2019–2024 dönemi Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz, Çanta bölgesinde planlanan çimento fabrikası süreci üzerinden mevcut yönetime sert sorular yöneltti. “Silivri'nin muhafızıyım” söylemiyle çimento fabrikasına verilen olumlu görüş arasında açık bir çelişki olduğunu savunan Yılmaz, sürecin kamuoyundan ve meclis üyelerinden gizli yürütüldüğünü iddia etti.
Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün belediyeye görüş sorduğunu, bir aylık yasal süre bulunmasına rağmen 20 gün içinde olumlu cevap verildiğini belirten Yılmaz, “Toplantı yapılmadı, halk bilgilendirilmedi. Sizi bu kararı vermeye motive eden güç neydi?” ifadelerini kullandı. “Klinker öğütme tesisi deniliyor ama açık konuşalım; bu bir çimento fabrikasıdır” diyen Yılmaz, hem belediyeye hem de şehir bileşenlerine eleştiri yönelterek, “Bu konuda hepimiz sınıfta kaldık” değerlendirmesinde bulundu.
“FARKLI BİR BELEDİYECİLİK HİKÂYESİ YAZACAĞIZ DEDİK”
Sevginar Sali: Şu ara çok popüler bir şarkı var; “Sar zamanı geriye…” diye. Beş yıl geriye zamanı sarmış olsak, Volkan Yılmaz Silivri Belediye Başkanı olarak neyi farklı yapardı?
Volkan Yılmaz: Beş yıl geriye sarsak neyi farklı yapardık? Şunu mu demek istiyorsunuz; “Seçimi kaybettiniz, seçimi kazanmak için neyi farklı yapardınız?” diye mi soruyorsunuz?
Biz Silivri'de şunu söyledik: Farklı bir belediyecilik hikâyesi yazacağız. Farklı bir yönetim anlayışıyla sizlerle beraber olacağız. Ama bu anlayışta baronlara, ayrıcalıklı kişilere, çıkar gruplarına, belediyeden nemalananlara, belediyenin parasını çarçur edenlere yer olmayacak dedik. Yeni yönetim anlayışımızda garibanın, gurebanın, yetimin, düşkünün; herkesin eşit ve adil hizmet aldığı bir belediyecilik olacak dedik.Bir sosyal deney yapacağız dedik. Vatandaş, baronları, kartvizitinde ayrıcalık taşıyanları, belediyeden nemalananları, siyasi çığırtkanlığı tercih edenleri mi seçecek; yoksa elinin tersiyle bunları iten bir belediye başkanını mı?
Ama bununla birlikte hizmetle vatandaşını doyuran, vatandaşın elini bir kez olsun bırakmayan, şeffaf, dürüst; rüşvetin, irtikabın konuşulmadığı, belediyede kötü ilişkilerin olmadığı bir yönetimi mi seçecek? Yoksa eski tarz, eski düzen, eski alışkanlıklara mı geri dönecek? Bizim ortaya koyduğumuz şey buydu. Bu bir sosyal deneydi.
“SOSYAL DENEYE BEKLEMEDİĞİMİZ BİR KATALİZATÖR GİRDİ”
Cem Güner: Sonuç ne oldu sosyal deneyde?
Volkan Yılmaz: Sosyal deney şöyle oldu Cem Bey; kimya deneylerinde katalizatörler vardır. Kimyasal reaksiyonu hızlandıran ya da yavaşlatan unsurlar… Bizim ortaya koyduğumuz sosyal deneyin içine de hiç ummadığımız bir katalizatör girdi. Seçim, yerel seçim atmosferinden çıktı ve genel seçim havasına büründü. Ekonomik koşullar, geçim sıkıntısı, ülke gündemi devreye girdi. Bu katalizatör, sosyal deneyin sonucunu tam olarak almamızı engelledi diye düşünüyorum.
“BENİM KAYBETMEM DEĞİL, ANLAYIŞIN KAYBETMESİ ÖNEMLİ”
Benim kaybetmem bir şey ifade etmez. Şahıslar gelir, şahıslar gider. Ben kaybedebilirim.Ama toplumda ortaya koyduğumuz anlayışın kaybetmesi, başka bir anlayışın kazanması beni düşündürür. Ümitsizliğe sevk eder mi diye kendime sorarım.Yine de kendimi şöyle teselli ediyorum: Bu sosyal deneyin olumlu anlamda sonuç vermesini engelleyen şey o katalizatördü.
“BİRÇOK ŞEYİ FARKLI YAPMAZDIK”
Sevginar Hanım'ın sorusuna dönersek; beş yıl geriye gitsek neyi farklı yapardık? Açık söyleyeyim, birçok şeyi farklı yapmazdık. Birçok şeyi yine aynı yapardık.
“EN BÜYÜK ÖZ ELEŞTİRİM AİLEME YETERİNCE ZAMAN AYIRMAMAK”
Sevginar Sali: Aldım o cevabı zaten.
Volkan Yılmaz: Ama şunu söyleyeyim… Elbette kendime yönelik yaptığım öz eleştiriler var. Bu beş yıl içerisinde çok fazla çalıştım. Gerçekten çok yoğun bir tempoda çalıştım. Ama kendimde eleştirdiğim en önemli konulardan biri, zamanı verimli kullanamamış olmam. En büyük haksızlığı da aileme yaptığımı düşünüyorum. Çocuklarıma… Aynı hizmetleri yine yapabilir, aynı performansı ortaya koyabilir ama onlara da daha fazla vakit ayırabilirdim. Bunu yapmadım.
“SANKİ BELEDİYEYİ BİRİSİ ALIP GÖTÜRECEK GİBİ ÇALIŞTIM”
Sanki Silivri Belediyesi'ni birisi alıp götürecekmiş gibi, sanki ben o saat, o dakika orada olmazsam işler yürümeyecekmiş gibi 7/24 bir tempoyla çalıştım. Belki dinlenerek, ailemle vakit geçirerek daha verimli hizmetler sunabileceğim bir belediye başkanı olabilirdim. Daha dinlenmiş, daha dengeli bir yönetim anlayışı ortaya koyabilirdim. O fırsatı ıskalamış oldum.
“VATANDAŞIN NEŞELİ VE ÜZÜNTÜLÜ GÜNLERİNDE YANINDA OLAMADIĞIM ZAMANLAR OLMUŞ OLABİLİR”
Vatandaşlarımızı ihmal ettik mi? Hizmet anlamında değil. İşimizin başındaydık, görevimizi takip ediyorduk.Ama onların neşeli günlerinde, üzüntülü günlerinde, bazı özel zamanlarında yanında olamadığımız anlar olmuş olabilir. Bu anlamda bir eksiklik varsa bunu kabul ederim.
“DERSLER ÇIKARDIK, ZAMANI GELDİĞİNDE EYLEME DÖNÜŞTÜRECEĞİZ”
Bu süreçte siyaseten ders aldığımız konular var. Belki burada detaylandırmam doğru olmaz. Ama zamanı geldiğinde, sözle değil eylemle bu dersleri hayata geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Çıkardığımız dersler var Sevginar Hanım.
“VOLKAN YILMAZ KİBİRLİ DEĞİL, DURUŞU OLAN BİRİ”
Sevginar Sali: Mesela kibirli olmakla eleştiriliyordunuz. En sık karşılaştığınız eleştirilerden biri buydu. Kibirli biri mi Volkan Yılmaz?
Volkan Yılmaz: Volkan Yılmaz kibirli biri değil; gururlu biridir.Volkan Yılmaz kibirli değil ama duruşu olan biridir. Yeri ve zamanı geldiğinde herkese hak ettiği cevabı, yüzüne karşı söyleyebilen biridir.
Hak etmediği kişiye, hak etmediği değeri vermeyen; ama hak ettiği cevabı da açıkça ifade eden biriyim. Eğer bunlar kibir olarak adlandırılacaksa, bunu o şekilde değerlendirenlerin takdirine bırakırım.
“FAKİRE ÜSTEN BAKTIĞIMI GÖRDÜNÜZ MÜ?”
Siz beni beş yıl yakinen tanıdınız. Bir fakire, fukaraya, garibe, gurebaya ya da düşküne yukarıdan baktığımı gördünüz mü?Zenginliğiyle, kartvizitindeki etiketiyle birisine hak ettiğinden fazla değer verdiğimi gördünüz mü? Bunu sormak isterim.
“SİLİVRİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI SINIRSIZ TALEPLERE CEVAP VERİLECEK YER DEĞİLDİR”
Bana yöneltilen eleştirilerden biri de iş dünyasıyla yeterince ilişki kurmadığım yönündeydi. Oysa ben de iş dünyasının içinden gelen biriyim. Ama Silivri Belediye Başkanlığı, iş dünyasının sınırsız taleplerine cevap verilecek bir makam değildir. Orası sınırların çizileceği, herkesin haddini, hukukunu bilmesi gereken bir yerdir. Herkesi memnun etmek adına belediyenin kurumsal kimliğini ayaklar altına almak bana yakışmazdı.
“SİLİVRİ HÂLÂ KASABA RUHUNU TAŞIYOR”
Cem Güner: Silivri hâlâ küçük bir yerleşim merkezi ve kısmen kasaba ruhunu muhafaza ediyor.
Volkan Yılmaz: Evet, kısmen.
“240 BİN NÜFUSLU BİR ŞEHRİ 5 BİN NÜFUSLU KASABA GİBİ YÖNETEMEZSİNİZ”
Cem Güner: İnsanlar belki de istedikleri zaman sarılıp öpebilecekleri, istedikleri zaman “sen” diye hitap edebilecekleri, “Ne haber?” diyebilecekleri bir belediye başkanı istiyordu. Belki arkadaş olacakları bir belediye başkanı…Siz ise toplumun önünde daha çok bir ilçe kaymakamı gibi göründünüz. Yaptıklarınız doğruydu ama küçük bir kasabanın beklentileriyle çelişmiş olabilir. Bunu sosyologlar, psikologlar daha iyi yorumlar elbette.
Volkan Yılmaz: Farklı bir pencere tabii. Nereden baktığınız çok önemli.Kasaba hüviyeti dediğiniz şey benim de çok sevdiğim, değer verdiğim ve yaşatılmasını önemsediğim bir konu. Bunu hep ifade ettik.Ama hayatın da gerçekleri var.
Silivri'nin nüfusu 240 bin 29 kişi. Bu artık küçük bir kasaba ölçeği değil. Kasaba ruhunu koruyalım, samimiyeti koruyalım; buna ben de inanıyorum. Ama 240 bin nüfuslu bir ilçeyi yönetirken aynı zamanda kurumsal bir ciddiyeti de korumak zorundasınız.
Cem Güner: Resmi nüfus aslında şu anda daha da yukarıda.
Volkan Yılmaz: Şimdi 240 bin kişilik bir şehrin ihtiyaçlarını düşünebiliyor musunuz? Genç nüfus artıyor. Kütüphane ihtiyacı var, eğitim ihtiyacı var, kültür ve sanat ihtiyacı var. Engelli bireylerin ihtiyaçları var. Yaş almış büyüklerimizin ihtiyaçları var. Siz Silivri'yi hâlâ 20 bin nüfuslu eski Kavaklı Belediyesi, Değirmenköy Belediyesi ya da Ortaköy Belediyesi gibi yönetmeye kalkarsanız Silivri'ye haksızlık edersiniz.
Cem Güner: Haklısınız.
“SİLİVRİ'NİN BEKLEYEN BÜYÜK HİZMETLERİNİ KARŞILAYAMAZSAM, “İYİYDİ, HOŞTU AMA BOŞTU” DERLER”
Volkan Yılmaz: Ben her gün beş cenaze, beş düğün, beş toplantı, restoran açılışı gezerek vakit geçirirsem; Silivri'nin bekleyen büyük hizmetlerini karşılayamazsam, beş yıl sonra bana “İyiydi, hoştu ama boştu” derler. Silivri'nin ihtiyaçları her geçen gün artıyor.
“SİLİVRİ ARTIK ‘SIRT SIVAZLAYARAK' YÖNETİLECEK BİR ŞEHİR DEĞİL”
Silivri artık sokakta birinin elini tutup, diğerinin sırtını sıvazlayarak, “Tamam, oldu bu iş” diyerek yönetilecek bir şehir olmaktan çıktı. Bunu böyle görmezsek Silivri'ye haksızlık ederiz.
“HİZMETİ, YATIRIMI VE BÜYÜYEN SİLİVRİ'Yİ KONUŞUYOR OLACAKTIK”
Sevginar Sali: Peki Volkan Yılmaz görevde kalsaydı, bugün yedinci yılında olacaktı. İktidarınızın nelerini konuşuyor olacaktık Silivri'de?
Volkan Yılmaz: Silivri'de yine hizmeti konuşuyor olacaktık. Yatırımları konuşuyor olacaktık. Gelişen, büyüyen turizmiyle, sanatıyla, kültürüyle herkesin gıptayla baktığı bir Silivri'yi konuşuyor olacaktık. Kültür Merkezi'nin tamamlandığını konuşuyor olacaktık. 650 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin kaba inşaatının bitmiş olduğunu konuşuyor olacaktık. Spor Adası'nda yapılan faaliyetleri konuşuyor olacaktık. Belediye Müzesi'nin ilçenin kültür hayatına katkı sunduğunu konuşuyor olacaktık. Piri Mehmet Paşa Camii'nin restorasyonunun tamamlandığını, yukarıdaki Hünkâr Şerif Camii'nin ve sarnıcın, Bizans kalıntılarının restorasyonunun bittiğini konuşuyor olacaktık. Yeni yüzme havuzlarını, yeni spor tesislerini, Kavaklı Stadı'nı, Ortaköy Stadı'nı, Selimpaşa Stadı'nı konuşuyor olacaktık.
“BUGÜN NE KONUŞULUYOR?”
Cem Güner: Silivri'de bugün itibarıyla neler konuşuluyor peki?
Volkan Yılmaz: Bugün toplanamayan çöpler konuşuluyor. Yaması yapılamayan caddeler konuşuluyor. Belediyenin uğramadığı köyler konuşuluyor. Tasarruf tedbirleri denilerek alınamayan ahır gübreleri, dağıtılmayan yerli ve milli Türk tohumları konuşuluyor. Cem Bey, siz de sokakta geziyorsunuz. Ne konuşuluyor?
“KEŞKE BU SORUNUN MUHATABI BEN OLMASAYDIM”
Cem Güner: Şimdi bir de çimento fabrikası konusu var. Çanta bölgesinde bir çimento fabrikası inşa ediliyor. Kamuoyunda henüz çok konuşulmadı ama Değirmenköy'de ikinci bir çimento fabrikası yapılacağı yönünde duyumlar var. Bu konudaki değerlendirmenizi almak istiyoruz.
Volkan Yılmaz: Açık söyleyeyim, keşke bu sorunun muhatabı ben olmasaydım. Ben de değilim ama konuşmak zorundayız. Çimento fabrikasıyla Silivri'nin adının yan yana gelmemesi gerekirdi. Bu konu başlı başına bir programın konusu olur; saatlerce konuşulur, yine de yetmez.
“SİLİVRİ'NİN MUHAFIZIYIM DİYORSANIZ…”
Hatırlarsınız, bir dönem “İstanbul'un muhafızı” söylemi vardı. Silivri'de de “Silivri'nin muhafızıyım” deniliyordu. Şimdi soruyorum: Silivri'nin muhafızı olduğunu söyleyen bir belediye başkanının, çimento fabrikasına olumlu görüş vermesi sizce örtüşüyor mu? Bu bir çelişki değil mi?
“SİLİVRİ'YE ÇİMENTO FABRİKASI İZNİ VEREN İLK BELEDİYE BAŞKANI OLDULAR”
Şehrinize yapabileceğiniz en büyük kötülüklerden biri çevresel yükü ağır bir sanayi tesisine izin vermektir. Belki başka alanlarda “ilk” olamadılar ama bir ilke imza attılar: Silivri'ye çimento fabrikasına izin veren belediye başkanı oldular.
“NEDEN YETERLİ TEPKİ VERİLMEDİ?”
Benim asıl üzüldüğüm nokta şu: Basın mensupları dahil, sivil toplum kuruluşları, çevre dernekleri, Kent Konseyi ve Silivri'de yaşayan vatandaşlarımız bu konuya yeterli tepkiyi vermedi. Neden korkuyoruz? Kimden çekiniyoruz? Bu topraklar bize atalarımızdan emanet. Biz de çocuklarımıza bırakacağız. Bu kadar mı kıymetsiz? Ne uğruna, hangi gerekçeyle çimento fabrikasına izin veriliyor, bunu hiç düşündünüz mü? Bakın, konuyu şöyle özetleyeyim.
“AÇIK KONUŞALIM; BU BİR ÇİMENTO FABRİKASIDIR”
Bu konuyla ilgili ben İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne bizzat ziyarette bulundum. Konunun aslını öğrenmek istedim. Bana verilen bilgi şu: Başvuruda belirtilen yıllık kapasite miktarı, mevzuattaki belli bir sınırın altında gösterildiği için ÇED raporu gerekmiyor. Ancak yazışmalarda geçen ifade “klinker öğütme tesisi”. Bu bir aldatmacadır. Açık konuşalım; bu bir çimento fabrikasıdır. Çimento fabrikası yapılmak isteniyor.
Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Silivri Belediye Başkanlığı'na bir yazı gönderiyor. Yazıda özetle şu deniliyor: “Çanta Mahallesi'nde şu ada, şu parselde planlanan tesisle ilgili görüşünüz nedir? Şehre yaratacağı çevresel etkiler konusunda değerlendirme yapar mısınız? İsterseniz bir aylık cevap süresine ilave süre verebiliriz. İsterseniz toplantı yapabiliriz.”
Yani belediyeye açık bir şekilde “Gelin konuşalım” deniliyor.
“ŞEHRİ BERABER YÖNETECEKTİK HANI?”
Şimdi soruyorum: “Silivri'nin muhafızıyım” diyen, “Şehri beraber yöneteceğiz” diyen bir anlayış burada ne yaptı? Bu yazı geldiğinde kamuoyuyla paylaştı mı? Belediye meclis üyeleriyle paylaştı mı?
Cumhuriyet Halk Partili meclis üyelerine soruyorum; haberiniz oldu mu? Cumhur İttifakı meclis üyelerine soruyorum; sizin bilginiz oldu mu? Bu karar, şehrin seçilmiş meclis üyelerinden dahi saklandı. Bu konu şehirle paylaşılmalı değil miydi? Halk toplantıları yapılmalı değil miydi? Sivil toplum kuruluşları, çevre dernekleri, Kent Konseyi çağrılıp “Şehrimize bir çimento fabrikası yapılmak isteniyor, ne düşünüyorsunuz?” denmeli değil miydi? Bunların hiçbiri yapılmadı.
“BİR AYLIK SÜRE VARKEN 20 GÜNDE OLUMLU GÖRÜŞ VERİLDİ”
Bir aylık cevap süresi varken, 20 gün içinde olumlu görüş yazısı gönderildi. Toplantı talep edilmedi. Ek süre talep edilmedi. Kamuoyu bilgilendirilmedi.
“SİLİVRİ'NİN MUHAFIZINI MOTİVE EDEN GÜÇ NEYDİ?”
Buradan soruyorum: Silivri'nin muhafızını motive eden güç neydi? Sayın Bora Balcıoğlu, sizi ne motive etti? Bu kadar hızlı, bu kadar kapalı bir şekilde, herkesten saklanarak olumlu görüş verilmesini gerektiren motivasyon kaynağınız neydi? Silivri halkı bunu bilmek istiyor. Yazıklar olsun diyorum.
“SEN OLUMSUZ GÖRÜŞ VER, HEPİMİZ ARKANDA DURURDUK”
Sevginar Sali: Sanki cevabı biliyorsunuz gibi konuşuyorsunuz?
Volkan Yılmaz: Yazıklar olsun… Gerçekten yazıklar olsun. Ben bu şehrin güzel insanlarının, Çanta'daki o parselin önünde binler halinde toplanıp “Buraya çimento fabrikası istemiyoruz” demesini beklerdim.Bir de ne deniyor biliyor musunuz? “Ben vermeseydim bakanlık verecekti.” Yahu sen olumsuz görüş verseydin, hepimiz arkanda dururduk. Eski belediye başkanları da dururdu. Sivil toplum da dururdu. Vatandaş da dururdu. Derdi ki “Silivri bu tesisi istemiyor.” Eğer buna rağmen bakanlık izin verseydi, o zaman çıkar derdin ki: “Ben olumsuz görüş verdim. Buna rağmen şu kurum izin verdi.” O zaman şehir olarak direndiğimizi söylerdik.
“TAŞ OCAKLARINA 9 KEZ OLUMSUZ GÖRÜŞ VERDİNİZ, ÇİMENTOYA NEDEN BİR KEZ VERMEDİNİZ?”
Danamandıra'daki taş ocakları için 9 defa olumsuz görüş verdiğinizi söylüyorsunuz ve bununla övünüyorsunuz. Peki çimento fabrikasına neden bir defa bile olumsuz görüş vermediniz?
Tekrar soruyorum: Sizi motive eden güç neydi?
Bu sorunun cevabını Silivri'ye vermek zorundasınız. Bugün vermezseniz yarın verirsiniz. Ama bu cevap bir gün verilecek.
“BU KONUDA HEPİMİZ SINIFTA KALDIK”
Şunu da açık yüreklilikle söylüyorum; bu şehrin bütün bileşenleri, kendim dahil, bu konuda sınıfta kalmıştır. Şile'de benzer bir tesis yapılmak istendi. Şile halkı ayağa kalktı ve yapılmasını engelledi.
Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü açıkça şunu söyledi: “Silivri Belediyesi olumlu görüş verip inşaat ruhsatı düzenlemese, bizim buraya ruhsat vermemiz söz konusu değildi.”Ama ne oldu? İnşaat ruhsatı apar topar verildi.
“O KOLTUĞU BIRAKIR GİDERDİM, YİNE DE İMZA ATMAMAZDIM”
Benim belediye başkanlığım döneminde böyle bir tesisin Silivri'de inşaat ruhsatı alma şansı yoktu.
Bedeli ne olursa olsun… Siyasi baskı da olsa… O koltuğu bırakmak da gerekse… Ben o çimento fabrikasına imza atmazdım. Bu karar hem şahısların üzerine hem de bu şehrin üzerine ağır bir yük bırakmıştır. Üzülerek söylüyorum… Yazıklar olsun.
“BU KONUDA HEPİMİZ SINIFTA KALDIK”
Cem Güner: Burada bir bilgi vermek isterim. Yaklaşık 6–7 ay önce bu konuyu ilk gündeme taşıyan Supersilivri.com olarak bendim. Bu konuda otuz civarında yayın yaptım. Bunu da not düşmek isterim.
Volkan Yılmaz: Evet, takip ettim.
Sevginar Sali: Kent Konseyi ve Çevre Derneği'nin de bu konuda çabaları oldu, onu da belirtelim.
Cem Güner: Evet, sonrasında onlar da süreci takip etti.
Volkan Yılmaz: Cem Bey, siz de, ben de, Kent Konseyi de, Silivri'de yaşayan vatandaşlarımız da… Üzülerek söylüyorum, bu konuda hepimiz sınıfta kaldık.
“ŞEHİR İSTERSE ENGELLER”
Bir şehir topyekûn karşı durursa, ortak akıl ortaya koyarsa, kararlılıkla mücadele ederse birçok şeyi değiştirebilir.Ben şuna inanırım: Bir şehrin kaderi sadece Ankara'da, İstanbul'da çizilmez. O şehrin kendi iradesi de belirleyicidir. Eğer güçlü bir şekilde “Biz bunu istemiyoruz” denirse, bunun siyasi ve idari karşılığı olur. Çatalca örneği bunun somut göstergesidir. Silivri'de de aynı refleks gösterilebilirdi. Belediye olumsuz görüş verseydi, meclis ortak tavır alsaydı, sivil toplum güçlü bir duruş sergileseydi, kamuoyu baskısı oluşsaydı süreç farklı ilerleyebilirdi.
“ŞEHRİN ORTAK DURUŞU OLUŞMADI”
Ama burada o ortak duruş oluşmadı. Bir kısım tepki verdi, bir kısım yayın yaptı, bir kısım itiraz etti… Ancak bu şehir topyekûn bir refleks ortaya koyamadı. Benim itirazım sadece bir imzaya değil; o imzaya giden süreçte şehrin yeterince kenetlenememesine. Silivri, geleceğini ilgilendiren konularda daha güçlü bir ortak bilinç üretmek zorunda. Aksi halde bugün çimento fabrikası olur, yarın başka bir ağır sanayi yatırımı olur.
“RUHSATI VERMEZSENİZ O FABRİKA NASIL TEMEL ATACAK?”
Volkan Yılmaz: Şimdi en temel soru şu: Siz imar ruhsatını, inşaat ruhsatını düzenlemezseniz o çimento fabrikası nasıl temel atacak?21 gün içinde olumlu yazı yazıyorsunuz ve diyorsunuz ki: “Çimento fabrikasını yapacak şirket gerekli önlemleri alacaktır.”
Ben buradan soruyorum: Siz bu şirketin ortağı mısınız? Gerekli önlemleri alacağına nasıl kanaat getirdiniz? Hangi bilimsel rapora, hangi şehir mutabakatına dayanarak bu güvenceyi verdiniz?
“İKİNCİ BİR FABRİKA DUYUMU VAR”
Cem Güner: Bu arada Değirmenköy tarafında ikinci bir çimento fabrikası yapılacağı yönünde de duyumlar var.
Volkan Yılmaz: Eğer bu doğruysa, artık Silivri'nin sanayi kimliği üzerinden bambaşka bir noktaya sürüklendiğini konuşuyoruz demektir.Bir tane vardı. Akçansa vardı. İsim değişti ama tesis aynı tesis.Şimdi ikinci bir fabrika ihtimali konuşuluyorsa, bu artık Silivri'nin kaderini değiştirecek bir mesele haline gelir.
“CHP'Lİ MECLİS ÜYELERİ DE KARŞI ÇIKMALIYDI”
Ben açık söyleyeyim; Cumhuriyet Halk Partili meclis üyelerinin de bu karara karşı çıkması gerekirdi. “Cumhur İttifakı'ndan devraldığımız bir belediyeyi biz bu şekilde yönetmemeliyiz. Şehrimize bu şekilde zarar vermemeliyiz” demeleri gerekirdi.Ama kimseden güçlü bir itiraz sesi çıkmadı. Bu da beni ayrıca üzdü.
“SİLİVRİ'NİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Sevginar Sali: Son mesajınızı alalım. Silivri halkına ne söylemek istersiniz?
Volkan Yılmaz: “Son mesaj” demeyelim ama bu program vesilesiyle Silivri'de yaşayan hemşerilerimize şunu ifade etmek isterim: Biz Silivri'de olmaktan, Silivri'ye hizmet etmekten ve hangi platformda olursa olsun Silivri'ye katkı sunmaktan son derece mutluyuz. Silivri'nin yanında olmaya devam edeceğiz. Hemşerilerimizin elini hiçbir zaman bırakmadık, bırakmayacağız. Bu vesileyle tüm hemşerilerimin Ramazan-ı Şerif'ini de tebrik ediyor, hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Sevginar SALİ






