Nereden başlasam, meseleye nereden yaklaşsam, hangi yönünden değerlendirsem, neresinden tutsam bilmiyorum. Ancak bu yanlış tutum ve davranışın mutlaka bir yerinden başlamak gerekiyor. Aksi halde hem kendimizi hem de tarafı olduğumuz sol, demokratik sol ve sosyal demokrat ideolojiyi inkâr etmiş oluruz.
Biz CHP'liler; eğer emekten, işçiden, emekliden, ezilenden, sömürülenden yana olmayacaksak, liyakati ve kamu malını korumayacaksak, diğer siyasetçilerden ve siyasi partilerden ne farkımız kalır? Eğer bir farkımız olmayacaksa; odalarda, kulüplerde, STK'larda, derneklerde, kooperatiflerde, fikir kulüplerinde neyin mücadelesini veriyoruz?
Eğer mücadelemiz birilerini bir makama oturtmak ya da ego tatmininden ibaretse, ben yokum. Örgütümüzün de böyle bir yerde durduğunu sanmıyorum. Ben, parti politikamızı hayata geçirmek için her platformda yer almamız gerektiğine inananlardanım.
Silivri'ye çok emek verdik. Bu emeklerin sonucunda; eskiden olduğu gibi STK'larda, odalarda, kooperatiflerde ve siyasi partilerde (kısmi adaylıklar olsa da) tek adaylı dönemler geride kalmış, çoklu adayların yarıştığı, demokratik rekabetin yaşandığı; kazananın kaybedenlere davul-zurna çaldırmadığı, sağduyulu bir süreç oluşmuştur. Bu süreci, yaşadığımız yerin ve birlikte yaşadığımız toplumun lehine doğru değerlendirmeli, sorumluluklarımızın farkında olmalıyız.
Bu nedenle; başta İlçe Başkanlığımız, yöneticilerimiz, Belediye Başkanımız ve Meclis Üyesi seçilmişlerimizin parti politikalarını öncelemeleri; kamu ve özerk kurumlar ile STK'larda bu politikaları etkin kılmaları ve bu çerçevede taraf olmaları asli görevleridir.
Ancak şunun da altını çizmek gerekir: Kamu görevlileri ya da siyasi parti seçilmişleri tek bir konuda taraf olamazlar; o da kamusal alanı ve kamu hizmetlerini yürütürken. Siyasiler; siyaset yaparken, düşünce ve fikir dünyasında, üyesi oldukları partinin politikalarını hayata geçirmek adına taraftırlar. Bunun için de İlçe Başkanı, yöneticiler, Kadın ve Gençlik Kolları, Belediye Başkanı ve Meclis Üyeleri birlikte, tek vücut halinde hareket etmek; parti politikalarına, dolayısıyla partiye ve birbirlerine sahip çıkmak adına taraf olmak zorundadır.
Ahbap-çavuş ilişkileriyle, “senden-benden” mantığıyla siyaset olmaz; böyle bir siyaset anlayışı sürdürülemez. Siyaset; düşünce, fikir ve ideoloji yoldaşlığıdır. Bu yoldaşlığın ilerisi, gerisi, şusu-busu yoktur. Herhangi bir siyasi parti ya da STK'da menfaat amacıyla bir araya gelmiş grupların oluşturduğu birliktelik, siyasi ya da ideolojik yoldaşlık değildir; geçici bir çıkar ortaklığıdır ve sürdürülebilirliği yoktur.
Bu nedenle ideolojimizi iktidar yapmak ve iktidarda tutmaktan başka bir yolumuz yoktur. Gerisi lafügüzaftır.






