Silivri'nin ilk kadın toplu taşıma şoförü

Silivri'nin ilk kadın toplu taşıma şoförü

12.02.2020 09:44:28

Silivri'nin ilk taşımacılık yapan kadın şoförü ile tanışmaya hazır mısınız? Aylin Ertürk; Silivri'nin ilk araç sahibi ve bizzat taşımacılık yapan kadın şoförü... Renkli ve bir o kadar kıymetli hayat hikayesini konuştuk…

“İŞ HAYATINA TARLADA ÇALIŞARAK, TİCARETE KARPUZ SATARAK BAŞLADIM”
Sevginar SALİ: Sizi tanıyabilir miyiz?
Aylin Ertürk: Ben Ovayenice / Çatalcalıyım. Evlenmeden önce sekiz yıl fabrikada çalıştım. Sonra eşim Bülent'le tanıştım ve Ortaköy'e gelin geldim. Ortaköy'e gelin gelmekle ben level atladım. Ovayenice Ortaköy'e nazaran içine biraz daha kapalı, kırsal kalıyor. Ovayenice'de beni “şımarık” diye tabir edilen davranışlarım burada “yapıcılığım” olarak ön plana çıktı. Üç kız kardeşiz. Babamla birlikte traktör kullanmaya başladık. Tarlalara gidiyorduk. Parkköy'de babamla birlikte çok karpuz sattım. Ticarete onunla başladım.

“ÇOÇUKKEN DE GELİNKEN DE KAHVEDE ÇAY İÇEBİLİYORDUM”
Küçükken babamla gidip kahvede çay içebiliyordum kahvedekilerin tamamı babamın arkadaşlarıydı. Şimdi de eşimle gidiyorum…

“ÜRETMEYİ, ÇALIŞMAYI ÇOK SEVİYORUM”
Ortaköy'de gelin geldikten sonra çalışmayı hiç bırakmadım. Üretmeyi, çalışmayı çok seviyorum. Ev kadını olmak biraz bana uzak daha doğrusu oldukça uzak… Annem ev kadınlığını iki ablama öğretirken ben ‘Evleniyorum' diye çıktım ortaya… Dolayısıyla ev kadınlığını öğrenmeden ticaretten evliliğe geçtim.
Ortaköy'de ilk dönemlerde giyim mağazası açtım. Veresiye defterim dehşet kabarınca bir yıl sonra kapatmaya karar verdim. O dönem ürkütüldük. Ortaköy belde belediyesiydi. Sonra mahalle oldu. Bana dediler ki ‘Senin vergin Silivri'deki esnafla aynı olacak' ama ne alaka, gelirim, müşteri potansiyelim aynı değil. Bu yüzden mağazamı kapattım. Eşim ve kaynımla birlikte bakkal dükkanı açtık. Sekiz ay kadar onu işlettik. Sonra olmadı ben onu büfeye çevirmek istedim ama üçüncü çocuğumun dünyaya geleceğini öğrenince kapattık. Onun öncesinde bir çiftlik de kurmuştuk. Hayvanlarımız vardı. Her sabah-akşam kamyonla gidip çiftlikteki sütleri alıp evdeki buzhaneye atıyordum, çünkü evin erkekleri kendi ticaretlerini yapıyordu. Hiç durmadım ama o arada sürekli çocuğum oldu. Üç tane çocuğum var. Keşke daha çok çocuğum olsaydı. Oğlum Fen Lisesine yerleştikten sonra çok üzüldüm daha çok çocuk yapmadığım için. Güzel ve başarılı çocuklar yetiştirebildiğime inanıyorum çünkü…

“HEP KENDİ İŞİMİ YAPMAK İSTEDİM”
Sevginar SALİ: Servis şoförlüğü fikri nasıl gelişti?
Aylin ERTÜRK: Eşimin servis taşımacılığı plakaları vardı. Ben de hep kendi işimi yapmak istedim ama eve de vakit ayırmam gerekiyordu. Sonra baktık ki şoförlerin zaman dilimleri bana çok uygun. Sabah erken gidiyorsun, saat 10.00 gibi işin bitmiş oluyor. Bir de akşamüstü işin var. Arada geniş bir boşluk dilimi size kalıyor. O arada ben evin bütün ihtiyaçlarını giderebiliyorum.
Araba kullanmayı çok seviyorum. Onun yanı sıra eşimin zaten bir işi var. Bu ikinci işi… Bir de işin içinde olmayınca, başında durmayınca büyütemiyorsunuz. Gelirin daralıyor. Hiç kimse senin işini kendin gibi kollamaz. Aracınızı ve minimum 20 kişi emanet ediyorsunuz. Bu da çok büyük risk. Ben yapmak istiyorum dedim. Mayıs ayında önce 27 kişilik otobüs aldık. Şehir içinde daha konforlu olması için küçük araçla başlamak istedim çünkü insanlar yadırgayacak, bu işin rekabeti var, sıkıştırır, elinden işi almaya çalışır. Artısından ziyade eksileri de olacaktı. Önce onlara bir göğüs germek için ufak araçla başlayalım dedik. Çok mutluyum, aslında aradığımı bulmuşum.

“BEN BAŞARMAK İSTEDİM”
Sevginar SALİ: Aria Kreşi ve Anaokulunun servis işini yapıyorsunuz, Silivri'nin bir fiil toplu taşımacılık yapan ilk kadın şoförüsünüz; nasıl gelişti süreç?
Aylin ERTÜRK: Görüşmeye Erbil Taşımacılık Aktan ağabey aracılığıyla gittim. Kendisine Arya Anaokulu tarafından servis konusunda başvuruda bulunuyor. Ben de bir yandan araba arayışındaydım. Aldığım arabayı beğenmedim, geri verdim. Başka araba aldım. Bir yandan kredi çıkarıyorum. Şunu da belirtmek isterim; hiçbir şeyi birikimle veya tarla parasıyla yapmak istemedim. İş kendi kendini ödemeliydi. Kendi kendine yapsın ki ‘bunu ben başardım' diyebileyim. ‘Babam sağ olsun' yazmak istemedim, ben başarmak istedim.

“BENİM KOCAM, EŞİNİN BU BAŞARISINI HAK EDİYOR”
Benim kocam, eşinin bu başarısını hak ediyor. Her kadın yapabilir. Çok başarılı kadınlar var ama her adamın karısı yapamaz! Beni var eden bu azmi, şımarıklık değil de başarı olarak öne süren ve beni destekleyen babamdan sonra eşim oldu. ‘Bülent bunu yapabilir miyim? Başarabilir miyim?' diye sorduğumda “Yaparsın, olmadı mı arkandayım bir daha dene. Başaracaksın çünkü onun başında sensin” der. Bana her daim bunu söyledi. Mesela saniyeye kamyon götürdüğümde insanlara ilginç geliyordu. Süt kamyonları arızalandığında, eşim işte olduğundan, kendim götürüyordum.

“BABAM, AYAKLARIMIZIN ÜZERİNDE DURMAMIZI İSTERDİ”
Hayata çok erken başladım. 7-8 yaşından beri tarlada traktörün üstündeyim. Rahmetli babam bize çok güvenirdi. Sattığımız meyve ve sebzeleri hep kendimiz yetiştirdik. Tarlada da, satışta da bizdik. Babam bizi ürünlerin başına bırakır, uzaktan izlerdi. Satışı tek başımıza yapardık. Babam kendi ayaklarımızın üzerinde durmamızı çok isterdi. Hep onun gözüne girmek, onu biraz daha mutlu etmek istedik. Annem her şeyini eşine ve ailesine adamış bir kadın. Kendisi için neredeyse hiç bir şey yapmıyordu.

“MİLLET NE DER DİYE ÇEKİNMEM, KENDİ İŞİME BAKIYORUM”
Sevginar SALİ: Farklı ve kısa süren denemelere rağmen kendinize acayip inanıyor ve girişimcilik konusunda cesaretiniz hiç kırılmamış bunu nasıl başardınız peki?
Aylin ERTÜRK: Kısa süreli işletmecilik denemelerim hep ortaklıkla oluyor. Ortak olunca bir ortada olmuyor. Ben gösterdiğim azmin tamamını ister istemez karşı taraftan da bekliyorum. Hiç de yürümüyorsa ve ya istediğim gibi gitmezse bir iş kapatmaktan korkmam. Hani millet ne der diye çekinmem. Hiç kimseyle ilgilenmiyorum. Ben kendi işime bakıyorum.

“BENİM GEÇTİĞİM YOLDAN GEÇMEMİŞTİR”
Sevginar SALİ: Bu kadar küçük yerde insanların söylediklerinden etkilenmemek nasıl mümkün oluyor?
Aylin ERTÜRK: Mümkün değil ama törpüleniyor, zamanla umursamıyorsunuz. ‘Söyleyene bakarım adam mı diye, lafa bakarım laf mı diye'. Bunları yadırgayacaksa eğer zaten benim geçtiğim yoldan geçmemiştir. Ortaokul 7. sınıfta beş tane zayıfla sınıfta kaldım. Okulu Açık Öğretimden tamamlıyorum. Bir eksikliğimizin, bir şeyimin yetersiz olduğunun farkındayım ve o kanalı geliştirmek için ciddi bir mücadele verebiliyorum. Bunu yapabiliyorum. Beni yadırgayan insan, bunu yapamayan. Kendini geliştirmekten aciz ki benimle uğraşıyor.
Biz arabayla gezerken, insanlar dehşet bakıyor farkındayım, alışacaklar…

“HEM OKUL, HEM VELİLERİN İLGİSİNİ ÇEKTİM”
Sevginar SALİ: Servis hizmeti iş görüşmenize geri dönelim mi?
Aylin ERTÜRK: Aktan ağabey, Arya Anaokulu'na “Bekleyin size çok güzel bir servis getireceğim.” dedi. Kendisi bana da okul deyince, çok hoşuma gitti. Arabayı buldum, Arya Anaokulu'na birlikte gittik. Onların da çok ilgisini çekti. Çocukları daha uysal hale getirebilirler diye belki de, nasıl düşündüler bilmiyorum. “Yarın sabah başlayalım” dediler. Sabah erkenden oradaydım, içim içime sığmıyor. Tek tek çocukları alırken, bu durum velilerin çok ilgisini çekti.
Sevginar SALİ: Servis araçları için ehliyet olayı da farklı tabi?
Aylin ERTÜRK: Tabi, ekstreden ehliyetvari belgelere ihtiyaç duyuluyor. Şoför kartı zorunluluğu var. Onu alabilmek için psikoteknik gibi birçok şeyden geçiyorsunuz. Yapacağınız taşımacılıkla alakala SRC'leri var. Her birinin belgesi ayrı. Mayıs ayından sonra bu işe soyunduğumda bu belgeleri adım adım tamamladım. Şoför kartı olmadan L plakaları üzerine geçiremiyorsun. Araban olmadan şoför kartı alamıyor, Şoförler Odası'na üye olamıyorsun. Üye olmadan İşletme Faaliyet Belgesi alamıyorsun. Bu belgen yoksa plakayı alamıyorsun vs.

“ŞOFÖR KARTI BAŞVURUSU İÇİN GİTTİĞİM BAKIRKÖY'DE TEK KADIN OLDUĞUMU ÖĞRENDİM”
Sevginar SALİ: Silivri Şoförler Odası'na kayıtlı şoförlük de yapan tek kadın üyesiniz…
Aylin ERTÜRK: Öyleymiş. Silivri'de tek olmak bana ilginç gelmez ama Bakırköy'de Mazhar Osman'da Şoför Kartı için idrar örneği vermeye gittim. Tabi nasıl şartlarda alındığını bilmiyordum. Tahlil gözetmen eşliğinde veriliyormuş. Oraya kadın gelebileceğini hiç düşünmemişler, daha önce de gelmemiş zaten… Bu böyle mi olur diye söylendim. Otobüsleri pembe-mavi yapmaya çalışıyorsunuz, idrar örneğini aşikâre… Yetkili “Sakin olun, buraya gelen ilk kadın sizsiniz” dedi.
Bağcılar'da psikotekniğe girdiğimde de insanların ilgisini çektim. İstanbul genelinde bile eğer bu kadar ilginç geliyorsa daha çok yol kat etmemiz gerekiyor demektir.

“OLUMSUZ TEPKİ GELMEDİ”
Sevginar SALİ: Servis çekmeye başlayınca ne tür tepkilerle karşılaştınız?
Aylin ERTÜRK: Olabileceklerden başta çok çekindim. Ceylan (Aria Kreş'in sahibi) hanıma da söyledim, ‘Sözleşme imzalamış olabiliriz ama velilerden olumsuz tepki gelirse ne olur söyleyin' dedim. Şimdiye kadar olumsuz bir tepki almadık. Bilakis “İçimiz çok rahat, arkanızdan dua okuyoruz” diyen veliler oldu. Benimle daha kolay iletişim kurabiliyorlar. Anne figürü çocuğun biraz daha yumuşak davranmasına sebep oluyor.

“ÇOCUKLAR İÇİN ANNE VE TRAFİK ÖĞRETMENİYİM”
Bazı çocukların hoşuna gitmedi, “Anneden şoför mü olur?” dediler. Çocuklara bir tuhaf geldi ama alıştılar. Beni trafik öğretmeni olarak algıladılar. İdarede işim vardı, onları da sınıflarında görmek istedim. Bir tanesi geldi belimden sarıldı. Çok hoşuma gitti.
Sabah saat 7'de onları alıyor ve uykularını bölüyoruz, bize kızmakta çok haklılar. Ona rağmen onların gözünde ben bir anneyim, çizgi film açmamı istiyorlar bazen, yolda ‘O ne, o ne?' diye soruyorlar. Okulun anneleri Ceylan hanım, arabadaki anneleri de ben. Bunlar hoşuma gidiyor.

Devamı Hürhaber Gazetesinde...

YORUM YAP