Yılmaz: Haklıyken haksız duruma düşürüldük

Yılmaz: Haklıyken haksız duruma düşürüldük

25.04.2017 13:41:10

Silivri MHP İlçe Kongresinde Divan Başkanlığı yapan Milliyetçi Hareket Partisi MYK Üyesi Volkan Yılmaz, genel kurulda yaptığı konuşmada 7 Haziran'ın ardından, 15 Temmuz ile devam eden ve Referandumda izledikleri siyasi stratejiye değindiği dikkat çekici bir konuma yaptı.

“O DAVA ADAM VE ABLALARI 1 KASIM'DA NE YAPTILAR?”
Şimdi MHP'nin karıştırmaya, bu teşkilatı un ufak etmeye çalışanlar o dava adam ve ablalara gelelim… 7 Haziran'da birinci sıralarda adaydılar. Ben de 3. seçim bölgesinde 16. sıradan adaydım. Ama Allah razı olsun hep beraber köy köy, mahalle mahalle gezdik ve çalıştık. 1 Kasım'da aday değildim ama yine aynı çalışmayı devam ettik. Peki o dava adam ve ablaları 1 Kasım'da aday olmadılar ve ne yaptılar? Silivri'ye uğradılar mı? Köyünüze geldiler mi? Bir televizyon programına çıkıp da, ‘Biz aday olmayabiliriz. Bu bir bayrak yarışı, dün biz adaydık, bugün de diğer arkadaşlarımız aday. Milliyetçi Hareket Partisi'ne oy vermemiz gerekir' dediler mi? Demediler, ama bütün ulusal kanallarda boy boy ‘parti içi demokrasi' diye gezip durdular.

“15 TEMMUZ GECESİ SADECE MHP'NİN IŞIKLARI YANIYORDU VE GENEL BAŞKANI AÇIKLAMA YAPTI”
1 Kasım'da hepimizi üzen bir sonuç çıktı. Oy ve milletvekili kaybımız oldu. O başarısız sonuçtan sonra ne yaptılar? Fitne ateşini hızlandırdılar, teşkilatları tuz buz etmeye, örselemeye çalıştılar. Ta ki 15 Temmuz günü o hain darbe girişimi olana kadar… Türk siyasetinde belki yarın çocuklarınıza anlatacağınız bir olay olarak kalacak çünkü bu hain darbe girişimi başarılı olamadı. O gece Türk devlet erkânından Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar Kurulu, Ana muhalefet partisi lideri ve diğer muhalefet parti liderlerinin nerede olduğunu bilen var mıydı? Yoktu. Ne dediklerini bilen var mıydı? O da yoktu. Ama Allah'a şükürler olsun ki o gece Ankara'da siyasi parti genel merkezlerinden tek MHP'nin ışıkları yanıyordu ve Genel Başkanı şu açıklamayı yapıyordu: “Biz Türk siyasetine, demokrasi hayatına yapılan her türlü darbenin karşısında ve hükümetimiz ile devletimizin arkasındayız.” O gün, o şartlarda, o açıklamayı yapmak yürek ister. Ama Türk milleti ve devletine yapılan bu hain darbe girişimine sessiz kalmayan bir lidere sahibiz. Kendisiyle ne kadar onur ve gurur duysak az.
16 Temmuz'da ne oldu? Ben bir ülkücü, Türk milliyetçisi olarak sokağa gururla çıktım. Taraflı tarafsız herkes şunu söylüyordu: “Bu ülkede iyi ki ülkücüler var. İyi ki Türk milliyetçileri var. İyi ki Milliyetçi Hareket Partisi var.”
‘Parti içi demokrasi' diyenlerin sesi çıktı mı? O abi ve ablalar o gece neyi bekledi? MHP'nin kurumsal kimliğini zedeleyerek, otellere tutulanlar, Kızılay'da bir tankın namlusuna niye tutunmadı? Niye ‘darbenin karşısındayız' diyemediler? Neyi beklediler? Bütün bunların ışığında, MHP'nin, liderinin ve bizlerin ne kadar doğru yolda olduğumuzu düşünmenizi tavsiye ediyorum. Bunları anlamanızı ve anlatmanızı istiyorum.

“HAKLIYKEN HAKSIZ KONUMA GETİRİLİYORUZ”
Haklıyken haksız konuma getiriliyoruz. Bunun bir örneğini de Referandumda yaşadık. Devlet bahçeli, Anayasa değişikliğini birlikte tartışılmasını önerdi. CHP Genel Başkanına da davette bulundu, ama Kılıçdaroğlu her zaman olduğu gibi yine hayır dedi. MHP ile AK Parti birlikte bir anayasa paketi oluşturdular. Genel Başkanımızın bu hamlesindeki en büyük sebep, 2011 ile 2013 yılları arasında bir Anayasa Uzlaşma Komisyonu kuruldu. Komisyona siyasi partilerin meclisteki çoğunluklarına göre üye verildi. Bahçeli, şunu söyledi: “Bu bir anayasa metni olduğu, anayasanın da uzlaşma metni olduğu için mecliste grubu bulunan dört tane siyasi parti eşit üye versin. Bir partinin şerh koyduğu anayasayı kenara itelim. Müzakere etmeyelim.”. Bizim kırmızı çizgilerimiz olan anayasanın ilk dört maddesinin değişmesi noktasında hemfikir olduklarını gördü. Onların ışığında liderimiz, Referandum hamlesini yaptı. MHP'nin rahatsız olmayacağı bir anayasa yapıldı. Anayasanın ilk dört maddesi korundu. Türklük korundu, federatif yapının önüne geçilerek üniter yapı korundu. Cumhurbaşkanının yetkileri sınırlandırılıp, her türlü fiiliyatından yargılanma, hüküm girme şartı getirildi. Buram buran Türk Milliyetçiliği kokan bir anayasadan niye rahatsız olalım? Bundan rahatsız olması gerekenler, bu ülkenin bölünmesini temenni edenlerdir. Biz hiçbir şekilde çıkan bu Evet'ten rahatsız değiliz. Aksine Devlet bey Türk siyasi hayatının siyasi ve ekonomik krizlerle, darbelerle kesintiye uğramasının önüne geçmiş ve Türk siyasi hayatının önünü açmıştır.”

TÜRKYILMAZ'A ŞUKRANLARINI SUNDU
Konuşmasının son bölümünde Şenol Türkyılmaz'a teşekkür eden Yılmaz, şunları söyledi: “Sözlerime son verirken, Silivri'ye uzun yıllar hizmet etmiş ağabeyim Şenol Türkyılmaz'a bir parantez açmak istiyorum. Silivri İlçe Teşkilatında yaptığı cefakâr çalışmaları, onun nezdinde arkadaşlarının yaptığı katkılar için şahsım ve partim adıma şükranlarımı sunuyorum.
10. Olağan Kongremizin hem ülkemize, hem milletimize, partimize ve katılan herkese hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum. Tanrı Türk'ü korusun ve yüceltsin.”

Sevginar SALİ


YORUM YAP