İlker Bayrak

Muhsin Ertuğrul

Türk Tiyatrosunun büyük ustası Muhsin Ertuğrul'un 38. ölüm yıl dönümüydü 29 Nisan. Ben de bu büyük sanatçımızı anmadan edemedim. Muhsin Ertuğrul Türk Tiyatrosunun batılı anlamda kurucusu olarak kabul edilir. Toptaşı Rüştiyesini ve Mercan İdadisi'ni bitirmiştir, Erenköy'de Burhaneddin Tepsi kumpanyasında sahne hayatına başlamıştır(1909). Ancak bununla yetinmez, tiyatro öğrenimi için Paris'e gider. Yurda dönünce ilk işi de Hamlet'i sahneye koymak ve başrolü oynamak olur. Sonra Ertuğrul Sineması'nı açar (1913). Darülbedayi'ye (İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları) öğretmen olarak alınır(1914) Tiyatroya katkı sağlayan birçok iş yapar. Bunlardan bazıları: Beyoğlu Musiki Akademisi'ndeki mimik ve estetik dersleri hocalığı, Tiyatro Meslek Okulu'nun açılmasına öncülük, Türk Tiyatrosu dergisini yayımlama, İlk Çocuk Tiyatrosu'nu açmadır. En büyük tiyatrolarılar Küçük Tiyatro, Büyük Sahne, Üçüncü Tiyatro, Oda Tiyatrosu, Adana Şehir Tiyatrosu, İzmir Devlet Tiyatrosu, Bursa Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu, Kadıköy Tiyatrosu, Fatih, Üsküdar, Zeytinburnu Tiyatroları, Rumelihisar Yazlık Tiyatrosu olmak üzere Türkiye'deki belli başlı tüm tiyatroların açılışına katkıda bulunmuştur. Muhsin Ertuğrul tiyatroya katkısını oyunculuk, yönetmenlik ve yöneticilik düzeyinde de sürdürmüştür.Devlet Tiyatrosu ve Operası Genel Müdürü olmuştur. Sonra, Şehir Tiyatroları'nın Genel Sanat Yönetmenliğine getirilmiştir.

Yaşamı tiyatroyla geçen sayılı tiyatro aydınlarımızdan olan Muhsin Ertuğrul'a tiyatroya büyük hizmetlerinden dolayı Almanlarca "Goethe" madalyası verilmiştir.Çağdaş Türk tiyatrosunun kurucusu olan Muhsin Ertuğrul, tiyatroya yapılan katkının önemini vurgulamak için "Bir tiyatro açan yüz zindan kapatır" demiştir. Tiyatronun gücünü ve önemini bu kadar net ifade eden Muhsin Ertuğrul, mezarı başında 29 Nisanda anıldı. Onun öğrencileri ondan aldıkları feyz ve ders ile tiyatro demeye, tiyatro yapmaya devam ediyor. Tiyatro hayatın aynasıdır. Tiyatro, dildir, felsefedir. Tiyatro yaşamdır. Bu soylu ve önemli sanatı sevelim. Sevmek yetmez. Gidip izleyelim. Tiyatro sezonu kapandı fakat, festivalin eli kulağındadır. Ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava tiyatrosunda temsillerine devam edecek. Yazın ilk günlerinde açıkhava tiyatrosunda keyifli bir sanat akşamı geçirmek isteyenler için güzel bir repertuvar oluşturulmuş. Zihni Göktay ustanın oynadığı vodvil Cibali Karakolu, keyifli bir akşam geçrimek isteyenler için bire bir... Cibali Karakolu hali hazırda varlığını koruyan pek çok gerçeğe ışık tutarak geçmişten günümüzü yansıtan eleştirel bir ayna olmayı başarıyor. Öğrenilmiş kadın erkek ilişkileri başta olmak üzere, paranın ilişkilerdeki etkisi, çeşitli kurumlardaki eksikliklerin neden olduğu yetersizlik, toplumsal yaşama dair eleştirilerle biçimlenen oyun, güldürmek kadar yeniden cevaplanması gereken pek çok soruyu da beraberinde getirmektedir. Güzel bir Shakespere'se aradığınız, 12. Gece'yi kaçırmayın. Birkaç kez bile izlenecek kadar başarılı bir çalışma 12. Gece. Shakespeare'in en sevilen komedilerinden biri olan 12. Gece'de, ikiz kardeşler Viola ve Sebastian, bir gemi kazasından sonra, birbirlerini öldü sanıp ayrı düşerler. Viola, Illyria dükü Orsino'nun hizmetine girebilmek için erkek kılığına girer. Orsino adına güzel Olivia'ya kur yapmakla görevlendirilir. Olivia ise kardeşinin ölümünden sonra yastadır ve ayağına gelen herkesi geri çevirmektedir, ta ki şimdi erkek kılığındaki Viola'ya aşık olana dek. Bu sırada, Olivia'nın dayısı Tobi, tutucu hizmetkar Malvolio'ya şamatalı bir oyun oynarak, bu cümbüşlü kimlik yanılması ve karşılıksız aşk hikayesini iyice kızıştırır.Haldun Taner ustamızın Ayışığında Şamata da mekana çok uygun bir oyun. Çalışkur apartmanında yaşayan Çalışkur ailesi'nin ve apartman sakinlerinin sahte ilişkilerini ve yozlaşan aile yapısını gösterirken, küçük dünyalarından dış dünyaya bakışlarını eleştiren, seyirciyi eğlendiren, güldüren ve sürprizlerle şaşırtan bir oyun. Şahane Züğürtler de açık havada olacak. Şahane Züğürtler'in konusu şöyle: Rusya'daki devrimden sonra pek çok Rus asilzadesi batı ülkelerine kaçar. Ouratieff çifti de bu ailelerden biridir. Çar'a ait yüklüce bir serveti de beraberinde getiren çift bu paraya dokunmaz, çeşitli evlerde hizmetçilik ve uşaklık yaparak hayatlarını sürdürmeye devam ederler. Ancak bu parada herkesin gözü vardır ve Ouratieff çifti parayı korumak için büyük bir gayret içindedir. Neticede, çok büyük bir servete hükmetmekle beraber yoksul bir hayat yaşayan çiftin başına akılalmaz olaylar gelir. Fransız bulvar tiyatrosunun öncülerinden aktör, yazar ve yönetmen Jacques Deval'in 1933'te yazdığı komedi, eğlenceli iki saat geçirmek isteyenler için kaçırılmaz bir fırsat. Çocuklarınızla beraber bilindik bir hikaye ile keyifli bir akşam geçirmek istiyosanız. Pollayanna iyi bir tercih olacaktır. Annesi yıllar önce yaşamını yitirince, yardım derneği himayesinde yaşamaya başlayan Pollyanna, babasını da kaybettiği haberini alır. Bu hayat dolu küçük kız, katı ve kuralcı biri olarak tanınan Polly Teyzesiyle birlikte yaşayacaktır. Pollyanna'nın konağa gelmesiyle beraber çevredeki herkesin hayatı değişmeye başlar. Dünya çocuk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Pollyanna, her tür olumsuz durumda bile ''mutluluk''un yaratılabileceğini; çözüm üretebilme yeteneği kazandıktan sonra hayata umutla bakılabileceğini anlatıyor. Tuluat Tiyatrosunun belki de en büyük ustasının Naşit Beyin hayatını konu alan oyunu da izleyebilrisiniz. Komik-i Şehr Naşit Bey... Türk Tiyatrosu'nun önemli adlarından Naşit Özcan'ın yaşamından kesitler sunan oyun, 19. yüzyıl sonundan 20. yüzyıl ortalarına kadar olan süreçte tiyatromuzun, özellikle de Tuluat Tiyatrosu'nun sıkıntılı dönemlerini, Naşit ve Tiyatrosu'nun yaşadıkları üzerinden aktarıyor. 20. yüzyıl gerçeğinde sinemanın giderek güçlenmesi ve yayılması, Şehir Tiyatroları'nın İstanbul tiyatro yaşamındaki yeri, yaklaşan 2. Dünya Savaşı'nın ülkeye ve sanata yansıyan zorlukları, Tuluat Tiyatrosu'nun yeni yol ayrımlarına girişi, Naşit'in tanıdığı, tanıştığı tiyatromuzun önemli adları, Naşit'in ailesiyle ilişkisi oyunun konusu ve kurgusunda kendine yer buluyor. Yakın dönem Türk Tiyatrosu'na müzikli anlatımıyla, anılarla harmanlanan bir gözle bakan oyun bizleri bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.

YORUM YAP