- Dünya Savaşı sırasında, Almanya'nın İngiltere'ye savaş açtığı bir dönemde İngiltere Başbakanı Winston Churchill, ulusa sesleniş konuşması yapmak üzere BBC'ye gitmek ister. Ancak sokaklar pek güvenli olmadığı için kendi aracıyla gitmeyi tercih etmez. Gizlice evinden çıkar ve sokakta bir taksi çevirir. Kim olduğunu söylemeden BBC'ye gitmek istediğini taksiciye bildirir.
Taksi şoförü, “Götüremem efendim. Birazdan Başbakanımız Churchill radyodan konuşacak. Onu dinlemek için eve gideceğim” der. Bunu duyan Winston Churchill gururlanır ve vatandaşının, ağır savaş koşullarında bile onu dinlemek için işini bırakıp eve gitmek istemesini ulusu adına umut verici bir tutum olarak değerlendirir.
Ancak Churchill vazgeçmez. O dönemde dolaşımda bulunan en büyük İngiliz paralarından biri olan 50 sterlini cebinden çıkarır ve taksi şoförüne uzatır. Şoför parayı görünce şaşırır, az önceki sözlerini bir kenara bırakır ve kapıyı açarak, “Buyurun efendim, sizi hemen BBC'ye götüreyim” der.
Biraz önce kendisini dinlemek için eve gitmek isteyen vatandaşından gururlanan Churchill, yaptığı bu hareketle acı bir gerçeği de görmüş olur. Kendi kendine mırıldanır: “Sadakat, parayı görünceye kadarmış…”
Üzülür, düşünür. Önemli olanın yalnızca sadakat olmadığını; sadakatin de zaman zaman satın alınabildiğini fark eder. “Gerçek bu sanırım” diye geçirir içinden. Yine de vatandaşına güvenmekten vazgeçmez.
Sonuç olarak, menfaatin masaya oturup sadakati satın almaya çalışması Churchill'i üzer ve kafasında soru işaretleri oluşturur. Ancak o, yine de halkına güvenmeyi tercih eder. Sadık çoğunluğun varlığı sayesinde ülkenin ayakta kalacağına inanır. Ulusa sesleniş konuşmasını yapmak üzere stüdyoya girer, konuşmasını yapar ve çıkar.
Sonuçta güvendiği sadık çoğunlukla birlikte savaşta galip gelir. Bu nedenle her kim, nerede ve hangi makamda olursa olsun bilinmelidir ki; sadakat ve güven eninde sonunda galip gelecektir.
Bu anlayışla biz de Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'e ve Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'na sadık çoğunluk olarak güveniyoruz. Onlar da bu sadık çoğunluğa güvenerek yollarına devam ediyorlar.
Başaracağız, kazanacağız.






