Ataç’tan sektörel değerlendirme

Ataç’tan sektörel değerlendirme

14.10.2020 10:33:39

Kırtasiye sektöründe 43, tarım alanında ise 35 yıllık geçmişi olan iş insanı Erdoğan Ataç, hizmet verdiği alanların salgın sürecindeki son durumunu paylaştı ve yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Silivrili iş insanı Erdoğan Ataç, Küpe FM'de Turhan Alyakut'un sunduğu “İş Dünyası” programına konuk oldu. Kırtasiye, tarım ve zirai makinaları ve ilaçları konularında Silivri'ye yıllardır hizmet veren Ataç, tecrübelerini paylaştı, hizmet alanlarına dair değerlendirmelerde bulundu.
Turhan ALYAKUT: İş dünyasının tecrübeli isimlerinden bir tanesisiniz, Kimya Yüksek Mühendisisiniz,
sizi tanıyabilir miyiz?
Erdoğan ATAÇ: İlkokul ve ortaokulu Silivri'de okudum. Haydarpaşa Lisesi'nde devam ettim. Altı yıl yatılı okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi'nde Kimya bölümünden mezun oldum ve Silivri'ye geldim. O günün şartları içerisinde istediğim gibi bir iş olmamasından dolayı tesadüfen ticarete başladım. Çarşıda babamızın kiracı olduğu bir yer vardı boşalınca oraya geçip kırtasiyeciliğe başladık. Küçük bir yerdi. Bölgede yürüyen bir sektör benim iş hayatım oldu.

Turhan ALYAKUT: Bazen tesadüfler
insanı yönlendiriyor ve kalıcı oluyor.
Erdoğan ATAÇ: İlk başlarda tabi ki büyük sakıntı çektim. Bu kadar yıl bunun için mi okuduk, mesleği küçümsemek açısından söylemiyorum ama idealler açısından insana biraz dokunuyor. Süreç atlatmamızı sağladı ve bugünkü pozisyonumuza getirdi bizi.

“43 YILDIR KIRTASİYE SEKTÖRÜNDEYİZ VE MUTLUYUZ”
Turhan ALYAKUT: Ne kadar zamandır kırtasiye sektöründesiniz?
Erdoğan ATAÇ: 1977 Yılında başladık. 43 yıl oldu. Ticarette uzun soluklu bir süreç. Çalışanlarımızla birlikte başardığımız bir süreç. Mutluyuz. Bu işi yapmaktan zevk alıyoruz.
Eğitim-öğretim yılının başlaması nedeniyle eğitimcilerimize ve öğrencilerimize sağlıklı, hayırlı ve uğurlu bir yıl diliyorum. Başarılar diliyorum.

TARIMLA İLGİLİ A'DAN Z'YE
Turhan ALYAKUT: Kırtasiye
sektörünün yanı sıra tarım sektöründe de hizmet veriyorsunuz.
Erdoğan ATAÇ: Tarım sektörüne girişimiz 1985 yılında oldu. 35 Yıllık bir geçmişimiz var. Rahmetli kayınpederim Mustafa Çakı; Ziraat Mühendisi ve bölgenin Tarım Müdürüydü. Emekli olduktan sonra aklıma böyle bir şey geldi ve kendisini söyledikten sonra çalıştırabileceğini ifade etti. Onun kuruculuğunda başladık. 35 Yıldır şehrin merkezinde tarım, zirai ilaç, gübre, tohum, hobi ürünleri gibi tarımla ilgili A'den Z'ye ne düşünüyorsanız sektörel bir çalışma içerisindeyiz. Başarılı olduğumuza inanıyorum.
Ataç Kırtasiye Tarım Ticaret Sanayi diye bugün yeni bir iş yerimizi daha açtık. İçerisinde bütün tarım ürünleri ve aletleri yer alan bir alanı çalışmaya soktuk.

“SALGIN BİZE TARIMIN ÇOK ÖNEMLİ OLDUĞUNU GÖSTERDİ”
Salgın dönemi bize tarımın çok önemli olduğunu gösterdi. Toplumlar ister istemez kapanıyorlar bu sefer temel ihtiyaç olan tarım ürünlerini ithal etmek zorlaşabilir. Her ülke kendi sorunlarını halletmek zorunda. Biraz ironi ama bu salgının faydası bu oldu. Tarımı hatırladılar, sembolik de olsa tarlaya girdiler, toprağı işlediler. Bu onlara büyük fayda sağladı.

Turhan ALYAKUT: Sizin hizmet verdiğiniz kırtasiye ve tarım sektörü en çok
etkilenenler arasında.
Erdoğan ATAÇ: Bizim satış alanında olduğumuz tarım sektörü fazla etkilenmedi çünkü çiftçi tarlaya çıkabildi, çalışabildi. Üretmek zorundasınız. Hobi anlamında da herkes tarıma eğildi. Ufak bahçelere bile bir şeyler ekildi. Tarım biraz daha az etkilendi ama tabi ki sektör kapalı bir devreye girildi. Gelecekle ilgili kaygılar oldu.

Turhan ALYAKUT: Evde ekmek yapmayı hatırladık. Binlerce yıl evlerde ekmek yapılırken onu unuttuğumuzu fark ettik.
Erdoğan ATAÇ: Salgın dönemi kendimize yetmeyi öğretti.

“KIRTASİYECİLİĞİN ANLAMI VE İŞLEVİ DEĞİŞTİ”
Turhan ALYAKUT: Kırtasiye sektörü salgın sürecinden nasıl etkilendi?
Erdoğan ATAÇ: Eskiden bir okulun çevresinde açılmış küçük bir yerde sadece kitap, kalem silgi satan bir kırtasiye anlayışında sektör vardı. Şimdi kırtasiyeciliğin anlamı ve işlevi değişti. Kırtasiye deyince artık ofis ürünleri, kamusal alanlara ürün temini, okul kırtasiyesi, hediyelik bölümü gibi bir sürü bölümler oluştu. O bakımdan etkilenme okul kısmında çok oldu. Bu alanda satışımız çok düştü. Bizim gibi firmalar kurumsal çalışmaları çok olduğu için bu dönemde daha az sıkıntı çektiler. Fabrikalar da kapandı, mal temin ettiğimiz yerler de kapandı. Kırtasiye bölümünde tarıma göre daha büyük sıkıntı yaşandı. Okullar kapanınca ulaşım, yemek sektörleri çok sıkıntı çekti. Salgın zaten hizmet sektörlerini vurdu. Okul kısmına hitap eden arkadaşlarımızın büyük sıkıntıları oldu.

Turhan ALYAKUT: Sizin internet satışınız var mı?
Erdoğan ATAÇ: Var, gerçi kendi sitemiz değil. Ortak sitelerde platformlar açarak oralardan satışlar yapıyoruz. Tabi bu çok karlı olmuyor. Sadece satmakta zorlandığınız, Türkiye'nin başka bölgelerinden aranacak malları oraya koyarak ürünlerinizi eritmek ve stokunuzu düzenlemek anlamında yapılan bir satış. Kendi sitemizi yaptığımız zaman başarımız çok daha artacaktır.

“MARKETLER YILIN HER AYI BİR SEKTÖRÜ RAFLARINA ALIYOR”
Turhan ALYAKUT: Sadece aynı sektördeki işlemeleriniz arasında rekabet olmuyor, marketlerde de kırtasiye malzemelerin satışı sizin kanayan yaranız.
Erdoğan ATAÇ: Zincir marketler yılın her ayı bir sektörü raflarına alıyorlar. Eylül Ekim aylarında bizi alıyorlar, daha sonra kış ürünlerini, yazın tarım ürünlerini alıyorlar. Giyim ürünlerini de alıyorlar. O bakımdan bütün sektörlere sıkıntıları var. Bu konularda bir takım yasal düzenlemeler getirilmeli.

“ALICILAR BU KONUYU DİKKATE ALMALI”
Biz kırtasiye sektöründe uzman kişilerle çalışıyoruz çünkü biz bu işi 12 ay yapıyoruz. 12 ay boyunca sattığımız malın arkasında, işimizin takibindeyiz. Onun için alıcıların bu konuyu dikkate alması gerektiğine inanıyorum. Biz çok daha sorumlu hareket etmek zorunda kalıyoruz.
Kırtasiyenin de bir marketi olmalı ama uzmanlık konusu kırtasiye olan bir sektör olmalı. Nasıl bilişim sektörünün bir alanı var, kırtasiye sektörünün de, gıdanın da bir marketi olacak. Sektörler uzmanlaşmalı. O zaman müşteriye cevap vermek çok daha kolay oluyor. Kırtasiye sektöründe yüz bin çeşit ürün raflara giriyor.

Turhan ALYAKUT: Her sektörün bir takım sivil toplum kuruluşları var. Çözüm önerileri ortaya koyuyor. Sizin de üyesi olduğunuz bir sivil toplum kuruluşu var mı?
Erdoğan ATAÇ: İthalatçı ve üreticiler kısmında oluşmuş bir kurul var. Ben üye değilim. Sorunlarımızı bu kurul vasıtasıyla resmi kurumlara iletiyoruz. Yeterli değil, bunu çok daha genişletmemiz lazım. Katılıp bu platformu daha da genişletip sorunlarımızı resmi mercilere daha iyi aktarabiliriz.

KIRTASİYE ÜRÜNLERİNDE
NELERE DİKKAT EDİLMELİ
Turhan ALYAKUT: Kırtasiye ürünü alırken nelere dikkat edelim?
Erdoğan ATAÇ: Sadece kırtasiye değil tüm ürünler için bu önemli. Kırtasiye ürünleri için bir takım normlar var. Ürünün kalitesini belirleyen TSE belgesi var. Özellikle adı oyuncak sektörü diye geçen CA Belgesi diye bir şey var. Sadece kalite değil, bir sağlık ve güvenlik formudur. Avrupa Birliği tarafından ortaya konmuş. Bu belgeye sahip olmayan ürünlerin satışına izin vermezler. AB, 24 tane kriter içeren yönetmelik çıkarmış. Hangi ürünlerin girdiği yazılı. Bütün kırtasiye ürünleri için şart değil. Oyuncak statüsünde sayılan kırtasiye ürünleri içindir; pastel boyalar, keçeli kalemler, oyun hamurları, sulu boyalar, kuru boyalar, yüz boyalar, silgi v.s. Kendilerine göre güvenilir yerlerde almaya çalışacaklar. Markalı ürünleri tercih edecekler çünkü onlar bu hassasiyetleri daha fazla gösteriyor.

Turhan ALYAKUT: Yeni iş yeriniz
hakkında biraz bilgi paylaşabilir misiniz? Neler satıyorsunuz?
Erdoğan ATAÇ: Çiçek, sebze tohumları, çim biçme makineleri, budama makasları yani bütün alet edevat, ekipmanlar, çapalama makineleri, makine ekipmanları, ilaçlar. İlaçlar ve gübreler konusunda arkadaşlarımız danışmanlık yapıyor. Renginar SALİ


  1. Ercan ÇAKIR Ercan ÇAKIR

    Ataç sonsuz sevgi ve saygılarımla..her zaman mahalede seni örnek aldık.almayada devam ediyoruz.rabbim sana sağlık sıhat efiyet huzur mutluluk bol kazançlar versin... amin.

YORUM YAP