Ahmet Yücegök

Yolsuzluklar


Küçük yerlerde adı dedikodudur. Ve, bu dedikoduların hedefinde de genellikle Köyün Muhtarı vardır. Kahvehaneleri şöyle bir dolaşırsanız her kahvede, bilhassa siyasi konuların konuşulduğu masaların çoğunda aynı muhabbettir. Muhtar “deveyi hamutuyla” götürüyordur. Kentlerde bunun adı eleştiridir. Yıllar önceydi Silivri’nin bir köyünde oturan, Silivri’ye geldiğinde bana uğramadan gitmeyen yakın dostum bir arkadaşım, her uğradığında Muhtarın yolsuzluklarından şikayet ederdi. “Müthiş götürüyor” derdi. Dayanamadım, bir gün “köyün bütçesi ne kadar?” dedim. Bilmediğini söyledi, ama köyün gelirlerinden bahsetti, ne kadar olabileceğini tahmin ettim… Peki, “giderleri ne kadar?” dedim. Yine, toplam rakam söyleyemedi ama muhtarın maaşı, bekçi maaşı v.s söyleyince tahmini rakamı bulmam zor olmadı. Sonuç olarak, anladım ki, ortada yenecek pek bir şey yok ve adı geçen bu köy bir Orman Köyü, bütçesi çok küçük. Bu konuştuğum o günlerde orman köyünde oturan hiçkimsenin Muhtarlık Bütçesine beş kuruş katkısı yokmuş. Yani, “salma” dedikleri parayı da ödemiyorlarmış. Muhtarlık bütçesinde en büyük pay Orman Müdürlüğünce köylülere dağıtılması için ayrılan “makta” payının bir kısmı Muhtarlık için ayrılıyormuş, onu ihale ile satıyorlarmış. Galiba şimdi o da kalkmış. Çünkü, makta verilmez olmuş. Çok az miktarda kantar geliri ve kira geliri olursa o da. Cebinde çay parası bile olmayan kişilere göre muhtar hala “götürüyor”.
Televizyonlar, gazeteler, radyoların akşam sabah yolsuzluk üzerine konuşmalarını yazmalarını gördükçe, dinledikçe kendine en yakın kamu adına iş yapan kişi olan “muhtardan başka” aklına başka kimse gelmiyor.
Evet, yolsuzluklar, son yıllarda o kadar ayyuka çıktı ki inanılacak gibi değil…
En küçük yerleşim biriminde bile, çok küçük bir işlem karşılığında büyük paraların döndüğü bir ortam…
İlk bakışta vatandaş bunların önüne geçmek istiyor gibi görünüyor. O sebepten siyasi partilerde propagandalarını yolsuzluk üzerine kurguluyor. Vatandaşı inandırmaya çalışıyor. Kurgulamayı iyi yapan, iyi pazarlayana ikna oluyor. İnanıyor.
Ama bir de bakıyor ki iktidara getirdiği, o yolsuzluklara karşı olan siyasetçi daha önce şikayetçi olduğunu aratır hale gelmiş…
Hatırlayınız…
Bir zamanlar yolsuzluk, usulsüzlük denince, bu gün bir çoğunun adı bile unutulmuş olan partiler akla geliyordu. Sonra AKP çıktı. “Yolsuzluklara” izin vermeyeceğini söyledi. Aslında onları söylerken bile “yolsuzluktan” bir tepe dosyaları olmalarına rağmen kendilerini iyi pazarladılar vatandaşa. İkna ettiler.
Lakin, dediğim gibi “takke düştü” vatandaş artık kurtulmak istiyor…
Sanırım Kemal Kılıçdaroğlu adı bu taleple örtüşüyor. Bu gün “patlamış” olan Kemal Kılıçdaroğlu hareketinin nedeni de bu…
Vatandaş;“Genel Başkan’nın tutumu”, “Parti içi demokrasi” ve başka bir çok nedenden öte temiz, dürüst, samimi, güvenilir birini arıyormuş..
İyi haftalar…
 
ARKA PLAN
Silivri, havanın birden bire 5-6 derece soğumasıyla haftaya girdi. Sabah Çay Bahçeleri bomboştu… Haftanın ilk günleri…
Aynı zamanda 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleriyle doluydu…
Pazartesi sabahı kalktığımızda, Silivri girişinden, çarşı içine kadar her taraf bayraklarla donanmıştı…
Daha sonra yani 19 Mayıs Çarşamba günü…
Çelenk koyma ve sahilde resim sergisi...
Silivri Belediyesi Kültür evi etkinliği olan müzik ziyafeti vardı.
Silivri Stadında öğrencilerin 19 Mayıs gösterileri…
Ve gecesinde… İçinde Hande Yener’in de yer aldığı konser.
Unutmadan… Bu tür etkinliklerde paranın önemi olduğu kadar emeğin de önemi vardır. O nedenle “emeği geçenleri” kutluyorum. “Sağı, solu apartmanlarla kaplı olan bir yere FESTİVAL ALANI denmez. Artık, Şehrin ortasında kalmış o yerde festival olmaz.”

BAŞ SAĞLIĞI VE SABIR
Daha önce Bursa’da olduğu gibi Zonguldak’ta, ekmeğini yerin yüzlerce metre altında arayan kömür işçisinin başına gelen facianın failleri meydanda.
Ne yazıkki  Bu bir “kader” değil.
Yüreği yanan, herkesin başı sağ olsun…

HAFTANIN OLAYLARI
Geçtiğimiz haftalarda sahildeki sitenin birinde oturan vatandaşın şikayeti üzerine yetkililer harekete geçmiş. Sitenin içinde olan ama planda kamuya ait olan bir yol bu güne kadar kapalıymış. Şikayet üzerine açılmış.
Yol açılmış…
Bu arada,  yol açılırken, üzerinde daha önce yapılmış olan, “havuz” gibi “çocuk bahçesi” gibi bazı yerlerin yıkımları da olmuş. Sitenin içinden tek bir kişi şikayetçi ve o kişinin şikayet etme hakkı olduğu için görevlilerin de onun isteğini yerine getirmek zorundaymış. Site yönetimi şikayetçi olmasa bile.
Neyse, uzun tartışmalar sonucu yol açılmış.
Sonrasında şikayetler çoğalmış, bugüne kadar açılmamış kamuya ait bir sürü yolun varlığı ortaya çıkıvermiş. Meğer ne kadar çok kapatılan yol varmış.
Bu güne kadar yapılan müdahaleler genellikle o sitede oturan birinin şikayeti üzerine yapılmış. Yolların açılmasını istemeyenleri dinledim, itirazları genellikle güvenlik meselesi. Sitenin güvenliği söz konusuymuş.
Öte yandan, yıkan “Kamu” görevlilerini dinledim, yasa açık her ne sebep olursa olsun “kapatılamaz” diyor.  
Sonuç, tartışmalar süreceğe benziyor.

İSTER İNAN / İSTER İNANMA
Sayın Başbakan R.Tayyip Erdoğan;
“CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a yapılan komplo ortaya çıkarılmalıdır” diyenlere
“Ben senin Memurun muyum yahu?” demiş.
A.Hakan Coşkun’da, 01/05/2010 Tarihinde Hürriyet Gazetesi’ndeki köşe yazısında
“İyi niyet her zaman iyi sonuç doğurmuyor” demiş.

HAFTANIN ŞAŞIRTANI
“CHP buluşmanın adresi olmalıdır. Ecevit’e gönül vermiş yurttaşlarımızı Sayın Kılıçdaroğlu’na ve CHP’ye destek olmaya davet ediyorum.”
(Rahşan Ecevit/DSP Genel Başkanı )

KISA-KISA
* Kaçak hafriyat toprağı dökenler çok sıkı takip ediliyormuş.

YORUM YAP