İbrahim Kömür

İbrahim Kömür’den mektuplar (2)

Sevgili Hürhaber okurları, şimdi diyebilirsiniz ki “Ya bu İbrahim Kömür gözaltına alınıp tutuklanmasını neden yazıp durur, bize ne” diye düşünebilirler. Neden yazıyorum biliyor musunuz? Öyle bir şeyle karşı karşıyayız ki bu gün bana, yarın sana olmasın diye yazar dururum.

Gözaltı süresi, suç ve suç delillerini ortaya koyma, kanıtlama ve suçu ispatlama sürecidir. Bunlar sağlanmadıkça yapılacak tutuklama peşin hükümlü ve siyasi tutuklamalardır, siyaseten verilmiş kararlardır. Demokratik ülkelerde 4 kurumu siyasetten uzak tutmak ve siyasi vesayetlere alet etmemek gerekir. 1- Milli Eğitim ve Eğitim Kurumları, 2-Diyanet ve Cami Cemaatleri, 3-Silahlı Kuvvetler ve Emniyet güçleri ile 4-Adalet Kurumları. Aynı gemideyiz, bu 4 kurumu, siyasilerin siyasi geleceklerinin güvencesi adına alet ederlerse şayet gemi su alır ve hep birlikte batarız. Yasalar önünde hiç kimsenin suç işleme hakkı yoktur. Her suçlu, suçundan sorumlu ve cezasını almalıdır. Ancak; şüpheden suç ve suçlu yaratmak ve bunu tutuklulukla sonuçlandırmak adali olmaz, doğru olmaz, yasal olmaz. Her şey yasa ve kanunlara uygun yapılıyor ve yasalara uygun hale getiriliyor diye düşünülüyor ise eğer, inanınız ki önümüzdeki süreçlerde uyulacak yasa kalmayacak. Bu düşüncelerimi ifade ettikten sonra, geçen hafta yazdığım köşe yazımın devamını yazmaya geçiyorum.
12 Haziran 2026 Cuma şafak vakti evimde yapılan arama ve gözaltına alınmamdan sonra eşim ve tutanaklara imza atıp şahit olan komşularım ve eşimle vedalaştıktan sonra, emniyet güçlerimizin gözetiminde yola çıktık. Önce Bayrampaşa Devlet Hastanesi'ne sağlık raporu için gittik. İşlemler bittikten sonra aynı araçla Vatan Emniyet Müdürlüğüne saat 08.00 gibi geçtik. Vatan Emniyet -1 kata indirildim. İşlemler orada devam ederken, Belediye Başkanımız Sayın Bora Balcıoğlu da getirildi. Neden gözaltına alındığımı o anda anladım. Bu rutin, diğer Belediyelerde olduğu gibi Silivri Belediyesi operasyonuydu. Tabi ki üzüldüm. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde zorlu bir seçim süreci geçirmiştik ve ben o seçim sürecini İlçe Başkanı olarak yöneten kişiydim. O süreç film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti. Millet iradesi ile almış olduğumuz bir seçim, siyasilerin ayak oyunları ile heba edilmeye çalışılsa da, özgür iradenin ve sandığın gerçek olduğu ilkesinden zerre tereddüde düşmedim, düşmem. Asıl olan sandıktır.
Daha sonra Silivri operasyonunda 18 kişinin gözaltına alındığını öğrendim. İçlerinden 5 veya 6 kişiyi tanıyorum. Sonuçta 4 gün Vatan Emniyet nezaretinde kaldık. Vatan emniyetindeki sorgulamamda 2 soru soruldu. Birincisi, isminin Metin Dumrul olarak bildiğim ama gerçek isminin Kudbettin Dumrul olduğu şahsın benimle ilgili savcılığa verdiği ifade. Gerçek olmayan, olması mümkün bulunmayan ifadeye gerekli cevapları verdim. Dosyada gizlilik şerhi olduğundan açıkça yazamıyorum ama Kaymakamlık ve Belediye Sosyal Yardımlarından yararlanan, kızı ve gelini üzerinden yardım alan, elektrik, suyunu ödeyemeyen, yaşamı boyunca vergi levhası bulunmayan, kamu üzerinden geçimini sağlayan bir müfterinin ifadesine cevap verdim. İkincisi de Belediyeye gönderilen resmi bir evrakın sosyal medyada nasıl dolaştığını bir arkadaşıma sormamla ilgili ifadem alındı. Neden tutuklu olduğunu bilmiyorum, bilmek istiyorum.
Sonuçta şunu demek ve kamuoyunda benim de neden tutuklu olduğumu bilme hakkımdır. Tıpkı benim olduğu gibi, ileriki zamanlarda “Sory yanlış bir anlaşılma olmuş, yanlış anlaşılma sonucu bir hata olmuş” denirse, 70 yaşındaki bir insana yapılmış bu muameleyi, halkın ve milletin vicdanına havale edeceğimin bilinmesini isterim.
Saygı ve sevgilerimle…

 

YORUM YAP