Sevginar Sali

Ahmet Maşalacı

Dün bir sürü telefondan sonra Ahmet Abi (Maşalacı) da aradı “Sevginar kardeşim, söylediğim her şeyi yazmamışsın… Keşke şunu da söyleseydim, bunu da ekleseydik...” diye sözlerine devam etti…
Ahmet Abi, zaten yer yerinden oynamış bir de yazmadıklarımız ve senin “Bunları da ekleseydik” dediklerine de yer verseydik ne olurdu bilmiyorum, daha doğrusu düşünmek istemiyorum… Henüz mesleki canavarlık konusunda o kadar yükselmedim : )
İçten pazarlıklı söylemleri, kem kümleri halk artık yadırgıyor… Hele akıl vermeye çalışan, kör göze parmak misali yönlendirmeye kalkanlar çağımızda itici olmaktan öteye gidemiyor…
Ahmet Abi'nin anlattıklarını dinleyince bazı konularda ayakta uyuduğumu hissetmedim değil itiraf etmeliyim… Siyaseti dışardan izlemek başka bir şey, içinde olmak bambaşka bir olay… Siyasetçi var siyasetçi var bir de… Etliye sütlüye bulaşmadan yolunda giden, bir de birçok yere eli uzanan, en az o kadarından haberi olan var… Aktif siyasetteki Ahmet Maşalacı'yı düşünüyorum bir de uzun zamandır bu işlerden elini ayağını çekmiş Ahmet Maşalacı'yı; değişenler o kadar az ki… Oda başkanlıkları, meclis üyeleri, belediye başkanlıkları sona erdikten sonra anlamının önemli bir kısmını yitirenler geliyor bir de gözümün önüne… “İktidar koltuğu çok adi bir şey” sözüne bir açılım yapmak istiyorum… Koltuk üzerine oturanlara göre anlam kazanıyor… İyi niyetli bir insan ile güzel bir şey, kötü niyetli kimsenin üzerine oturmasıyla felakete dönüşüyor…
Teşekkürler Ahmet Maşalacı; değerli görüşlerinizi bize emanet etiğiniz için…
***
Dün değişik bir sohbet de Mümin Koçoğlu ile yaptık ama tavsiyesine uyayım şimdilik; “Bu konuştuklarımızı değil hayata dair bir şeyler yaz” dedi… Yoksa bu CHP'nin Başkan Adaylık mevzusu öyle ikinci konu olup, tamamlanacak gibi değil : )

GÜNÜN SÖZÜ
Bilinmeyen bir şey değildi ki bir gün yaraların kabukları kalkacaktı ki sen artık bunu çözmekten kaçmaman için.
Belki biraz tedirgin olacaktın ki hayatın hep derdin etrafında dönmediğini anlaman için.
Belki biraz da hasta olacaktın ki sağlığın ve nefesin kıymetini bilmen için.
Bir yanlış yapacaktı ya da dilin kemiğinden uzaklaşacaktı ki artık bunun bitmesi gerektiğini görmen için.
Güvendiğin dağların ne kadar da Alize'ye maruz kaldığını bilecektin ki parmakların aklına gelsin de azıcık kafanı kendince kaşıman için.
Uykuların kaçacaktı ya da boyunun ölçüsünü yatak alacaktı ki fani olduğunu öğrenecektin.
Enerjisiz kalacaktın ki biraz dinlenmem gerektiğini anlayacaktın.
Geçmişinde ki kişi, olay ve durumlarla yüz yüze gelecektin ki artık son kez dersini alasın.
O yüzden dolunay ışını yapıyor. Kimse kızmasın darılmasın. Hep derim diyeceğim de "Gökyüzü durup dururken kazık atmaz, bazen kaşıntı yapar."
Zaten zamanında sorumluluk alanda sıkıntı yoktur. Alıp da sıkıntıya maruz kalansa son demidir, feraha 5 kaladır biline.”
*Erkan Kahraman

YORUM YAP