"Kimse bu yükü tek başına omuzlayamaz."
Silivrispor artık herkesin "Birileri çıkar da çözer" diye bekleyebileceği bir noktayı çoktan geride bıraktı. Bugün ihtiyaç duyulan şey, "Birileri yapsın" anlayışı değil, "Biz yapacağız" diyebilen insanların aynı hedef etrafında birleşmesidir.
Çünkü Silivrispor, herhangi bir kişinin ya da grubun kulübü değildir. Silivrispor, Silivri'nin ortak değeridir.
Bugün ayrışmanın değil birleşmenin, konuşmanın değil sorumluluk almanın, güveni yeniden tesis ederek gerçek bir güç birliği oluşturmanın zamanıdır.
Çünkü bu görev sadece yönetim kurulunun değil, tüm Silivri'nindir.
Ancak burada geçmişten ders çıkarmak da zorundayız.
Geçtiğimiz sezonun ortalarında ilçenin iş insanlarının katılımıyla büyük umutlarla bir toplantı gerçekleştirildi. O gün oluşturulan tablo, dışarıdan bakıldığında oldukça güçlü görünüyordu. Silivri'nin ekonomik anlamda söz sahibi birçok ismi aynı masa etrafında toplanmış, Silivrispor çatısı altında birlik mesajları verilmişti.
Fakat dikkat çeken bir eksiklik vardı. O masada, yıllarını Silivrispor'a vermiş, futbolun içinden gelen birçok isim yoktu.
Daha da önemlisi, o gün verilen sözlerin büyük bölümü zaman içinde hayata geçirilemedi. Çok güçlü görünen o yapı kısa süre içerisinde dağıldı. Toplantılar bitti, masa dağıldı, verilen vaatlerin önemli bir kısmı ise gerçekleşmeden kaldı.
Bugün ise yine benzer bir tabloyla karşı karşıyayız.
Yine güç birliğinden söz ediliyor. Yine aynı çevrelerin isimleri gündeme geliyor. Başkanlık için isimler konuşuluyor. Ancak kamuoyuna yansıyan açıklamalarda sıkça şu ifadeyi duyuyoruz:
"Şartlar oluşursa Silivrispor'a başkan adayı olurum."
İşte tam da burada durup düşünmek gerekiyor.
Şartların oluşmasını beklemek ne anlama geliyor?
Eğer kastedilen; kulübün borçlarının azalması, maddi desteklerin hazır hale gelmesi, güçlü bir finansal zeminin oluşturulmasıysa, o zaman ortada farklı bir gerçeklik var demektir. Çünkü şartlar zaten uygun hale geldikten sonra Silivrispor'u yönetmeye talip olmak, en zor dönemde sorumluluk almaktan farklı bir şeydir.
Asıl liderlik, şartların oluşmasını beklemek değil; o şartları oluşturmaya öncülük etmektir.
İşte bu noktada yıllardır adı değişmeyen tek bir isim öne çıkıyor: Akgün Duru.
Akgün Duru'yu herkes sevmek zorunda değildir. Zaman zaman benim bile ters düşmüşlüğüm vardır kendisiyle ve herkes aynı düşünmek zorunda da değil. Ancak Silivrispor söz konusu olduğunda görmezden gelinmesi zor bir gerçek vardır.
Kulüp en sıkıştığında ses veren, elini taşın altına koyan ve maddi-manevi destek sağlayan isimlerin başında yıllardır Akgün Duru gelmektedir. Geçmişte yaptığı bağışlar, üstlendiği sorumluluklar ve kulübün en kritik dönemlerinde ortaya koyduğu katkılar bunun somut örnekleridir.
Bugün yeniden bir çıkış yolu aranıyorsa, bunun temelinde sadece isimler değil, fedakârlık ve sorumluluk anlayışı olmalıdır.
Silivrispor'un ihtiyacı; seçim dönemlerinde verilen vaatler değil, zor zamanda ortaya konulan iradedir.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Kulübü yönetmeye talip olanlar, şartların oluşmasını mı bekleyecek, yoksa o şartları oluşturacak cesareti mi gösterecek?
Silivrispor'un geleceği işte bu sorunun cevabında saklı.
Çünkü gerçek güç birliği; aynı fotoğraf karesine girmek değil, aynı yükü omuzlayabilmektir.
Ve unutulmamalıdır ki...
Silivrispor'un kurtuluşu, yalnızca güçlü bir başkanda değil; güçlü bir dayanışma kültüründe yatmaktadır.






