Silivrispor kongresi başkanlık yarışından ziyade kulübün geleceğine dair sorgulamaların yapıldığı bir atmosferde geçti. Salondaki hava, umut ile kaygı arasında gidip geldi.
Cemil Kızılkaya'nın açıkladığı yönetim listesi dinlenirken birçok kişinin zihninde benzer bir tablo oluştu sanıyorum. Sanki Silivrispor yönetimi değil de, yıllardır ilçenin farklı dinamiklerinde etkili olan başka yapıların birleşimi konuşuluyordu. Özellikle geçmişte Alibeyspor çevresinde etkili olmuş isimlerin ağırlığı dikkat çekti. Bir ara insanın aklına “Malatyaspor'a mı dönüyor bu iş?” sorusu bile gelmedi değil… Malatya karşıtlığı değil bu, Çolakoğlu'nun konuşmasında dile getirdiği manasında; ‘Silivri Belediyesi, MHP Silivri, AK Parti Silivri, CHP Silivri bu kulüp niye Silivrililerin olamıyor?' Sahip çıkılmama feryadı.
Aslında yıllar önce konuşulan senaryo bambaşkaydı. Yaklaşık 15 yıl önce Alibeyspor'un Silivrispor çatısı altına girip birleşmesi söz konusuyken, büyük yapının küçük kulübü içine alması tartışılıyordu. Bugün ise ortaya çıkan tablo, adeta tersine bir hikâye hissi uyandırdı. ‘Büyük balığın' ‘küçük balığı' yutması değil, ‘küçük balığın' büyük yapının yönetim refleksine yön vermesi gibi bir görüntü oluştu.
Listede yer alan Nuray Koçer, Gürkan Ölçer, Ali Tonta, Murat Kanbay, Serhat Ateş gibi isimler dikkat çekti. Kongre kulislerinde zaten önemli bir temsiliyet sorumluluğu ve görevleri olan bu isimlerin ayrıca böylesine zaman, imkan harcamayı gerektirecek bir yapıda bizzat bulunması şaşırttı açıkçası.
Süreci takip eden herkesin hemfikir olduğu konu; kulübün ekonomik yapısı, şehir desteği ve sportif geleceği açısından yeni bir başarısızlık sürecinin telafisi kolay olmaz. Gerçi 1.5 Milyon Dolar vaat eden kulüp başkan adayına çıkan oy 36 olunca ekonomik zorluklardan söz etmek de zorlaşıyor!
Zaman zaman duygusallaşan, zaman zaman sitemin yükseldiği konuşmasında Çolakoğlu, göreve geldiklerinde kendilerine “18 milyon lira borç var” denildiğini ancak gerçek tablonun çok daha ağır olduğunu söyledi. Kulübün 43 milyon lira borçla karşı karşıya olduğunu, yılın sonuna kadar yaklaşık 19 milyon liralık ek gider baskısının bulunduğunu anlattı.
Kendi dönemine ait borçları ödeyerek görevi bıraktığını vurgulayan Çolakoğlu, yönetimleri süresinde yaklaşık 18 milyon liralık gelir elde edildiğini, bunun 13 milyon lirasının bağış yoluyla toplandığını ifade etti.
Ancak Çolakoğlu'nun konuşmasının en çarpıcı bölümü rakamlar değil, kırgınlığıydı.
“Haziran'da bırakmasaydım keşke” sözleri salonda uzun süre yankılandı. “Stresliyim, üzgünüm” diyerek konuşan Çolakoğlu; emeklerinin karşılıksız bırakıldığını, yalnız kaldıklarını, verilen sözlerin tutulmadığını ve kulübün yeterince sahiplenilmediğini dile getirdi.
Tam da bu noktada salondan yükselen “Bırakma bizi” sloganları kongrenin duygusal kırılma anlarından biri oldu. Sandıktan çıkan isim belli de, salondan yükselen bu hissi nereye koyacağız?
Kongrenin en çarpıcı cümlesi ise Çolakoğlu'nun şu çıkışıydı: “Borçlandıracaksınız bu kulübü gelmeyin. Biz yönetiriz.”
Bu sözler, yalnızca bir öfke cümlesi değil; aynı zamanda “Keşke yalnız bırakılmasaydık” duygusunun dışa vurumu gibiydi. Kongreyi takip eden birçok kişide, Çolakoğlu'nun aslında görevi bırakırken birilerinin çıkıp “Devam et, ne gerekiyorsa destek olalım” demesini beklediği hissi oluştu.
CHP, AK Parti ve MHP İlçe Başkanları kongreye katılırken, Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu bu kez yoktu. “Başkan adaylığı için kimseye icazet vermem” ya da “Silivrispor'un yanındayım” demek için bile gelmedi.
Önümüzdeki dönem için yaklaşık 100 milyon liralık bütçe açıklandı. Yeni başkan Cemil Kızılkaya'nın “Bu yönetim milat olacak” sözleri yeni dönemin en iddialı cümlesi olarak kayıtlara geçti.
Silivrispor'da mesele bir süredir yönetim değiştirmek değil. Bu şehir, yıllardır “sahip çıkılmıyor” denilen kulübe bundan sonra sahip çıkacak mı? Kongrenin kazananı Cemil Kızılkaya. Hatta gecikmiş bir süreç tamamlandı da denebilir. Yeni yönetime şans vermek lazım.
Ancak…
Bırakırken, vazgeçerken, pes ederken bile mücadeleyi sürdüreceği duygusunu bu kadar yoğun şekilde karşı tarafa geçirebilen Nuri Çolakoğlu, Silivrispor'un kutup yıldızına dönüştü adeta.
Bir spor kulübü için bir başkanı “kutup yıldızı” olarak tarif etmek, aslında o kişinin yalnızca yönetici değil; yön gösteren, kriz anlarında referans alınan, camiayı bir arada tutan ana figür olduğunu anlatır. Kutup yıldızı aynı zamanda yalnızdır. Bizim örneğimizde bu yalnızlığın yanında Selim Kasarcı gibi yol arkadaşları da vardı belki… Ama sonuç değişmiyor. Hep yukarıdadır ama yükü ağırdır. Herkes yönünü ona göre bulur ama onun yönünü soran pek olmaz.
Bu yüzden bir başkan için “kutup yıldızıydı” denildiğinde, çoğu zaman fedakârlık, yalnızlık ve omuzlanan büyük sorumluluk da anlatılmış olur.
Olanlar bunlar özetle. Olacakları birlikte izleyeceğiz.






