3 Kasım 2002'de yapılan Genel Seçim sonucunda AKP, 363 milletvekili ile hükümet kurma yeter sayısını elde ettiğinden, dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer; siyasi yasaklı olduğu için AKP Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan milletvekili olamadığından, TC 58. Hükümeti kurma yetkisini AKP'nin ikinci adamı olan AKP Kayseri Milletvekili Sayın Abdullah Gül'e verdi. Sayın Abdullah Gül, 18 Kasım 2002'de TC 58. Hükümeti'ni kurdu.
3 Kasım 2002 Genel Seçiminde parlamentoya ikinci parti olarak giren CHP ve onun Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal; bir önceki yazımda da ifade ettiğim üzere, detaylarına girmeden demokrasi adına yapıldığı ifade edilen ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasağının kaldırılması ve milletvekili yapılması çabalarına kim, nereden, nasıl ve niçin gelindiğini, kimin kimlerle görüştüğünü yazmayacağım. Ancak diğer taraftan da demokrasi adına başka bir anti demokratik uygulamaya sebebiyet verdiğimizi bilmemiz gerekiyor. Nasıl mı? Kimin kimlerle görüştüğü, kimin kimlere ne sözler verdiği detaylarına girmeden belirteyim. Bu detayların kısmi bir bölümünü Sayın Zülfü Livaneli ulusal basında kamuoyunun bilgisine sunmuştu.
Her neyse, biz gelelim esas konumuza. Sayın Erdoğan'ın milletvekili yapılması için düğmeye basıldı. Siirt'te seçim sonucunu etkilemeyecek bir oy sayısı ile Pervari ilçesi Doğanköy'de sandık kurulamadığı ve 706 oy kullanılmadığı gerekçe gösterilerek, Siirt'te Ekrem Bilek (CHP), Mervan Gül (AKP) ve Fadıl Akgündüz (bağımsız) olmak üzere seçilen 3 milletvekilinin milletvekillikleri, YSK tarafından 3 Kasım 2002'de Siirt seçimi iptal edilerek düşürüldü. Bu iptal, Sayın Erdoğan'ın milletvekili olmasının yolunun açılmasıydı. Böylece anti demokratik bir uygulama, demokrasi adına yapılmış gibi kamuoyuna lanse edildi.
Sonrasında 9 Mart'ta Siirt'te yapılan ara seçimde Fadıl Akgündüz, yasal bazı gerekçeler gösterilerek aday olması engellendi ve onun yerine AKP Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan aday oldu ve milletvekili seçildi. Böylece başbakan olma yolu da açılmış oldu. Sayın Erdoğan milletvekili seçildikten sonra Başbakan Sayın Abdullah Gül, 14 Mart 2003'te başbakanlık görevinden istifa ederek istifasını Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer'e takdim etti.
Sayın Cumhurbaşkanımız da teamüller gereği 59. TC Hükümeti'ni kurma yetkisini Siirt ara seçiminde milletvekili olan AKP Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a tevdi etti. Sayın Erdoğan, 14 Mart 2003'te TC 59. Hükümeti'ni kurarak göreve başladı. Arkasından 2007'de 60. Hükümet, 2011'de 61. Hükümet kuruldu ve sonrasında senaryo tamam; oyunu oynayan figürler görevlerini tam yapıyor ve her şey tıkır tıkır işliyordu.
Bu arada Sayın Erdoğan bir vefa borcunu ödemeyi de ihmal etmedi. İBB'nin 1994 yerel seçimlerinde CHP adayı olan Sayın Ertuğrul Günay, oyların bölünmesine yol açtığı ve Sayın Erdoğan'ın seçilmesine katkı sunmasından dolayı o vefayı unutmadı. CHP eski milletvekili ve genel sekreteri Sayın Ertuğrul Günay'ı 2007'de AKP'ye davet etti, üye yaptı ve sonrasında AKP'nin 60. TC Hükümeti'nde Turizm Bakanı yaparak vefa göstermiş oldu.
Ne demek istediğimi sanırım tahmin ediyorsunuzdur. Yani kim olursa olsun, siyasi görüşü ne olursa olsun, eğer biat ediyorsa Sayın Erdoğan için fark etmiyor. Birçok sol, sosyalist ya da sosyal demokrat biat eden ile çalıştığını biliyorum.
Bu arada 2008 yılında, AKP'nin 60. TC Hükümeti olarak devleti yönettiği dönemde, anayasaya aykırı faaliyetlerinden dolayı laikliğe aykırı eylemlerin odağı olmaktan ceza aldı. Bu eyleme gelişin detaylarını daha sonraki haftalarda yazacağım.
Bir sonraki 7 Haziran 2015 Genel Seçiminde AKP 258 milletvekilliğine düştü ve hükümet kuramadı. O dönem Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dı. Seçim sonucu ve teamüller gereği hükümet kurma yetkisi en fazla milletvekili çıkaran partiye verilir ve bu yetki AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'na verildi; ancak Sayın Davutoğlu hükümeti kuramadı.
Teamül gereği sıra ikinci fazla milletvekili bulunan partiye, yani CHP'ye vermesi gerekirken verilmedi. Hem de onun siyasi yasağını kaldıran partiye verilmedi. Teamüller yerle bir edildi. CHP, MHP ve DEM Partisi olmak üzere hiçbir partiye görev verilmedi ve ülke 1 Kasım 2015'te erken seçime götürüldü.
O seçim dönemini yaşayanlar bilir; ülke bile isteye kaosa ve tedirginliğe sürüklendi. Halk ve seçmen korkutuldu, her türlü baskı yapıldı ve sonucunda AKP 317 milletvekili çıkararak hükümet kurma sayısını elde etmiş oldu. Eğer elde etmemiş olsaydı sanırım elde edilinceye kadar kargaşa yaratılarak seçim yapar dururduk.
Çünkü 2002 yılından itibaren ülkede siyasi değerler, yerleşik teamüller, yasa tanımama ve anayasa çiğnenerek iki milyon beş yüz bin mühürsüz oy geçerli sayılarak demokrasi yok edildi ve bizler de tüm muhalefet olarak seyrettik. Sonra malum zat çıktı ve “Atı alan Üsküdar'ı geçti.” dedi.
Önümüzdeki hafta bir yiğit, bir ekip, bir kadro çıkıp seçim sandıklarına sahip çıkınca; atı alan 2019 yerel seçimlerinde Üsküdar'ı geçemeyince olan oldu. Sonrası süreci de önümüzdeki hafta yazacağım.
Saygılarımla.






