Eski dönem Belediye Başkanlarından Selami Değirmenci, yapılan toplantıda söz alarak dönemindeki plan uygulamalarıyla ilgili bilgilendirdi, hakkında yapılan eleştirilere açıklamalarda bulundu ve yeni planları değerlendirdi. Değirmenci, yeni planların yapılmasını doğru bulduğunu, ancak vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
DEĞİRMENCİ: YAPILMIŞ PLANLARA KİMSENİN İTİRAZI OLAMAZ
Selami Değirmenci şöyle konuştu: "Elbette ki planın yapılmış olmasına hiç kimsenin itirazı olamaz. Önceki planlar 1983 yılında asker dönemde yapılmış. 2004 yılına kadar yani Büyükşehir Belediyesi'ne geçinceye kadar plan yapma yetkisi Bayındırlık Bakanlığı'na aitti. 1983 yılında yapılan planlar tahminen 1985 yılında kesinleşti. Benden önceki dönemde de Başkanımız hala yürürlükte olan bu planları uyguladı. 15 yıl boyunca biz, benden sonra da Turan Başkanım uyguladı. 4 yıldır da hala o planlar uygulanmakta. Zaman zaman planlardaki aksaklıkları gördük ve düzeltmek istedik, Bakanlığa önerilerimizi sunduk, ancak bazı arkadaşlarımızın dava açması nedeniyle 25 binlik planları yapabilmek için tam 8 yıl mahkemelerle uğraştık. O, planlar da ancak 2003 yılının sanırım Ekim ayında onaylandı. Hüseyin Turan zamanında o planların 18. Maddesi uygulandı. Dolayısıyla Büyükşehir olmayınca plan yapılması çok zordu. Tabi ki o planlarda çok fazla aksaklıklar var. O dönemde zaman zaman isyanlarımız ve tepkilerimiz oldu.
Şimdi bu planların yapılmasına ana fikir olarak kimsenin karşı çıkması mümkün değil. Üzerinden 30 yıl geçmiş, hele hele deprem gibi bir olay yaşanmış. Bundan önce bunun ne olduğunu bilmiyorduk. Asıl sıkıntıları depremden sonra gördük. Bundan sonra düzeltilmesi gerekiyordu. Sahillerin ve dere yatakların açılması, bunların hepsi çok doğru şeyler.
"BİNALARI YENİLEMEYE TEŞVİK ANLAYIŞI HAKİM OLMALIYDI”
Uyum Kent'ten başlayarak Mimarsinan Köprüsü'ne gelip, Kavaklı, Bizimköy sınırına kadar gelen planda özellikle merkezi ele aldığımızda bu bölgede en fazla mağduriyet yaşanacak. Burada önemli olan, Başkanın dediği gibi bu binaların yaşadığı kadar yaşamasını teşvik etmek değil, tam tersine hükümetin almış olduğu bir karar var, ben ona bütün gönlümle katılıyorum, Kentsel Dönüşüm Projesi… Bu projenin ana fikri ise adil bir şekilde uygulanarak ister iki katlı, ister çok katlı olsun, 1960-70'lerde yapılmış ve korozyona uğramış binaların yeniden yapılmaya teşvik edilmesi. Boş arazilere yüksek katlar koyarak değil, tam tersine bu bölgelerde nasıl insanların binalarını yenilemeye teşvik edebiliriz anlayışı hakim olmalıydı.
"MALINIZI BIRAKIP GİTMEK ZORUNDA KALACAKSINIZ”
Oysa bu planlarda biz ne yaptık? Şu bulunduğumuz merkeze 1,50 emsal verdik, yani burada 100 m² arsanız varsa, 150 m² yapabilirsiniz dedik. Şu anda 100m² arsada 700m² inşaat var. Bunların hepsi ayrı ayrı mülkiyet, nasıl böleceksiniz? Yani biz vatandaşa ne diyoruz? "Sen burada oturduğun kadar otur, depremde evin zarar görürse de görsün.” Belediye, "1000'lik plan onaylandıktan sonra güçlendirme vermem” diyor, veremez de zaten. Başka sıkıntılar daha yaşayacaksınız. Alışveriş bile yapamayacaksınız. Evinizi satmaya kalktığınızda, satamayacaksınız. Alıcı kredi almaya gittiğinde, banka ona, "Burası 7 kat değil, 1.5 kat diyecek.” Dolayısıyla bu vatandaşlarımız buraları değerlendiremeyecek. Transfer alanı da değil. Kimse istimlak da etmiyor. Dolayısıyla bu durumda malınızı bırakıp gideceksiniz.
"SİZİN SÖZÜNÜZLE DÜZELEBİLİYORSA, BU İŞKENCEYİ NİYE YAPTINIZ?”
Gerek Belediye Başkanımız, gerek Ak Parti İlçe Başkanı Metin Karakaş, "Biz bunu düzelttik, eski haline getirdik” diyorlar. Nasıl düzelttiniz? Bu arada Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin toplandığını görmedik. Eğer bu sadece sizin sözünüzle düzelebiliyorsa, bu vatandaşa bu işkenceyi niye yaptınız ki? Burada doğru olanı yapmalıyız. Konu, bu parti yaptı, bu parti böyle oldu değil. Silivri'nin geleceği ile ilgili bir söz söylemeye çalışıyoruz. Her ne kadar gazeteci bir arkadaşım, "Ne alaka, çok anlamsız bir şekilde tartışmaya katıldı” dese de 15 yıl burada görev yapmış biri olarak söyleyecek sözüm var. Ben yanlış da bilebilirim. O, başka, ben sadece öneride bulunabilirim.
"BİNALAR YENİLENMEYE ZORLANMALI”
Dolayısıyla bu planlarda yapılması gereken, gerek yazlık bölgelerde gerek merkezdeki kısımlarda bu konutları yıktırıp nasıl yeniden yaptırırız olmalı. O insanlar mağdur etmeden yapılmalı. Esas kat vereceksek oralara vermeli. Yapsınlar, yenilemeye zorlayalım. Biliyoruz ki bulunduğumuz zeminin altı 38 m batak. Depremden önce bunları bilmiyorduk. Bayındırlık Bakanlığı olmasına rağmen, bu yönde bir araştırma yapılmadı. Buna zorlamamız gerekirken, esas yaşanan sıkıntıyı bırakıyoruz, gelip boş araziyi buluyoruz 8-10 kat veriyoruz. Mavi Yelken'deki binalar sakat, Parkköy'dekiler iyice sakat, merkezde depremden önce yapılan binalar hele hele deniz kumuyla yapılanlarda çok ciddi sıkıntı var. 1994 yılında ilk defa hazır beton kullanma mecburiyeti getirdiğimizde, ne kadar ağır eleştiriler aldık. 2004 yılında deprem ile ilgili broşürler dağıttık.
"KAMULAŞTIRMA BU PLANLA KALKTI”
Asıl burada sürekli oturan vatandaşların sorununu çözmeliyiz. Destek vermeliyiz. Kat vereceksek yine verelim, ama "Burasını sana yaptırmıyorum” demekle olmuyor. İlçe Başkanımız dedi ki, "Transfer olmayan yerler de kamulaştırılacak”, hayır kamulaştırma bu planda kalktı. Dere yatağı mı, sahil mi istimlak edilecek? 14. Maddede, "Planda yeşil alan, sosyal donatı ve yol olarak ayrılan bu alanların inşaat hakları, söz konusu alanların bedelsiz kamu adına geçmesinin ardından ilgili plan notlarında belirtilen şekilde K1, K2 … alanlarına transfer edilir.” Başkanımız da dedi ki, "Belediye açacak burasını, eline de bir belge verecek, git kiminle anlaşırsan anlaş.”
KARAKAŞ'IN ELEŞTİRİLERİNE CEVAP
Metin Karakaş bizi de cehaletle suçlayarak, "Kendisi de toplu konutlar yaptı, bunları bilmiyor mu?” dedi. Transfer alanlarının ne alakası var? Toplu konutlar yaptık, binlerce kişiye rant sağlanmış oldu. Burada ise sadece bir arazi sahibinin hesabı var. Sonra sadece Belediye Konutları olarak yapmadık, kooperatif diye bir şey vardı ki, kim gelirse gelsin artı bir kat otomatikman alıyordu. Hangi kooperatif geldiyse hepsine destek verdik. Başkanım bir de, "İşte o zihniyet Silivri'yi bu günkü hallere düşürdü” dedi. Yani Silivri yağma edilmiş. İstanbul'da gecekondusu olmayan bir şehir burası. Toplu konutlara yönlendirdik. O, anlayış hakim olmasaydı zaten burası gecekondu kenti olurdu.
"MAĞDURİYETLER GİDERİLMEK ZORUNDA”
O ne dedi, bu ne dedi değil, asıl buradaki mağduriyetleri gidermek zorundayız. Eğer yüksek katlar verilecekse boş arazilere değil, tam tersine eski sitelerin olduğu yerlere verelim, o insanların mağduriyetlerini giderelim. Üstüne transferini de koy. 4 kat yerine 6 veya 8 kat koy. O, konutlar bir an önce yıkılıp yeniden yapılsın. Beklediğimiz deprem çok yakın. Çok ciddi sorunlar yaşayacağız. Ziraat Bankası'ndan aşağıda olan bölüm, Kumluk dahil son derece risk altında. Bunlar bilinmesi gereken şeyler. Amacım asla tartışma yaratmak değil. Bizi yönetenler, bunlara çok dikkat etmesi gerekiyor. Hele hele bunlara imza atarken, attıktan sonra da, "Burada benim yerimde olsan Silivri'yi ayağı kaldırırdın” gibi laflar da hiç hoş değil. Hem imza atacaksın, hem görüşmelerde bulunacaksın sonra da gelip burada başka türlü anlatacağız, olmuyor. Sıkıntı var mı? O gün görmedin mi? Bu planlar Büyükşehir'den çıkmadan önce bu tartışmalar yapılacaktı, hiç bunları da yaşamayacaktık. Ne acıdır ki gerek bizim meclis üyelerimiz, gerek Metin Başkanın kendisi de meclis üyesi olarak, bunları kendi meclis üyeleriyle de tartıştıklarından pek emin değilim. Nitekim Saffet Sert, Mega Saray'da yapılan toplantıda, "Bu planları benim aklım hiç almıyor, hatta çok ters” dedi. Kale Park'taki toplantıda da, "Bu planlar çok güzel, uygulanması lazım. Çocuk doğdu arkasında durmamız lazım” dedi. Hata yapabiliriz. Hata yaptık diye onu sahiplenmek değil, düzeltmenin yollarını aramalıyız.”
Renginar SALİ






