Yalçın Ekici ve Önder Çolak'ın eylül meclisindeki konuşmaları birlikte okunduğunda, iki ismin farklı görevler üstlenen ancak aynı siyasi hedefe yönelen bir iletişim dili kurduğu görülüyor.
Ekici'nin konuşması, “Silivri Belediyesi yönetim boşluğuna düşmedi, hizmetler aksamıyor ve Bora Balcıoğlu'nun belediyecilik çizgisi devam ediyor” mesajını veriyor. Çolak'ın konuşmasıyla ise “CHP'nin Silivri'deki belediyecilik iddiası soruşturmayla sınırlı değildir; arkasında İBB, yatırımlar ve somut bir hizmet bilançosu vardır” düşüncesi güçlendirmeye çalışılıyor.
Bora Balcıoğlu'nun 16 Haziran'da tutuklanmasının ardından geçici olarak görevden uzaklaştırılmasıyla başlayan süreç, eylül ayı itibarıyla üçüncü ayına girmiş durumda.
Ekici, kendisini yeni ve bağımsız bir siyasi merkezin başı olarak konumlandırmıyor. Aksine, sürekli olarak belediye başkan vekilliğini “emaneten yürütülen bir görev” olarak tarif ediyor.
Konuşmanın satır arasında şu mesaj var:“Belediyeyi ben yönetiyorum ancak ortaya yeni bir Ekici dönemi koymuyorum. Halkın seçtiği Bora Balcıoğlu'nun programını ve belediyecilik anlayışını sürdürüyorum.”
Bu, hem Bora Balcıoğlu'na açık bir siyasi bağlılık beyanı hem de belediye içindeki kadrolara yönelik bir yön tayini. Ekici, kurum içinde “Yeni bir dönem mi başladı, eski kadrolar tasfiye mi edilecek, belediyenin siyasi rotası değişecek mi?” şeklinde oluşabilecek sorulara dolaylı biçimde “Hayır” cevabı veriyor.
Ekici'nin “görevimizin başındayız”, “hizmetleri hiçbir şekilde aksatmayarak” ve “aynı çalışma azmiyle devam ediyoruz” ifadelerini tekrarlaması, belediyedeki olağanüstü şartların yarattığı yönetim boşluğu algısını ortadan kaldırma çabasıdır.
Ekici'nin ayrıntılı hizmet rakamları vermesi yalnızca belediye faaliyetlerini anlatmak amacı taşımıyor. Aynı zamanda kamuoyuna şu güvence verilmek isteniyor:“Başkanın yokluğuna, soruşturma sürecine ve üst yönetimdeki değişikliklere rağmen belediye çalışıyor; projeler devam ediyor ve idari kontrol kaybedilmiş değil.”
Konuşmanın en dikkat çekici taraflarından biri, Bora Balcıoğlu'nun adı defalarca anılmasına rağmen tutukluluk ve soruşturma sürecine doğrudan girilmemesidir.Ekici, “Bora Başkanımızın selamları”, “Bora Başkanımızın Silivri'ye sevgisi” ve “Bora Başkanımızın insan odaklı belediyecilik anlayışı” ifadelerini kullanıyor; ancak hukuki sürece ilişkin siyasi bir değerlendirme artık yapmıyor. “Başkanımız masum, aklanıp görevini başına dönecek” ifadelerini bu kez duyamadık.
Ekici, Balcıoğlu'nu terk etmiyor ama savunmasını adli dosya üzerinden de kurmuyor. Onu “seçilmiş başkan ve belediyecilik anlayışının sahibi” olarak konuşmanın merkezinde tutuyor. Böylece hem siyasi sadakat gösteriyor hem de kurumsal dili koruyor.
CHP Grup Başkan Vekili (CHP İlçe Başkanı da aynı zamanda) Önder Çolak'ın konuşması daha siyasi ve daha savunmacı bir karakter taşıyor. Çolak'ın metninde Bora Balcıoğlu'nun adına ve soruşturma sürecine doğrudan yer verilmemesi de dikkat çekiyor.Bunun yerine yerel yönetimler filmi epey geriye sarılarak (önceki Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz'ın dönemini de kapsayacak biçimde) 2019'dan itibaren İBB'nin Silivri'ye yaptığı yatırımlar ayrıntılı rakamlarla anlatılıyor. Rakam bombardımanı, yalnızca faaliyet bilgilendirmesi değildir. Çolak, CHP'nin Silivri'deki siyasi performansının soruşturma ve tutuklama başlıkları üzerinden değerlendirilmesine karşı bir “hizmet bilançosu” çıkarıyor.
Satır arasındaki mesaj şöyle okunabilir:“Bugünkü tartışmalara bakarak CHP dönemini başarısız veya hizmet üretmeyen bir dönem olarak gösteremezsiniz. Ortada ölçülebilir, rakamlara dayanan büyük bir yatırım tablosu vardır.”
Çolak'ın “Mesele hangi belediyenin tabelası değil, Silivrilinin hizmete kavuşmasıdır” sözü uzlaşmacı görünmekle birlikte, güçlü bir siyasi cevap niteliği taşıyor.
Çolak'ın İBB ile Silivri Belediyesi arasındaki koordinasyonu özellikle vurgulaması, mevcut yönetim krizinde stratejik anlam taşıyor.Bu vurgu, Silivri Belediyesinin yalnız olmadığı, siyasi ve kurumsal olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesinin desteğine sahip bulunduğu mesajını veriyor.
Ekici, “Silivri Belediyesi çalışıyor ve Bora Balcıoğlu'nun çizgisi devam ediyor” derken; Çolak, “Silivri Belediyesi yalnız değil, arkasında güçlü bir İBB desteği ve yatırım bilançosu var” mesajını verdi.
Her iki konuşma da kamuoyunda giderek yaygınlaşan yönetim, güven ve hizmet tartışmalarına verilmiş planlı cevaplar niteliğindeydi. Belli ki yerel iktidar, Silivri sokaklarında neyin konuşulduğunu ve hangi düşüncenin ağırlık kazandığını görüyor. Eylül meclisinde yapılan da bu algıyı hizmet rakamları, kurumsal devamlılık ve siyasi dayanışma vurgusuyla tersine çevirme çabasıydı.
Algıyı değiştirdiler mi? Şimdilik bunu söylemek güç. Çünkü kamuoyundaki soru işaretlerini yalnızca rakamlarla ve “görevimizin başındayız” mesajıyla ortadan kaldırmak kolay değil. Ancak en azından sorunun ve hâkim duygunun farkına vardıkları anlaşılıyor.
Doğru teşhis, tedavinin ilk adımıdır. Bundan sonrası ise kürsüden verilen mesajların sahada karşılık bulmasına; hizmetin, şeffaflığın ve güven duygusunun yeniden güçlendirilmesine bağlı. Eylül meclisinden çıkan asıl mesaj da şu oldu: Yerel iktidar savunmaya geçti ve savunmasının merkezine hizmeti yerleştirdi.






