Silivri'de Çanta, Değirmenköy, Gümüşyaka, Çeltik ve Çavuşlu köyleri nefesini tutmuş bekliyor. Çünkü bölgeye kurulacak çimento fabrikası, sadece toprağa değil, geleceğe de gölge düşürüyor.
Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu ise halka şu güvenceyi veriyor: “Çocuklarımızın sağlığını tehlikeye atmayız.” Ama işte asıl mesele burada başlıyor. Çünkü ortada yanıt bekleyen onlarca soru var.
Bilim ve Gerçekler Karşısında:
Eğer bu bir “çimento fabrikası değil”se, neden ÇED raporunda açıkça çimento üretimi tanımı yapılıyor?
Eğer kirlilik olmayacaksa, raporda neden NOx, SO₂, CO₂ emisyon hesapları var?
Eğer filtreler her şeyi çözecekse, neden dünya genelinde çimento sektörü hâlâ küresel karbondioksit salımının %7-8'inden sorumlu? Türkiye'de bunun iki katını aşmaktadır.
Eğer çevreye zarar vermeyecekse, neden bu tesis için 990.000 ton hammaddenin 36.000 TIR'lık taşımacılığı öngörülüyor? O toz, egzoz, trafik kime bulaşacak?
Eğer su kaynakları etkilenmeyecekse, neden ÇED raporunda yeraltı suyu kullanımı yazıyor? Çan Çimento'da köylerin kuyuları neden kurudu?
Boğaziçi Çimento San. Tic. A.Ş. adına Huş Mühendislik tarafından hazırlanan rapora Bakanlık onay verirken Valilik “ÇED gerekli değildir” kararları verirken, Belediye Başkanı neden bütün sorumluluğu üzerine alıp her yer ve ortamda, şirket sahiplerinin bile kendi raporlarıyla çelişkiye düştükleri bir yatırımı bu kadar canhıraş savunur? Anlayan lütfen söylesin.
O halde sormak gerekir: Silivri'de tartışılan bu konuyu CHP il, genel merkez, milletvekilleri, mesela CHP'nin milletvekillerinden Deniz Yavuz Yılmaz gibi ya da İmamoğlu adına İBB'yi yöneten CHP kadrolarının kulağına gitmemiş olabilir mi? Sessiz kalmak ortak olmaktır. Çıkıp bu konuyu ilgili çevre komisyonlarında inceletip, çoğunluğu CHP seçmeni olan Silivri kamuoyunu neden rahatlatmazlar? CHP'nin çevre politikalarında kendi içinde çelişki içinde mi? Anlamak Silivri halkının hakkı değil mi?
Ya da sorduk, ilçe örgütümüz ve Belediye Başkanımız “Sorun yok, zararsızdır. Fabrika değil, paketleme” dediler. Biz de onlara inanıp Huş Mühendislik raporuna bakmadık. Böyle olmuşsa, eğer ki kimseye bir şey isnatta bulunmak istemem ama bu kadar sessizliği anlamak mümkün değil! Ama bu proje bir çimento sektörü… Bilmem anlatabildim mi?
Her konuda tutarlı olmak gerek. CHP, İstanbul'da Kanal İstanbul'a karşı direniyor. Peki Silivri'de, Kanal'ın lojistik ayağı olan çimento sektörüne neden destek olabilecek, kirliliği bilinen bir sektörü; çevresinde onca tarım arazileri, ilaç fabrikası ve gıda üretim ve işleme tesisleri, 150 metre kuzey, güney, doğu, batı yönlerinde yerleşim yerleri varken? Bu kadar sessiz kalınır mı?
CHP, AKP'nin çevre talanı projelerine karşı mücadele ettiğini söylüyor. Peki CHP'li bir Belediye Başkanının, AKP iş adamlarının çimento yatırımlarına sahip çıkması nasıl açıklanabilir?
İBB Başkanı hukuksuz yargı süreçleriyle mücadele ederken, Silivri Belediye Başkanı neden halkın değil, şirketlerin yanında saf tutuyor? CHP örgütleri bu çelişkiye nasıl sessiz kalıyor?
Belediye Başkanının Sözünün Bedeli:
Bir Belediye Başkanı hangi bilimsel rapora dayanarak “Çocuklarımızın sağlığına zarar vermeyecek” garantisi verebilir? Böyle bir görevi var mı? Belediye ilgili Çimento Üretim Tesisi'ne ruhsat verirken Huş Mühendislik Raporu'nu incelemiş mi ki sessiz sadesiz ruhsat vermiş? Hangi bağımsız çevre kurumdan olumlu rapor almış?
Geleceği belirsiz bir çevresel etkide, böylesi hamasi bir sözü neden veriyor olabilir? Bir dönem sonra koltuğunu kaybedince bu sözün muhatabı kim olabilir?
Bu söz, halkı yatıştırmak için midir? Yoksa AKP'ye yakın sermaye çevrelerinin çıkarlarını korumak için mi? Ya da belediyeye bağış yaptığı iddia edilen şirketlerle ilişkileri perdelemek için mi?
Anayasanın Görevi Hatırlatması: Anayasa 56. madde der ki: “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.”
Peki bir Belediye Başkanının görevi, halkın anayasal hakkını savunmak mı, yoksa sermayenin çevre talanını aklamak mı?
Son Söz Yerine:
Silivri'nin mahalleleri daha önce Kurfallı Mahallesine Akçansa'nın yapmak istediği fabrikaya izin vermedi. Büyükçavuşlu'ya yapılması istenen termik santrale izin vermedi. Çünkü halkın yaşamını doğrudan ya da dolaylı tehdit eden bu projeler, sadece birer yerleşim değil; toprağın, suyun, ormanın hafızasıdır. Bugün Çanta, Değirmenköy, Gümüşyaka, Çeltik ve Çavuşlu'da yükselen çimento tozu, yarın rüzgâr nereden eserse oradaki çocukların nefesini kesecek. Hem de bir gün değil, bir yıl, beş yıl, on yıl değil nerdeyse sonsuz toz partikülleri yağmaya devam edecek.
Sorular açık, cevapları kamuoyu merak ediyor!
Cevap gelmeyen her soru, siyasetin üzerine çöken yeni bir toz bulutu demek. Ve unutmayalım: Çimento tozu, sadece havayı değil; siyasetin inandırıcılığını da kirletir.
Bu sorulara cevap verilmeden hiç kimse ister iktidar ister muhalefet; yerli-yabancı sermaye gruplarıyla ya kirli ilişkiler içindedir ya da suç ortağıdır. O halde hadi doğrusunu söyleyin de halk “Gelecek için Yeşil Kalkınma” gösterileri yerine, gelecekte ‘sarımsak' yerine, ‘çocuklarımız' çimento tozu yemesin, solumasın!
Not: Silivri Çevre Derneği ve Silivri Demokrasi Platformu 13.08.2025 tarihinde konuyla ilgili bilgi edinme yasası gereği dilekçeye hala bilgi verimedi.