Ahmet Yücegök

BU GÜNE BAKMAK

Dünün Silivri'si…
Nisan veya Mayıs ayları "yazlıkçı” tabir ettiğimiz ailelerin Silivri'ye gelmeye başladığı aylardı; Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları. Eylül ayı başına kadar kalırlar sonra dönerlerdi. Bunlar genellikle Almanya veya Avusturya'da çalışanlardı. Yıllık izinlerini kullanırlardı. Bir de, şimdi pek rastlamadığımız İtalyan, Alman veya başka bir Avrupa ülkesinden gelmiş turistler de vardı…
Yurt içinden gelenler ise genellikle İstanbul'dandı…
Bir de Devlet İşletmelerinin kampları vardı. Bazısı bu gün hala duran var. O zaman popüler olanları, Ofis Kampı, Ziraat Bankası Kampı, Devlet Yem Sanayi Kampıydı…
Bu kamplara dönem, dönem gelinir, süresi dolan geri dönerdi. Bu işletmelerde çalışanların maaşları özel sektöre göre daha fazlaydı. O nedenle onlar için "genellikle orta halliler” denirdi çünkü onlar Silivri insanına göre paralı sayılırdı…
Çadır kamp yerleri (Nebahat Abla-Gümüşyaka'da Karadayı Kampı.-Mimarsinan Köprüsü'nün Silivri tarafında şimdiki Körfezkent'in bulunduğu alanda, Arnavut Seydi'nin kampı. (Bu kampa genellikle yabancı turistler gelirdi) vardı…
Sonra, Gümüşyaka'ya doğru az ilerde Basınkent 1 Sitesi (ki bu site sahildeki sitelerin en büyüklerinden), Basınkonut 2, Bağ-kent, Altınorak, Çanta sınırında Albayraklar, Az ilerisinde Denizciler sitesi ve Gümüşyaka'ya doğru daha bir sürü site…
Murat Çeşme tarafında oturan da bir sürü site vardı. Onlar da yalnız yazları geliyordu ve Silivri Merkezle pek ilişkileri yoktu. Sahile iniş, çıkışları da kapadıkları için kendi dışındakilerle temasları yoktu…

***

Silivri bir sahil kasabası idi…
1984 Yılına kadar sahilde ne doğru dürüst gezecek, ne de doğru dürüst oturacak bir yer vardı. Birkaç balık lokantası haricinde…
Evet, doğru dürüst yeme içme yeri bile çok azdı…
Hala, eski Pazar yerinin önünde sahile çıkan yerdeki çay bahçelerinin önünde turladığımız o sahil yolu 1984 Yılı sonra Belediye Başkanı olan Seyit Girgin döneminde yapılmıştır. Yine o yıllarda, şimdi görülen çay bahçelerinin yerinde çok kısıtlı sandalye sayısı olan bir veya iki çay bahçesi vardı, erken inen aileler yer buluyordu, sonra gelenler ellerinde bir torba çekirdek sahilde bir tur atıp evlerine dönüyordu. Ve bu günkü Küpeşte, Amiral gibi işletmelerin bulunduğu burun pislik ve çöplük yuvasıydı. İlk olarak meraklı "Amca” geldi "orasını düzenlemem için bana müsaade eder misiniz?” dediğini duymuştum zamanın Belediye Başkanından ... İlk önce o sonra diğerleri geldi peşi sıra... Bu günkü görünen manzaranın hikayesi böyle başladı… Ve, bu işletmeler bu gün hala Silivri gençlerinin oturabileceği, annelerin, babaların çocuklarını rahatla müsaade edebileceği Silivri'nin en güzel yerleri…

***

1989 Yılından sonra hızlı bir değişim yaşandı…
Şimdiki palmiyeler o dönemde dikildi…
Eski Çay bahçelerinin içindeki balık lokantaları yıkıldı, yerine bir şey yapılmadı, çay bahçesi olarak kaldı. Ve Erseven Sitelerine bulunduğu yere yakın yeni bir tane daha yapıldı. Onun ötesinde Eski Festival alanının bulunduğu yerin yanına da bir tane yapıldı.
Ve Yarların altına da bir tane…

***

Şimdi…
Bu gün…
Kaç çay bahçesi…
Kaç Balık Lokantası…
Kaç Balık yenecek yer oldu…
Sayısını unuttum…
Ve, yapılan bunca düzenlemelerden sonra, hala büyük hizmet işletmesi ihtiyacı olduğu gayet açık görünüyor…
Ve Meydan düzenlemelerine olan ihtiyaç…
Birçoğu Selimpaşa, Gümüşyaka sahil düzenlemeleri ile giderilmiş olmasına rağmen… Ve Ortaköy, Çanta ve Kadıköy'de yapılan Meydan düzenlemeleri ile oturulacak yer ihtiyacı karşılanmış olmasına rağmen...
Ama…
Silivri'de hala en büyük ihtiyaç, hizmet işletmesi ihtiyacı…
Çünkü birçok Avrupa Ülkesinden büyük nüfusa sahip bir kentin eteklerinde konumlanmış bir kasaba Silivri…
Ve, o kentin zenginliklerinden yararlanması için günü birlik ziyaretlere ihtiyacı var Silivri'nin…
Ve…
Onun bilincinde Silivri...
İyi haftalar…

BİR BİLENDEN
----------------------
Kıdem Tazminatları yok oluyor. İlk olarak aza iniyor. Peşi sıra yok edilecek…
Efendim…
"Kıdem Tazminatı” denilen bir kavram, gelişmiş Batı ülkelerinde yokmuş…
Gerçekten öyle mi, değil mi inanmakta doğru değil, çünkü hiç birinin bu ülkelerde böyle bir araştırma yaptırdığına inanmıyorum ama söylüyorlar…
Neyse…
Bu gün iktidarı elinde bulunduranlar böyle söylüyor…
Efendim…
Olmayabilir…
Biz bağımsız ayrı bir ülkeyiz…
Onlarda da bir sürü başka şey var bizde olmayan… O konular ayrı...
Akıllılara bak…
Sanki, batının her şeyini kendilerine uyarlamışlar da, bir bu eksikmiş gibi Kıdem Tazminatını
ortadan kaldıracaklar…
Kendi yarattıkları Sermaye Gurubuna şirin görünecekler ye…
Lakin…
Doğrudan söylemeye cesaretleri yok…
O nedenle…
Yasayı "Batıya uyduralım” diyor, bu çok akıllılar…
Evet…
Gördüğünüz gibi…
Kendini çok akıllı sayanlar, işine gelince batıyı öne sürüyor...
Yine kendini çok akıllı sayanlar…
İşine gelince…
Doğuyu...
Katar'ı, Dubai'yi, Suriye'yi, Suudi Arabistan'ı örnek gösteriyorlar …
Ama…
Şunu inanın…
Günün egemenleri…
Batı ülkelerini örnek aldıkları falan yok…
Onların istediği Arap ülkelerindeki gibi bir devlet şekli…
Yani…
İşçi hakkı, insan hakkı, Özgürlük, Demokrasi gibi kavramların konuşulmadığı bir sistem…
Sonuçta…
Bu "Biat” kültürünün egemen olduğu bir sistem...
Bu sistem de…
Seçim …
Parlamento…
Yargı…
Muhalefet Partisi…
Sendika…
Oda…
Veya, daha başka Demokratik kitle örgütü...
Onlar için…
Hepsi fasa, fiso…
Benim gözlemim bu…

ÖNERİLENLER
---------------------
Kişiler var, kendilerini bulunduğu yere karşı sorumlu hissediyor. Daha iyi bir mekân için düşündüklerini öneri haline getiriyor.
O nedenle, herhangi bir yetkiliyi nerede yakalarsa o önerisini aktarırlar. O öneri yetkililerin bildiği, daha önce dillendirildiği bir öneri olabilir. Hatta, herkesin bilip de dillendiremediği bir öneri de olabilir...
Burada önemli olanı…
Önertinin eyleme dönüşmesi için, çabalamak. Düşüncede kalmaması için emek vermek, çaba sarf etmek…
O nedenle…
Önerinin, tekrarında sakınca yok diyorum…

***

İşte onlardan biri…
Boşnakbahçe…
Burası, sahilde…
Ve her Silivrilinin bildiği bir yer…
Ve her yıl yapılan Silivri Yoğurt Festivali için bulunmaz bir mekân…
Bilindiği gibi, her yıl tekrarlanan Silivri yoğurt festivalinin bulunduğu alan şehrin içinde ve küçük ve dar...
Ayrıca bu alanın bulunduğu yerin etrafı evlerle çevrili...
Ve, o alanda gündüzün belli bir saatinde provalarla başlayan o müthiş gürültü gecenin geç saatlerine kadar devam etmekte…
Düşünün…
Herhangi bir evde gece uyuyan var. Hasta var. Küçük bebek var. En önemlisi de evinde o müthiş gürültüden rahatsız olan yaşlılar var. Kendinizi onların yerine koyun. Gecenin o belli saatine kadar o gürültüyü çekmek zorunda mısınız? Olacak iş mi?.
Siz oradan ev alırken burası festival alanı, burada her yıl bir hafta festival yapılıyor. Arada sırada yapılan kutlama v.s. günler hariç…
Uyardılar mı?
Gayet tabi ki hayır…
O nedenle bu öneri kabul edilebilir…
Yani…
Olta Balık Lokantası önünde ileriye doğru ilerleyince karşımıza çıkan ve bazı yerleri özel şahıslara ait o geniş alan Boşnakbahçe'ye yapılacak bir düzenleme ile en uygun FESTİVAL ALANI olur. Özel şahıslara ait olanı "işin içinde kamu yararı olduğu için kamulaştırılır veya takas yapılabilir…

***

Eski Pazar Yeri'nin bulunduğu yerdeki o devasa yapının altındaki kısımlara dokunmadan üstünün yıkıp yerine çarşıdan sahili görecek şekilde güzel bir düzenlemenin yapılması önerisi var… Buna da hayır, denmez…

***

Bilhassa yaz aylarında çok sık dile getirilen bir öneri...
Sahil yolu trafiğe kapatılsın... Bilhassa dışarı masa çıkarmanın serbest olmasından sonra büyük bir ihtiyaç oldu. Esnafın ihtiyacının karşılanması için de gecenin belli bir saatinde, belli bir süre için açılabilir…
Şimdilik bu kadar…

YORUM YAP