İlker Bayrak

Vilhelm Thomsen

Nedense bu yaz, zihnimi hep Eski Türkçe meşgul ediyor. “Öğrenmek” sözcüğünün kökü ö-/ ömek'tir. Ömek'ten “ög” akıl yapılmıştır. Öğrenmek ve Öğrenci sözcükleri hep buradan gelir. Türkçe sondan eklemeli ve mükemmel bir dil. Sosyal Medyada bir ara Ünlü Belçikalı Filolog Johan Vandewalle'in Türkçe ile görüşleri dolaşıyordu. “…Anadili Türkçe olan bir kişinin kısa cümlelerle düşündüğü, konuşma anında ise bu kısa cümleleri çeşitli yollarla birbirine bağlayarak karmaşık yapılar kurduğu görüşündeyim. Bu “cümle bağlama eğilimi” bazı konuşanlarda zayıf, bazılarında ise adeta bir hastalık derecesinde güçlü olabilir. Bu son durumda ortaya çıkan dilsel yapılar, insan zihninin üstün olanaklarını en güzel şekilde yansıtıyor. Farklı dil gruplarına ait birçok dili incelediğim halde şimdiye kadar hiçbir dilde beni Türkçedeki karmaşık cümle yapıları kadar büyüleyen bir yapıya rastlamadığımı söyleyebilirim. Biraz duygusal olmama izin verirseniz, bazen kendime “Keşke Chomsky de gençliğinde Türkçe öğrenmiş olsaydı… “ diyorum. Eminim o zaman çağdaş dilbilim İngilizceye göre değil, Türkçeye göre şekillenmiş olurdu…” Johan Vandewalle, 35 dil ve lehçe bilmektedir. Çağdaş dil bilimin İngilizceye göre değil de Türkçeye göre şekillenebileceği düşüncesi, artık bir hayal... Ama burada dilimizin büyüklüğünü anlamak için bir telmih yapılıyor.
1899 yılında Rus Bilgini Yadrintsev, Kül Tigin ve Bilge Kagan abideleri olduğu anlaşılan Orhun Kitabelerini bulmuş, bunun üzerine 1890 yılında Heikel'in başkanlığında bri Fin, 1891'de de Radloff'un başkanlığında bir Rus ilmi sefer abidelerin bulunduğu yere gönderilmiştir. Her iki heyet de abideleri incelemiş, fotoğraflarını alarak dönmüştür. Radloff getirdiği fotoğrafları büyük atlaslar halinde yayınlamıştır. Bu atlas çalışması sayesinde abidelerin okunması ve abideler üzerinde çalışmalar hız kazanmıştır. Danimarkalı büyük bilgin Vilhelm Thomsen, 1893'te Orhun yazısını çözmüştür. Önce abidelerde sıklıkla geçen “tengri”, “Türk”, “Kül” sözcüklerini çözen Thomsen; sonra bütün abideleri okumuş ve hepimizin milletçe minnettarlığını kazanmıştır.
Bu bilgileri anlattığımda insanlar bana çok şaşırıyorlar. Türkçe üzerine yabancılar mı çalışmış diye... Sanırım böyle bir yanlış algı var: Türkçe üstüne sadece Türkler mi çalışır? Elbette hayır, zaten öyle olmamıştır. Zannederim, bilimin bütün milletlerin ortak bir çalışmasının sonucu olduğunu unutuyoruz. Unutmamak lazım. Türkçenin 8. yüzyıla dayanan ilk yazılı örnekleri, Türk adının geçtiği, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin; Fin ve Rus Filologlar yardımıyla; Danimarkalı bir bilim adamı tarafından çözülmüştür.
Şimdi soruları duyar gibi oluyorum. Yani hiç Türk çalışmamış mı? Bu noktada hocamızı Prof. Dr. Muharrem Ergin'i anmamak büyük bir eksiklik olur.

“Üze Kök tengri asra yagız yir kılındukda ikin ara kişi oglı kılınmış.”
“Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu kılınmış.”
Mavi gök ile yağız yer arasında bütün insanlığın huzur ve mutluluk içinde yaşamaları dileği ile... Herkesin birbirine saygı duyması, birbirini sevmesi dileği ile...
Hoşça Kalın.

YORUM YAP