İbrahim Kömür

Kendimiz ettik, kendimiz bulduk

Eveeeeet, yavaş yavaş geçiyoruz senaryonun finaline. Daha önce ifade ettiğim senaryonun bütün hazırlıkları tamamlandı. BOP görevlendirilmesinin, 2002 genel seçimleri sonucuna göre şekillendirilmesi kararlaştırıldı. Yani sırayla Arap Baharı ve Turuncu Devrim adı altında milyonlarca insanın öldürüleceği Büyük Ortadoğu Projesi'nin hazırlıkları başlatılacaktı.
Bu hazırlıklar, 12 Eylül 1980 askeri darbesinde söylenen “bizim çocuklar başardı” ifadesiyle başlayan süreçte, Türkiye'nin de BOP'a dahil edilmesiyle devam etti. 2002 genel seçimlerine kadar olan gelişmeleri Silivri'de yayımlanan Hürhaber Gazetesi'ndeki köşemde yazdım ve sosyal medya sayfamda paylaştım.
Bugün de 3 Kasım 2002 seçimlerine giderken, seçimin sonuçlarını ve hazırlanan senaryo doğrultusundaki süreci sizlere anlatmaya çalışacağım.
Daha önce de yazdığım gibi Sayın Recep Tayyip Erdoğan hakkında, 12 Mart 1997'de okuduğu bir şiir nedeniyle dava açıldı. Açılan dava sonucunda 21 Nisan 1998 tarihinde mahkeme kararıyla 10 ay hapis ve ömür boyu siyasetten men cezası aldı. Hapis cezasını ise 26 Mart 1999 ile 24 Temmuz 1999 tarihleri arasında yaklaşık dört ay yatarak tamamladı.
2002 seçimleri için bütün taktikler tamamlanmış, adeta bir tiyatro sahnesinde olduğu gibi bütün figürler rolünü oynamaya başlamıştı. Türkiye, 3 Kasım 2002 seçimlerine; hükümet ortaklarından MHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Devlet Bahçeli'nin 57. Hükümet'ten ayrılma ve erken seçime gitme talebi üzerine gelmiştir.
57. Hükümet ile ilgili bilgilendirmeyi ve sonrasında yaşananları ayrıca yazacağım.
Gelelim konumuza…
3 Kasım 2002 seçimlerine gelindiğinde AKP Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, siyasi yasaklı olması nedeniyle milletvekilliğine aday olamıyordu. Senaryo iyi hazırlanmış, toplumda çok ciddi bir kırılmanın oluşacağı bir zemin hazırlanmıştı.
Bu tepki ve toplumsal kırılma sonucunda AKP ve CHP dışında hiçbir parti parlamentoya giremedi; bütün partiler baraj altında kaldı. Merkez sağda kurulan AKP'nin kazanması ve hükümet olması planları, “3 Y” (yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar) politikaları çerçevesinde şekillendirilmişti ve iktidar bu söylemler üzerinden isteniyordu. Nitekim öyle de oldu.
AKP, kullanılan oyların %34,28'ini alarak 363 milletvekili; CHP ise %19,39'unu alarak 178 milletvekili ile parlamentoda yer aldı. AKP'nin parlamentodaki sayısı hükümet kurmaya yetiyordu. Ancak genel başkanları milletvekili olmadığı için başbakan olamıyordu.
Hükümetin kurulabilmesi için dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer, görevi AKP Kayseri Milletvekili Sayın Abdullah Gül'e verdi. Abdullah Gül, 18 Kasım 2002 tarihinde 58. Hükümeti kurdu.
Ancak parlamentoda çoğunluğu bulunan ve hükümeti kurmuş bir partinin genel başkanının parlamento dışında kalması, hem Avrupa Birliği hem de tarafı olduğumuz uluslararası kurumlar tarafından hoş karşılanmadığı gibi demokrasinin işleyişi açısından da tartışma konusu oldu.
O dönem CHP Genel Başkanı rahmetli Sayın Deniz Baykal ve CHP kurmayları, demokrasi adına ve demokratik hak ve özgürlükler çerçevesinde uygun olmadığı değerlendirilen siyasi yasağın kaldırılması için Anayasa'nın 76. maddesindeki engelin kaldırılmasına yönelik 6 Aralık 2002 tarihinde kanun teklifi verdi. Verilen kanun teklifi oy birliği ile kabul edildi.
Demokrasi sınavı veren CHP'ye Sayın Erdoğan zaman zaman, “Bu CAHAPE var ya bu CAHAPE… Bunların bu ülkede dikili bir ağaçları, bir çivileri yok.” diyor ya, gel de itiraz etme.
Bize göre Cumhuriyet gibi, Cumhuriyet değerleri gibi ve 65 milyar dolar karşılığı satılan Cumhuriyet yatırımları gibi çok ağacımız var. Ama varsayalım ki dikili bir ağacımız yok.
Yahu bu “CAHAPE”, yasal olarak siyaseten bitmiş, tükenmiş, siyaset yapma şansı kalmamış birinin; temsil ettiğimiz demokrasi adına, Sayın Erdoğan'ın AKP Genel Başkanı olması ve bir kitleyi temsil etmiş olması nedeniyle, o kitle adına siyasi yasağının kaldırılmasına öncülük ediyor ve bu yasağı kaldırıyoruz.
Bu bile başlı başına diktiğimiz bir ağaçtır. Bunu inkâr etmek, insanın kendi kendisini inkârıdır. Ama olsun, biz CHP olarak doğrusunu yaptık. Geldiğimiz noktada ise “kendimiz ettik, kendimiz bulduk” noktasına geldik.
Önümüzdeki yazıda Sayın Erdoğan'ın nasıl milletvekili olduğu ve kurduğu hükümetlerle birlikte, sırasıyla 2026 yılı siyasetine kadar olan süreci her hafta Salı günü Hürhaber köşemden veya her hafta Perşembe günleri sosyal medya sayfamdan takip edebilirsiniz.
Saygılar…

 

YORUM YAP