Sınav sabahlarının kendine özgü bir atmosferi vardır. Evde sessiz bir telaş dolaşır. Kahvaltı biraz daha hızlı yapılır, çantalar birkaç kez kontrol edilir. Kalem, silgi, kimlik… Her şey tamam mı diye tekrar tekrar bakılır.
Ama sınav sabahının en önemli unsuru aslında çantadaki kalem değil, evin içindeki psikolojik atmosferdir.
Çocuklar sınav sabahı sadece bilgileriyle değil, duygularıyla da sınava girerler. Zihnin nasıl çalışacağı çoğu zaman bilgi miktarından değil, o anda yaşanan duygusal durumdan etkilenir.
Bu yüzden sınav sabahı söylenen birkaç cümle, bir çocuğun zihnini açabilir de, kilitleyebilir de.
İnsan beyni temel olarak iki modda çalışır:güven modu ve tehdit modu.
Beyin bir ortamı güvenli olarak algıladığında dikkat, düşünme ve hatırlama mekanizmaları aktif hale gelir. Bu durumda çocuk bildiği bilgileri rahatça hatırlar, sorular arasında bağlantı kurabilir ve problem çözme becerisi güçlenir.
Ancak beyin ortamı bir tehdit olarak algıladığında farklı bir süreç başlar. Vücut stres hormonları üretir, kalp ritmi hızlanır, kaslar gerilir ve zihnin önemli bir bölümü hayatta kalma moduna geçer.
Bu durumda beynin öğrenme ve düşünme merkezi olan prefrontal korteks daha az aktif hale gelir. Yani çocuk aslında bildiği bilgileri bile hatırlamakta zorlanabilir.
Tam da bu yüzden bazı öğrenciler sınavdan çıktıktan sonra şu cümleyi kurar:
“Hocam aslında biliyordum ama sınavda aklıma gelmedi.”
Çoğu zaman bunun nedeni bilgi eksikliği değil, psikolojik baskıdır.
Birçok aile sınav sabahı çocuğuna şu cümleyi söyler:“Heyecan yapma.”
Bu cümle ilk bakışta sakinleştirici gibi görünür. Ancak beyin dil açısından farklı çalışır. İnsan zihni olumsuzluk eklerini çoğu zaman işlemden geçirmez. “Heyecan yapma” dendiğinde zihin önce heyecan kavramını algılar.
Bu da çocuğun kendi bedenini kontrol etmeye çalışmasına neden olur:
“Acaba heyecanlanıyor muyum?”
“Kalbim hızlı mı atıyor?”
“Ellerim titriyor mu?”
Bu iç gözlem arttıkça heyecan daha çok hissedilir. Yani iyi niyetle kurulan bir cümle, istemeden de olsa çocuğun stresini artırabilir.
Bunun yerine söylenebilecek daha sağlıklı bir cümle şudur:“Elinden geleni yapman yeter.”
Bu cümle çocuğun zihninde kontrol duygusunu güçlendirir. Çünkü çocuk sonucu değil, kendi çabasını düşünmeye başlar.
Aileler çocuklarına motivasyon vermek için çoğu zaman şu cümleyi kullanır:“Bu sınav çok önemli.”
Evet, bazı sınavlar gerçekten önemlidir. Ancak çocukların zihni bu cümleyi farklı bir şekilde yorumlar.
Çocuk için bu cümle çoğu zaman şu anlama gelir:“Eğer iyi yapamazsam büyük birhayal kırıklığı olacak.”
Bu düşünce çocuğun zihninde performans kaygısı oluşturur. Performans kaygısı arttıkça çocuk hataya karşı aşırı duyarlı hale gelir. Bir soruda takıldığında zihni şu düşüncelerle dolabilir:
“Ya yanlış yaparsam?”
“Ya kötü geçerse?”
“Ya ailemi üzersem?”
Bu düşünceler zihnin dikkat kapasitesini tüketir. Oysa dikkat sınırlı bir kaynaktır. Dikkatin önemli bir kısmı kaygıya harcandığında sorulara odaklanmak.
Sınavdan hemen önce yapılan hızlı tekrarlar da çoğu zaman faydadan çok zarar verebilir.
“Son kez şuraya da bak.”
Bu cümle çocuğun zihninde şu mesajı oluşturur:“Demek ki hâlâ eksiklerim var.”
Bu düşünce panik hissini tetikler. Beyin kısa sürede yeni bilgi almaya çalışırken var olan bilgileri organize etmekte zorlanır. Zihinsel karmaşa oluşur.
Aslında sınavdan hemen önce yapılması gereken şey bilgi yüklemek değil, zihni sakinleştirmektir.
Bazı cümleler vardır ki çocukların zihninde çok derin izler bırakır. Bunlardan biri de şudur:“Bizi mahcup etme.”
Bu cümle çocuğa doğrudan bir sorumluluk yükler. Artık mesele sadece bir sınav değildir. Çocuk için sınav şu anlama gelmeye başlar:“Ailem benim performansıma göre değer görecek.”
Bu durum çocukta hata yapma korkusunu büyütür. Hata korkusu ise zihinsel kilitlenmenin en önemli sebeplerinden biridir.
Çocuk hata yapmaktan korktuğunda risk almaktan kaçınır, düşünme esnekliği azalır ve problem çözme becerisi zayıflar.
Sınav sabahı çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey bilgi değil, duygusal güven duygusudur.
Çocuk şu mesajı hissetmelidir:“Sonuç ne olursa olsun yalnız değilim.”
Bu duygu beynin güven moduna geçmesini sağlar. Güven ortamında ise dikkat, hafıza ve problem çözme becerileri çok daha verimli çalışır.
Bu yüzden bazı cümleler gerçekten çok kıymetlidir:“Elinden geleni yapman yeter.”
“Hazırsın, bildiklerini yap.”
“Yanındayız, sonucu birlikte karşılarız.”
Bu cümleler çocukların omuzlarındaki görünmez yükü hafifletir.
Belki de ailelerin unutmaması gereken en önemli şey şudur:
Bir sınav çocuğun hayatının tamamı değildir.
Ama sınav sabahı yaşadığı duygu, onun kendine bakışını etkileyebilir.
Eğer bir çocuk şu duyguyla büyürse güçlü olur:
“Başarsam da başaramasam da ailem benim yanımda.”
Bu duygu çocukta sağlıklı özgüvenin temelini oluşturur.
Sınavlar geçer. Sorular unutulur.
Ama çocukların zihinlerinde ailelerinin onlara hissettirdiği duygular kalır.
Belki de sınav sabahı söylenebilecek en doğru cümle şudur:
“Biz senin sonucunu değil, emeğini önemsiyoruz.”
Çünkü çocuklar başarıdan önce güvenle büyürler.
Sınav Sabahı: Doğru cümle






