Silivri'de çevre mücadelesi yürüten sivil toplum ve yerel temsilciler, Yamaçtepe 2 Rüzgâr Enerji Santrali (RES) Kapasite Artışı Projesi'ne karşı ortak itiraz başvurusunda bulundu. Silivri Çevre Derneği öncülüğünde hazırlanan dilekçe, yalnızca derneğin değil toplam 7 kurumun imzasıyla resmî olarak sunuldu. Başvuruda proje için “ÇED Olumsuz” kararı verilmesi talep edildi.
İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün internet sitesinde 28 Ocak 2026 tarihinde halkın görüşüne açılan Yamaçtepe 2 RES Kapasite Artışı Projesi kapsamında mevcut 11 türbinin 12'ye çıkarılması ve kurulu gücün 38,7 MWe'den 44,40 MWm / 41,40 MWe'ye yükseltilmesi planlanıyor. Projeye ilişkin itiraz dilekçesi 5 Şubat 2026 tarihinde ilgili kurumlara iletildi.
SU HAVZASI VE TERKOS BARAJI VURGUSU
Ortak dilekçede, projenin Silivri'nin kuzeyinde Danamandıra ve Gümüşpınar köyleri sınırlarında, ormanlık ve sulak alanlar içerisinde yer aldığına dikkat çekildi. Yeni kurulması planlanan T12 türbini ile santral sahasının Mandıra Deresi'nin önemli kollarından biri olan Kuru Dere havzasında bulunduğu belirtilerek, bu durumun Mandıra Deresi–Binkılıç Deresi sistemi üzerinden Terkos Barajı'nı olumsuz etkileyebileceği ifade edildi.
Dilekçede, Terkos Barajı'nın Avrupa Yakası'nda yaklaşık 10 milyon kişinin içme suyu ihtiyacını karşıladığı hatırlatıldı.
ORMAN TAHRİBATI VE YOL AÇMA ETKİSİ
Kapasite artışı kapsamında yeni santral sahasına ulaşım için yaklaşık 20 metre genişliğinde yollar açılmasının planlandığı, bunun da en az 8 hektar orman alanının tahrip edilmesi anlamına geldiği vurgulandı. Zemin yapısının yumuşaklığı nedeniyle on binlerce ton dolgu ve taş kullanılacağı, bunun doğal yapıyı geri dönülmez biçimde bozacağı kaydedildi.
YABAN HAYATI VE KUZEY ORMANLARI UYARISI
Dilekçede, Gümüşpınar Köyü “Orta Mekân” olarak bilinen bölge ile çevresinin karaca gibi hassas türlere ev sahipliği yaptığı, Danamandıra, Gümüşpınar, Pınarca, Kurfallı, Bekirli ve Kabakça köyleri arasında kalan alanın önemli bir ekolojik koridor oluşturduğu belirtildi.
Projenin Kuzey Ormanları'nın ekosistem bütünlüğünü bozacağı, mevcut RES'ler ve taş ocaklarıyla birlikte kümülatif çevresel etki analizinin yapılmadığı ifade edildi.
GÜRÜLTÜ, GEÇİM VE GÖÇ KAYGISI
Mevcut T1, T2 ve T3 türbinlerinin özellikle gece saatlerinde gürültüye yol açtığı belirtilen dilekçede, yeni T12 türbiniyle bu etkinin artacağı kaydedildi. Danamandıra'da ormancılıkla geçinen vatandaşların gelir kaynaklarının zarar gördüğü, genç nüfusun köyü terk ettiği ve öğrenci sayısındaki düşüşün bu sürecin göstergesi olduğu ifade edildi.
“HALKIN KATILIMI İHLAL EDİLDİ”
ÇED sürecinde halkın etkin katılımının sağlanmadığı savunulan dilekçede, raporun 228. sayfasında yer alan “Halkın katılım toplantısı her kesime açık olduğundan ayrıca görüşlerine başvurulacak bir taraf olmadığı düşünülmektedir” ifadesinin hukuka aykırı olduğu belirtildi.
ORTAK TALEP: “ÇED OLUMSUZ”
Başvuruda, Anayasa'nın 56. maddesi, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ÇED Yönetmeliği hükümlerine dayanılarak;
- Nihai ÇED Raporu'nun bilimsel ve hukuki yetersizlik nedeniyle geçersiz sayılması,
- Proje hakkında “ÇED Olumsuz” kararı verilmesi,
- Bölgenin ekolojik hassas alan olarak değerlendirilmesi,
- Kümülatif çevresel etki analizi yapılmadan kapasite artışlarına izin verilmemesi,
- Doğal ve kültürel varlıklar tespit edilene kadar inşai faaliyete başlanmaması talep edildi.
Dilekçede, İstanbul'un içme suyu havzaları ile Kuzey Ormanları'nın korunmasının yalnızca Silivri için değil, İstanbul'un geleceği açısından da hayati önem taşıdığı vurgulandı.
BAŞVURUYA KATILAN KURUMLAR
Ortak itiraz dilekçesi şu kurum ve temsilcilerin imzasıyla sunuldu:
- Danamandıra Köyü Yardımlaşma, Dayanışma ve Çevre Koruma Derneği
- Silivri Çevre Derneği
- Silivri Tarih Derneği
- Danamandıra Muhtarlığı
- Gümüşpınar Muhtarlığı
- Silivri Kent Konseyi Çevre Komisyonu
- Silivri Kent Konseyi Kültür, Sanat ve Tarih Komisyonu
Başvuru metni, dernek ve yerel temsilciler imzasıyla ilgili kurumlara iletildi.






