Renginar M. Sali

Fırtına öncesi sessizlik (Renginar M. Sali köşesi)

İlçemiz eğitim camiasının durumu dışarıdakiler için merak uyandırmakta. "Mevcut duruma alışma mı söz konusu?” diye soruyorlar. Öyle görünüyor gibi ama deniz epey dalgalı. Zaman zaman dalgaların şiddetlendiği de oluyor ve onların üstesinden gelmek için sanırım bazıları ‘sörf yapmayı’ öğrendi. En azından şimdilik böyle bir çare buldular!
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün işleyişinde sıkıntılar tabi ki son bulmuyor. Gelen iki şube müdürümüz Orhan Kesici ve Mecit Albayarak’a herhangi bir görevin verilmemesi kendilerini de oldukça rahatsız etti bu bilinmekte. En genç Şube Müdürümüz Mehmet Şen, görev ve sorumluluklarına alışmaya çalışırken, tecrübeli sayılan Murat Karipçin hatalar konusunda zirve yapmakta.
Örneğin "Yazarlar Okullarda” Projesi, eğitim-öğretim yılının birinci döneminde bir türlü yol alamadı. Öyle bir duruma gelindi ki İl’den bu konuda rapor istediler, oysa ki okullara projeyle ilgili daha henüz bir yazı bile gitmemişti. Unutuldu! Okullar, "Daha yazı bile göndermediniz, bizden neyin raporunu istiyorsunuz?” deyince dank ettiler! Tabi kolunuzun altına taşıyabileceğinizden fazla karpuz alırsanız, olacağı budur. Eninde sonunda birini düşürüp kırarsınız. Yalnız o kırılanla ilçenin bütün bir işleyişini sekteye uğratıyorsunuz. Bunun farkına varma vakti çoktan geldi.
Sadece Şube Müdürü mü? Kendisinin bu işle ilgili görevlendirdiği Din ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni de aynı durumda. İl’den gelen yazıya göre Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin Yazarlar Okullarda Projesi İlçe Yürütme Komisyonu’nu oluşturması ve çalışmaları yapması gerekirken, başlarına bir din öğretmenini görevlendiriyorsunuz ve her şeyi onun keyfiyetine bırakıyorsunuz. Bu proje yetmiyor, bu öğretmenimize bir de yeni açılan bir okula kurucu müdürlük görevi veriyorsunuz. Vay şimdi o okulun haline! Bahtı ne de karaymış! Büyük hayallerle kuruldu ama milli servet çürüyüp gidiyor. Bir takım nedenlerden dolayı daha önce açılamadı şimdi de yeni yöneticisinden nasibini alıyor. Çünkü bu çiçeği burnunda yöneticimiz diz üstü bilgisayarını İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü şeflerinden birine teslim ederek, bütün yazışmaları ve işlemleri için ona bırakmış durumda.
Sayın Kaymakamım işte böyle de bir yöneticiniz var! İlçe Müdürümüzün durumdan haberdar olduğunu pek sanmıyorum, bilse de bir şeyin değişeceğine inanmıyorum. Bakalım daha neler göreceğiz?
Neyse biz asıl konumuza dönelim. Okul yöneticileri veya Türkçe Öğretmenleri, uygun buldukları yazarları kendi imkanlarıyla getirmeye başlayınca, projeden sorumlu ilçe yetkililerinde bir kıskançlık, bir kıskançlık! Kendi beceriksizliklerini nasıl örtmeye çalıştıklarını bir bilseniz! "O yazarı siz değil biz getireceğiz”le başladılar Din Öğretmeni haddini aşarak "Getirmek istediğiniz yazarı istersem onaylarım. Bakalım izin verecek miyiz?” diyerek herkesi çileden çıkardı. Komik komik yazışmalar yapıldı. Ki o satırlara çocuklar bile güler. Daha fazla deşifre etmek istemiyorum yoksa o yazıları buradan da yayınlardım. Anlaşıldı bu işleri iyice dalgaya aldınız, umarım sizi sarsacak fırtına yakındır.
Bu arada sendikal ayrımcılığa girildi ve edebiyatçıları bezdiren durumlar yaşandı. İlçe Yürütme Komisyonu kuruldu kurulmasına da onlar toplanmadan kararlar almış gibi yazıldı yazılar! Nedense olumsuz yazılara projeden sorumlu Şube Müdürü Karipçin yerine Osman Kesici’ye imza attırıldı. Düzeltilen yazılarda ise Karipçin imzası görüldü.
Neyse devam edelim, bitmedi daha, sonu da gelmiyor bir türlü, gelmez de.  Yürütme Komisyonu toplandı. Bu arada yazar öğretmenlerle de ayrı bir toplantı yapıldı, ama ne zaman biliyor musunuz? Dışarıdan getirilmeye çalışılan yazarlarla sıkıntıya girilince, bütçe bulunamayınca, kısacası duvara toslayınca… Çünkü bu işin de bir adabı vardı ve bizimkiler bunu ne yazık ki bilmiyorlardı ya da bilmezden geldiler.  İlçemiz yazar öğretmenleri de bu adaptan söz ettiler. İşlerine gelmediği için gerçekleri görmek istemeyen proje sorumluları ise bu sefer karalamayı tercih etti. İnanılmaz ama gerçek, yazar öğretmenlerini meslektaşlarına şikayet ettiler.
Din öğretmenimiz ve çiçeği burnunda okul yöneticimizin ağzından dökülen şu çarpıcı sözlere ben de inanmak istemedim: "Yazarlıkmış! Ben de yazarım. Şurada…yazıyorum. Kitapları varmış. Ne olacak veririm bin lira ben de bastırırım. Benim de kitabım olur.” Kendisine verilen yetkiyle ne oldum delisi olan bu hocamıza biri artık bir dur desin. Eskiden koyu Eğitim Senli, yeni kendini bilmez Eğitim Bir-Senli eğitimcimizin hal ve hareketleriyle kendi sendika üyelerini de epey eğlendirdiği bilinmekte. Biz hep güleriz ya ağlanacak halimize...İşte bu da o örneklerden biri.
İkinci dönemde bir iki yazar getirildi. Bi-rinci dönem  davetlilerinden Yalvaç Ural’ın kitaplarını almadan ve okutulmadan yapılan söyleşinin aksine son söyleşilerde kitaplar alındı ama ne kitaplar! Hem Silivri Ortaokulu velilerinden kitabı iade edenler oldu.  Kürtajın dini açıdan sakıncalarından tutun bir sürü bu gibi konuların yer aldığı bizzat veliler tarafından tespit edildi. Öte yandan ilkokullara da gizlice dini kitaplar dağıtıldı. Çocukların psikolojilerini alt üst eden, "Öğretmenim bak günah işleyince böyle taşlanacakmışız” dedirten türden…
Oysa ki Diyanet İsleri Başkanlığı’nın hazırladığı çok güzel kitaplar var. Sevgi merkezli sevdirerek öğretmeyi hedef alan eserleri okutulabilinir.
Velilerimize sesleniyorum. Lütfen, o dağıtılan kitapları önce siz okuyun, sonra çocuklarınıza okutunuz. Soyut kavramların anlatıldığı ve çocukların yaş grubuna ise hiç uymayan kitaplar maalesef özel anlaşmalarla, komisyondan geçmeden, okullarımızda izinsiz bir şekilde dağıtılıyor. Umarım, edebiyatla ilgili olduğunu bildiğim Silivri Kaymakamı Faruk Bekarlar,  bu konuda harekete geçer.
***
Bazı eğitimciler ise yalakalık deryasında boğulmak üzere. İl Müdürlerini ve iktidar partisi temsilcilerini tweet’leriyle yağlamaktan kendilerini alamıyor. Çocuklarımızı emanet ettiğimiz okullarımızda eğitim-öğretime hizmet ye-rine kendi menfaatleri doğrultusunda sosyal medyaya gömülmüş, başlarını telefonlarından kaldıramaz hale gelmiş, işlerini güçlerini unutmuş vaziyetteler. Allah akıl fikir versin.
***
Bir başka konu da Eğitim Bir-Sen Silivri’nin "kanlı bıçaklı” olduğu sendikanın ilçemiz şube kurucusu Erdal Aslan faktörü gündemde. Biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde İl ve İlçe müdürleri arasında görev değişiklikleri bizi de epey heyecanlandırdı. İlçe Müdürümüz Ahmet Ay’ın performansı da ortada. Yetkililer nasıl bir strateji izleyecekler bilinmez ama, Ay’ın bu görev altında daha fazla ezilmesine umarım artık bir son verilir.

Bu arada Erdal Aslan’ın bu göreve getirilmesiyle ilgili kulisler yapılmakta. Aslan’ı düşündükçe nedense "Dönüşü muhteşem olacak” şarkı sözleri gelir hep aklıma. Bakalım dış etkenleri de devreye sokarak, Eğitim Bir-Sen Silivri’yi de bertaraf ederek hedefine ulaşacak mı?

YORUM YAP