Neden doğrulara dair işaretleri gördüğümüz halde yalanlara yapışırız? Yalanlar, bizi bugüne ve geleceğe dair kandırsa da; rahatlatıcı etkileri işledikçe inandırmaya devam eder.
Bunun gibi, Amerikan liberalizminin merkezinde de rahatlatıcı bir yalan vardır; o da böyle gider: eğer doğru kişileri yenersek, doğru partiye oy verirsek, doğru kötü adamları utandırırsak, sistem nihayet tasarlandığı gibi işleyecektir. Bu sözlere göre Trump bir sapmadır, virüstür; normalde sağlıklı bir siyasi bünyede oluşan garip bir kazadır.
Bu yalan Trump'ı başkan yapan ve onu politik olarak ölümsüz kılan yalanın ta kendisidir.
Trump bir işgal değil, bir teşhisti.
Demokratların Ulusal Komitesi sadece onu durdurmayı başaramamakla kalmadı. Onu iki defa durdurulamaz kılan koşulları kozmetik muhalefetin yapısal değişimin yerine geçebileceğini iddia ederek yarattılar ve geliştirdiler.
Bu yılda, petrodolarla işleyen baskınlık talebinde bir polis devletinin içinde bir “iyi taraf” olması fikri sadece safdillik değil, kasti bir aldatmacadır. Bir “imparatorluk” kalıcı savaş, toplu hapsetmelerin, fosil sermayenin, gözetlemenin, ekonomik zorlamanın ve idare edilmiş kıtlığın üzerine kurulunca; sorun hangi partinin kostümünün daha temiz olması olamaz. Sorun insanların hala neden bu kostümlerin bir önemi varmış gibi davranmasıdır.
Partizanlık ahlaki bir aklama mekanizmasına döndü. Bu Amerikalıların kendilerinin yararlandığı insanlık suçları için mesuliyeti dış kaynaklara teslim ederken, gücün görünüş olarak rahatsız edici buldukları kısımlarını gürültü ve şiddetle kınım kınım kınamalarına izin veriyor. Kırmızı Takım esmer insanları kötü bombalıyor. Mavi Takım esmer insanları sorumluluk bilinciyle bombalıyor. Kırmızı Takım göçmenleri acımasızca kafese tıkıyor. Mavi Takım göçmenleri basın bültenleri ve gökkuşağı bayraklarıyla kafese tıkıyor.
Trump sistemin saygılı olduğu yanılsamasını parçaladı. Demokratlar düzeneği yıkmadan bu yanılsamanın yeniden inşası için koşuşturuyor.
Bu durumun ilk habercisi Hillary Clinton'a tacı büyük bir kitle hareketine, hem de “devlet el çeksin, piyasa alsın yürüsün”cülüğün bir yürüyen ölü ideoloji, bir zombi olduğunu teşhis eden bir kitleye karşı taçlandırdılar. Bernie Sanders'ın dizini tekmelemek için medya örgütlenmesini, bağışçı baskısını ve iç sabotajı kullandılar. Seçilemeyeceğinden değil, partiye sahip olan bağışçı sınıfını tehdit ettiği için.
Bundan sonra da Clinton'ı “bir avuç elitin” küçümsemesinin azarlayan yüz ifadeli avatarı olarak piste aldılar. Dayanışmanın yerine teknokrasiyi, ihtiyaç destekleri yerine referansı ve dinleme yerine küçümsemeyi sundu Clinton. Ülkenin yarısına “tiksindirici”, “kınanacak durumda”* dediğinde, liberallerin düşündüğü gibi haksız değildi. Haksızdı çünkü bu çürümeyi üreten sisteme bakmadan bunu söylemişti, kendisinin de pekiştirmekle yıllar harcadığı o sisteme.
Trump çok akıllı olduğu için kazanmadı. Kazandı çünkü taşıdığı çirkinlik hakkında dürüsttüve insanlar zaten altında yaşadıkları çirkinliği onda tanıdılar.
Trump'ın yenilgisinden sonra Demokratların bir seçeneği vardı. Trump'ın hastalık değil de belirti olduğunu kabul edebilirlerdi. Veya ona bir anormallik muamelesi yaparak aynı tas aynı hamama dönebilirlerdi.
Aynı tas aynı hamamı seçtiler.
Nezaket reform demekmiş gibi yönettiler. Toplu ayaklanmalardan sonra polis bütçelerini yükselttiler. İnsülin karneyle verilirken yüz milyarlarca dolarlarla savaşlara sponsor oldular. Öğrenci borçlarının affedilmesini vaat ederken formaliteden bahaneler verdiler. İklim çökmesinden bahsederken yeni sondaj projelerini onayladılar. Toplumu sefilleştiren kurumları korumak için “standartları” hatırlattılar.
Böyle yapmak net bir mesaj demekti. Hiçbir temel değişim olmayacaktı. Acı idare edilecek, ama ortadan kaldırılmayacaktı. Şiddet yeni isimlerle çağrılacak, ama durdurulmayacaktı.
Trump sahneden hiç ayrılmadı çünkü beslendiği koşullar hiç değişmedi.
Liberaller sık sık insanların neden Trump'a yine “kandığını” soruyor. Cevap rahatsız edici. Birçok insan ona kanmadı. Medeni olmanın adil olmak demek olduğu yalanını reddettiler.
İnsanlar borçla ezildiklerinde, işlerine yabancılaştıklarında, itibarsızlaştırıldıklarında ve kendilerine harcanabilir gibi davranan bir devlet tarafından gözetlendiklerinde; MSNBC sunucularının ahlaki nutukları yerine oturmuyor. Gösterişçi sinirlenme kiraları ödemiyor. Kimlik etiketleri bombaları durdurmuyor.
Trump utanmasız bir zulüm sunuyor. Demokratlar dipnotlarla süslü bir zulüm sunuyor.
Şimdi siyasi düşünceler, artık inanç sisteminden ziyade psikolojik bir sığınak olarak çalışıyor. Rol aldıkları şiddetle karşılaşmalarından kaçınmalarına yardımcı oluyor. “Benim tarafım” lafı imparatorluğun el koyma ve tahakkümünün sorumluluğunu inkar etmenin yolu oldu.
Trump işte bu yüzden kazanıyor. Tiyatronun sessiz repliklerini yüksek sesle söylüyor. Maskeyi kaldırarak ahalinin neye zaten razı geldiklerini kabul etmeye zorluyor.
Trump'ın kazanmak için başkanlık ofisinde olmaya ihtiyacı yok. Zaten Demokratların bağış sermayesine karşı durmayı reddettikleri her zaman kazanıyor. Bağışçıları seçmenlerden önde tuttukları zaman, twitter/X'te adaletten bahsederken polis gücünü büyüttükleri zaman ve insanlara hayatları çökerken sabırlı olun dediklerine Trump kazanıyor.
Kazanıyor çünkü Demokrat Ulusal Kongresi basit bir gerçeği kabullenmeyi reddediyor. Sistemi onu yaratan koşulları koruyarak yenemezsiniz.
İnsanları kendilerini elle tutulan her ölçüde ortada bırakan sisteme inanmaları için azarlayamazsınız.
Trump Amerikan gücünün zıddı değil, dürüst bir ifadesidir.
İmparatorluk yapılarını yıkmak yerine idare ederek, görüntüyü etik değerlerle bir tutmayı ve parti sadakatini ahlakla karıştırmayı bırakana kadar Trump kaçınılmaz bir sonuçtur. İnsanlar ona bayıldıklarından değil, sistem gerçek hissettiren başka bir şey sunmadığından.
Tahakküm için kurulmuş bir mekanizmada iyi taraf yoktur. Seçenekler iki tanedir: ya bu parçalarına ayırarak sökülür, ya da operatörlerden birinin elleri daha temizmiş gibi yapılır.
Trump Amerikan demokrasisini ele geçirmedi.
Onu ifşa etti.






