Hüseyin Kuru

Neler oluyor?

İnşaat sektörü her dönemde ve şartlarda istikrarı ve yatırımı sever. Belirsiz ve kaotik ortamlar da piyasalar açısından sevimsiz ve zor dönemlerdir.
Ancak bu tür dönemler aynı zamanda yatırımcılar açısından da fırsatlar dönemidir.
Malum 15 Temmuz'da kanlı bir darbe girişimi oldu, tabiatıyla bu darbenin ülkeye verdiği zarar/ziyan ekonomik olarak muazzam boyutlarda olduğu da açıktır. Ortaya çıkan tablo ve yansımalarını irdelemekte fayda var.
Önce verilere bakalım...
2015 Temmuz'dan, 2016 Temmuz'a çalışmak isteyen kadın ve erkek sayısı 650 bin arttı. Bunların 300 bini iş bulabildi, 350 bini ise iş bulamadı.
İş bulamayanlar işsizler ordusuna eklenince işsiz sayısı 3 milyon 325 bine ulaştı. Halbuki geçen yılın aynı ayında işsiz sayısı 3 milyonun altındaydi.
Önemli olan tarım dışı ve genç işsizlik oranlarındaki artıştır ki tarım dışı işsizlik oranı geçen yıl yüzde 12'iken, bu yıl yüzde 13, genç işsizlik oranı geçen yıl yüzde 18,3 iken, bu yıl yüzde 19,8 oldu.
Toplam 27 milyon 650 bin çalışanın 22 milyona yakını tarım sektörü dışında çalışıyor. Tarımda çalışan nüfus 6 milyonun altına geriledi.
Her yıl nüfusumuz yüzde 1,2 oranında artıyor. Sonuçta her yılda çalışmak isteyenlerin sayısı ise hızla artıyor.
Çalışmak isteyenlerin iş bulabilmesi ekonominin büyümesine bağlı. Büyümeyi de ancak siyasi ve ekonomik istikrarla sağlayabiliyorsunuz.
Her şeye rağmen, yavaşlamasına rağmen, ekonominin iş yaratması olumludur. Ne var ki, iş bulabilenler genelde hizmet sektöründe iş bulabiliyor.
Sanayide çalışan insan sayısı temmuzda bir ay önceye göre de, bir yıl önceye göre de geriledi.
Olumlu gelişme ücretle ve yevmiye ile çalışanların sayılarının artmasıdır.
Kayıt dışı çalışanların oranı azalıyor, kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 34'e geriledi.
Her 100 çalışanın 34'ü kayıt dışı; bu oran bir zamanlar yüzde 50'lerde dolanıyordu.
Ağustos ayı istihdam rakamları yayınlandığında, Temmuz ayındaki olumsuz gelişmelerin devam edip etmediğini göreceğiz.
Ama bir gerçek var. Ekonominin büyüme hızı, iş aramaya çıkanların tamamına iş yaratmaya imkan vermiyor. Büyümeyi hızlandırmak zorundayız.
Büyümenin lokomotifi sanayidir. Sanayide üretim artışını hızlandırmamız gerekiyor.
Büyük kamu projeleri ve konut yatırımları ekonomide canlılık yaratsa da istihdamda beklenen iyileşmeye şu anda imkan veremiyor.
Haziran'da işsizlik oranı yüzde 10,2 idi.. Temmuz'da ise yüzde 10,7'ye yükseldi.
Geçen yıl Temmuz ayında işsizlik oranı yüzde 9 olmuştu. Bu aylara göre de işsizlik oranında yükselme var.
Tabi ki istihdam rakamlarını değerlendirirken, 15 Temmuz'daki başarısız darbe girişiminin etkisini de unutmamak gerekir.
&&&
İnşat sektörü açısından bakıldığında hem içte hem de dışta yaşananlar piyasalar açısından zor bir dönemin olacağını uzmanlar dile getiriyor.
Ancak gene de bu sürecin yatırımcılara büyük fırsatlar sunduğunu da hatırlatalım.
Hafta içinde reidin.com tarafından açıklanan konut raporuna göre;
• Konut satış fiyat değişimi, son 1 yılda %11 artmış, kira değerleri %13 artmış,
• Yıllık getiri oranları brüt olarak İstanbul'da %5.55, İzmir'de %5,75, Antalya'da %5.88, Bursa'da ise %6.46 artmış.
Veriler hiçte bir felaket senaryosu çizmiyor.
&&&
Devam edelim... Konutta değişen ‘tüketici beklentilerinin pazarı yeniden şekillendireceğini' uzmanlar dile getiriyor.
Hayata geçirilen projenin niteliği, donatıları ve sunduğu imkânları ile yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini ve bu sebeple tüketici beklentilerinin üst seviyelere taşındığını; konutta beklentinin çoktan “başımızı sokacak bir dam”ın ötesine geçmiş durumda olduğunu, günümüz markaları için “satıcı pazarı” koşulları artık sona erdi, "alıcı pazarı" koşulları hükmünü sürdürüyor diyebiliriz.
Tüketicinin beklenti çıtası iyice yükseldi. Konut üreticilerinin "Hangi Projeyi Üretirsem Satarım" mantığı çok gerilerde kaldı. Bu konuda son sözü artık tüketiciler söylüyor.
Tüketiciler, sahip olacakları konutların geleceğe taşınabilecek, insana önem veren, çevreye duyarlı, yenilikçi ve kalıcı mekânlar olarak hayata geçirilmesini arzu ediyor.
Bu amaçla, çeşitli tehditler ve fırsatlar içinde bulunan sektöre bakıldığında, müşteri odaklı pazarlama teknikleri geliştirilmeli ve satış arttırıcı çabalara ulaşabilmek için öncelikli olarak pazarlama stratejileri uygulanmalıdır.
İşletmeler ellerindeki tüm kaynakları ‘farklı müşterilerin farklı ihtiyaçlarını' anlamaya yönlendirmeli; bu kaynakları farklı müşterilerin farklı ihtiyaçlarına göre ürün veya hizmet üretim süreç ve teknolojilerine ayırmalıdır” denildi.
&&&
Lokasyonun belirlenmesi ve arsanın alımı ile başlayan, lansman dönemi ve tüm satış operasyonunu da içine alan süreçte, bilimsel, sistematik ve analitik çalışmalar uygulayan firmaların başarılı olma şansının yüksek olduğuna inandıklarını belirten yetkililer, artık bu felsefeyle hareket etmenin o proje için kaçınılmaz başarıyı da beraberinde getireceği, düşüncesinde olduklarının altını çizdi.
İyi bir satış öncesi proje geliştirme sürecini, aynen güzel ve lezzetli bir yemeğin hazırlanması ve sunulmasına benzeten uzmanlar, “Nasıl ki; leziz bir yemek hazırlanırken içine katılan tüm malzemeler, bu malzemelerin dengeli bir şekilde kullanılması ve bu süreçte yemeğin hazırlanmasına verilen emek ve çaba çok büyük bir önem taşımaktaysa, iyi ve doğru bir proje geliştirme süreci de bundan çok farklı bir şey değildir, aslında'' diyor.
Bu sürece verilen önem, projenin satış sürecindeki başarısını direkt olarak etkileyen bir faktör olacaktır.
Bu alanda profesyonel şekilde çalışan firmalardan hizmet alan gayrimenkul firmalarının sektörde bir adım öne geçtikleri görülmektedir.
&&&
Sektör şu anda alıcılara büyük imkanlar ve fırsatlar sunuyor. Piyasaların normalleşmesi ile beraber bu sürecin sonunda hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Şu anda ki satış rakamları da hayal olacaktır.
İyi haftalar.

YORUM YAP