz” şeklinde yanıt verdim.
Planın doğrudan etkilediği bazı vatandaşlar açısından mesele oldukça ciddiydi.
Toplantıyı izlerken kısa süre önce bölgemizde emlak ve inşaat sektörünün duayenlerinden biri olarak bilinen kıymetli bir büyüğümüzün sözleri aklıma geldi:“Birine evet bunu büyük bir ciddiyetle yapın. Hayır derken mutlaka gülümseyin.”
Bir de;“Haklısın dersen kavga çıkmaz” sözü.
Ortaköy toplantısında Bora Balcıoğlu'nun yaklaşımı bu iki cümlenin karşılığı gibiydi.
Vatandaşın tepkilerine savunma diliyle değil,“haklısınız, düzelteceğiz, size rağmen bir şey yapmayacağız” yaklaşımıyla karşılık verdi. Acil taleplere “yarın başlıyoruz” dedi.
Kaygılara “birlikte çözeceğiz”, “sizin sorununuz bizim sorunumuz” dedi.
Ve açıkçası toplantı boyunca biriken gazı aldı. Yüreklere su serpti. Toplantının devam etti etmesine de sağlıklı bir çözüm mümkün olabilecek mi, çok emin değilim.
Toplantının en dikkat çekici cümlelerinden biri şuydu:“Bu planı insanlar yaptı. Gerekirse yine insanlar düzeltecek.”Bu cümle teknik değil, güven verip vermesinin ötesinde mağdur olduklarını söyleyen vatandaşların tam da duymak istedi şeydi.
Planların değiştirilebilir olduğunu söylemek, vatandaşın sürecin dışında değil içinde olduğunu hissettiren bir yaklaşımdır.
Dahası Başkan Balcıoğlu'nun süreci İstanbul Büyükşehir Belediyesi nezdinde de takip edeceğini ifade etmesi ve hatta “gerekirse kendimi İBB'nin önüne zincirlerim” ifadesine kadar giden kararlılık vurgusu salonda karşılık buldu.Bu sözler vatandaş tarafından alkışla karşılandı.
“SİYASETÇİ DEĞİLİM” DERKEN SİYASET YAPMAK
Toplantıda dikkat çeken bir başka ifade de Bora Balcıoğlu'nun kendisini nasıl konumlandırdığına dair yaptığı tarifti.“Ben vali değilim, emniyet müdürü değilim, kaymakam değilim, vergi dairesi müdürü değilim. Vatandaşımın isteği doğrultusunda kanunları işletmek zorundayım.”
Bu cümle aslında klasik bir yerel yönetici cümlesi değildir.Bora Balcıoğlu'nun başka platformlarda sık sık dile getirdiği bir başka cümle de var:“Ben siyasetçi değilim, yerel yöneticiyim.”
Yerel yönetimin doğasında olan bir denge arayışıdır.
ŞİMDİ SÖZ VATANDAŞTA
Buraya kadar toplantı kısmında yapılabilecek olan yapıldı.Vatandaş dinlendi.Sorular cevaplandı.İtiraz yolları anlatıldı.Ama bundan sonrası da çok önemli.
Eğer Ortaköy'de yaşayan vatandaşlar plan nedeniyle bir hak kaybı yaşadıklarını düşünüyorlarsa, Cuma günü saat 17.30'a kadar itirazlarını mutlaka iletmeleri gerekiyor.
Silivri Belediyesi bu süreçte önemli bir kolaylık da sağladı.Belediyeye gelemeyecek durumda olan vatandaşlar için Ortaköy çarşısında bir iletişim noktası oluşturuldu.
Çünkü plan askı süreci sadece bir idari prosedür değil, aynı zamanda bir hak arama sürecidir.
Planlar askıdan Cuma akşamı inecek. Bu süreçte kimin ne söylediği kadar, kimin itiraz ettiği de Ortaköy'ün geleceğini belirleyecek.
Ortaköy'de yapılan toplantı, yalnızca bir imar planı tartışması değildi; aynı zamanda bir yönetim tarzının sahadaki karşılığını gösteren önemli bir tabloydu. Vatandaşın itirazını bastırmadan dinlemek, “haklısınız” diyebilmek ve süreci birlikte yürütme iradesi ortaya koymak yerel yönetim açısından güçlü bir iletişim dili oluşturur. Ancak bu dilin gerçek değeri, toplantı salonundaki atmosferden çok, askı sürecinden sonra atılacak adımlarla ölçülecektir.
Çünkü yumuşaklık bir tercih olabilir ama sonuç üretmediğinde beklentiyi büyüten bir risk de taşır. Ortaköy'de vatandaşın söylediği açık: Plan teknik bir dosya değil, hayat meselesidir. Bu nedenle verilen sözlerin karşılığı plan tadilatlarında, imar haklarının korunmasında ve mağduriyetlerin gerçekten giderilmesinde görüldüğü ölçüde anlam kazanacaktır.
Bugün Ortaköy'de oluşan tablo şunu gösteriyor: Sertleşmeden konuşmak mümkün. Dinleyerek yönetmek mümkün. Ama asıl mesele, sabırla açılan bu kapının kalıcı çözüme çıkıp çıkmayacağıdır.
Yumuşaklıkla savaş kapısı kapanabilir.Fakat adalet duygusu güçlenmezse tartışma kapısı yeniden açılır.

 

YORUM YAP