İbrahim Kömür

İbrahim Kömür’den mektup (13)

Bu mektubumu Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 21 Ekim 2026 Çarşamba günü AKP Genel Başkanı sıfatı ile TBMM, AKP Grup Toplantısında yaptığı konuşmasında “Onurlu insanlara yolsuzluk ithamında bulunmak suçtur. Namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak daha büyük suçtur” dediler. Kesinlikle katılıyor ve destekliyorum. Bu mektubumu da buna istinaden yazmış bulunuyorum. Bir de bu anlamda ve aynı toplantıda Sayın Cumhurbaşkanı, “Kimse eleştirilemez değildir” dedi.
Şimdi sormak istiyorum Sayın C.Savcım, her yurttaş dili, dini, ırkı, mezhebi, siyasi görüşü, dini inancı ve yaşam tarzı ile Anayasa ve yasalar karşısında eşittir. Anayasanın ilgili maddesi böyle der. Madem anayasa böyle diyor ve siz de yasa gereği adaleti sağlamakla görevlisiniz, adalet terazisinin bir kefesisiniz, o halde siz beni hangi gerekçe ve suç unsuru ile tutukladınız? 70 Yaşlarında iki hasta insanın kaldığı evi sabah şafağında bastırıp arattınız? Arama sonucu belge ve polis tutanakları elinizde, suç unsuru yok. 30 Yıldır cep telefonu kullanırım, telefonumda şifre yok.
Banka hesabımda gayri yasal bir hareketlilik yok. MASAK raporları elinizde. HTS kayıtları, teknik takip bilgileri, mali şube ve terörle mücadele raporları mutlaka elinizde ve dosyamdadır. O onu dedi, bu bunu dedi iftiraları ile ilgili bir delil-belge ispat yok. Çünkü olmayan bir şeyin belgesi, delili olmaz ve beni olmayan delilleri karartma ile kaçma şüphesi ile tutukladınız ama maalesef tutuklanmamı gerektirecek ve karartacak bir şey yok ortada. Ben niye tutukluyum? Olmayan belgelerden dolayı nasıl oluyor da çıkar amaçlı suç örgütü üyeliği ile suçlanıyorum. Hangi kanıtla?
Eğer CHP'li olduğum ve CHP İlçe Başkanlığı yaptığım için tutuklu isem demokrasimiz ve hukuk devleti ilkeleri adına ayıp ve yasal değil. Eğer elde edilen belge, bilgi ve suç unsuru olmadan Sayın savcının kişisel şüphesi üzerine tutuklu isem bu, 24 yıllık kesintisiz iktidarın bizi getirdiği antidemokratik durum adına ülkeye, yargı erkinin geldiği, getirildiği duruma yazık. Yok eğer ben, 2016 yılında hain Fetö terör örgütü mensupları için çıkarılan TCK 220 yasasına dayanılarak aynı kefeye konularak şüphelendim, az içeri, sen içerde ol, ben seninle ilgili delil toplayacak ve iddianame hazırlayacağım derse Sayın Savcı, bu daha çok ayıp. Ben, yasalar çerçevesinde yurttaşlık görevini yapan, demokrasi adına mücadele eden, hiç kimsenin siyasi ve etnik kimliğine bakmaksızın ülkesi ve milleti için mücadele veren bir yurttaşım.
Bunun kanıtı da siyaseten etkin olduğum bir dönemde Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İBB Başkanı olduğu dönemde okuduğu bir şiirden dolayı hakkında yargılama oldu, karşı çıktım, yargılama sonucu görevden alınma, siyasi yasak ve tutuklama çıktı, karşı çıktım.
Parti kurdu, partinin Genel Başkanı olarak 2002 seçimlerinde Milletvekili olamadı, karşı çıktım. Rahmetli Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal öncülüğünde bunların hepsi açıldı ve Başbakan oldu. Partisi AKP kapatılmayla, laikliğin odağı olmaktan ceza aldı, karşı çıktım. Ben ve partim hep demokrasinin yanında olduk, hala da o noktadayız. 40 Yıllık siyasi bir geçmişim var. Sayın Sacının bana atfettiği çıkar amaçlı suç örgütü üyesi olmaktan ve böyle bir suçlamadan utanırım.
O nedenle Sayın C.Savcım, benimle ilgili elinizde suçlayıcı ne bilgi, belgi ve ispatlanmış doküman varsa lütfen yargıya sunmanızı arz ediyorum. Eğer yok ise de ben, bu çıkar amaçlı suç örgütü üyesi olma utancından kurtulmak istiyorum.
Beş aydır yazıyorum, zararı yok, on ay daha yazayım, yazmaktan çekinmem ancak, bir yurttaşın bile kafasında acaba sorusunun oluşması dahi beni çok utandırır. O nedenle, Sayın Cumhurbaşkanının dediği gibi, “Namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz bir şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak, ayıptır, günahtır, suçtur.” Saygılarımla…

YORUM YAP