Ahmet Yücegök

Söz vermek

Silviya Otel projesi kapsamında yapılacaklar ve yapılmasını isteyenlerle ortak toplantı hafta içinde yapıldı.
Adı geçen proje, iki partinin etkili ve yetkililerinin bir araya gelip konuştukları seyrek projelerden biri sanırım.
Haberi basından izledim.
Dışarıdan bakınca güzel bir resim.
Çarşı esnafının olduğu kadar başkalarının da gözüne hoş gelmiş bu görüntü.
Yani, AKP İlçe Başkanı Metin Karakaş'ın Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar'la ayni masada "ortak paydamız Silivri” demesi.
Keza ayni proje için, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Silivri Belediye Meclis Üyesi Yalçın Yönet bu proje ile ilgili olarak, çarşı esnafı olarak olumlu çalışmaları...
Ne kadar güzel!
Bu olan bitenlerin tavan yaptığı an 26 Nisan 2012.
***
Ara sıra benzer görüntülere tanık olmak.
Gerçekten, insanı umutlandırıyor.
İnsanların. İçini ısıtıyor.
Yalnııız. Sonuç alınmaz ise.
Umudun yerini umutsuzluk alabilir.
Sonrası da belli. Ona göre.
***
Yakın zamanda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş'ın Silivri ziyaretinde benzer ortamı görünce de bu günkü gibi umutlanmıştık.
Gayet iyi anımsıyorum.
Sayın Metin Karakaş'ın, daha önce "İSKİ” binası konusunda destek verme sözlerini ve Boğluca Deresi'nin etrafının temizlenmesi için Silivri Belediyesi ile işbirliği vaatlerini.
Daha birçok, benzer konuda da, benzer görüntülerden umutlanmıştık.
Sonuç? Sonuç herkesin bildiği gibi.
Yani. "Söz vermek” bir.
"Dönmek” iki. Neyse. Dilerim bu proje için verilen görüntüler, diğerlerine benzemez. İyi haftalar.

BENDEN SÖYLEMESİ
Silivri AKP İlçe Başkanı Metin Karakaş, Muhtarlar Derneği'nde, dernek üyeleri ile yapmış olduğu kahvaltılı toplantıda "2/B sorununu çözdük” demiş.
Eğer kamuoyuna yansıyan şekli ile çözülmüş ise.
Sayalar, Çayırdere ve Danamandra köyündeki vatandaşlar yandı.
Neden böyle di-yorum?
Köylülerin alım gücünü biliyorum.
İçinde bulundukları ekonomik sıkıntıları biliyorum.
Düne kadar, Sayalar, Danamandra ve Çayırdere köylerinin gelirleri, orman payı olan "makta” ve az miktarda "çiftçilik” ve tek, tük hayvan besiciliği idi.
Şimdi, "makta” payı yok, 2/B kapsamında arazilerini ekemiyorlar. Hayvancılık bitmiş. Bir tek gelirleri etrafta açılan fabrikalardan. Çocuklarını oraya gönderiyorlar. Üstüne üstlük, ekemedikleri 2/B arazileri için Ecrimisil ödüyorlar. Çünkü Devlet "hak sahibi olmak istiyorsan "Ecrimisil” ödemen lazım” demiş.
Ayrıca. Biliyorum ki. Bu hak sahipleri "dedelerimizden, babalarımızdan bize kalan bu kendi yerlerimizi devlet tekrar satıyor” düşüncesindeler.
Ve bu kendi yerini tekrar para verip almak onlara çok zor geliyor.
Ve Devletin kendilerini işgalci olarak görmesini bir türlü kabul edemiyorlar.
Şimdi. Orman dışına çıkarılmış bu yerlerin hak sahiplerine "Rayiç bedelin %70'i bir bedelle satış yapılacak” deniyor.
Rayiç bedel henüz bilinmiyor.
Tahminen. Komisyonlar kurulacak. O komisyonlar rayiç bedelleri tespit edecek. İşte. Tam da o noktada.
Yani, rayiç bedelin tespiti noktasında.
Eğer, rayiç bedel rakamları "yüksek tutarlarsa” ki oluşacak olan "Rayiç bedel tespit komisyonları” doğru dürüst kurulmaz "ise kaçınılmaz olarak o ihtimal de var. Ki adı geçen köylerin muhtarlıkları işin içine katılmaz ise gayet tabii ki yapılan tespit "afaki” olacaktır. O zaman.
Hak sahiplerinden hiç kimse bu yerleri alamaz. Demek istediğim. Köylülerin, kendilerinin içinde olmadığı bir komisyonun tespit edeceği rayiç bedel, yüksek olacaktır.
Dolayısıyla R
ayiç bedelin %70'şi de yüksek olacaktır. Benden söylemesi.

SİLİVRİ GÜNDEMİ
Sahil kenti olmanın getirdiği birçok avantajın yanında, baharın gelişi ile İSKİ'nin görevi olan birçok şey gündeme gelmeye başladı.
Henüz arıtma tamamlanmadığı için birçok yerde lağım ya patlaktan ya da, bilerek ve isteyerek denize boşaltılıyor.
Dolayısıyla kötü bir koku etrafa yayılıyor.
Yapılan çok güzel sahil düzenlemeleri için de hiç hoş bir durum olmasa gerek.
Berbat. Ayrıca. (100) Yılın altyapısı denilen çalışmalar içinde yer alan "arıtma” tesisine güvenerek, bir çok tesis, daha önce var olan arıtma tesisini kapatmış.
Kimisi, bunu bahane ediyor ama aşsın da "fazla elektrik ödememek” için çalıştırılmıyor.
İSKİ konuyu biliyor ve sorunun çözümü konusunda "elimden geldiğince gerekli çalışmaları yapıyorum” diyor.
***
Eskiden Belde olan şimdiki mahallelerin çoğunda evlerin iskânı yokmuş.
Köylerde de öyle. Yasa "ruhsatsız ve iskânsız” konutlara su ve elektrik bağlanamaz diyor.
Hatta. Hapislik öngörmüş.
Yıllar önce çıkan bir yasa bu.
Şimdi. Bu tür "iskânsız ve ruhsatsız” yapılar elektrik ve su alırken büyük sorun yaşıyor. Elektrik bağlatacak.
TEK'e gidiyor. TEK ruhsat istiyor.
Ruhsat yok. Su bağlatacak.
İSKİ ruhsat istiyor. Bilhassa orman köylerinin tamamında ruhsat yok.
Bu arada.
Olaya siyasi bakan bazı uyanıklar.
Silivri Belediyesi ile vatandaşı karşı, karşıya getirmek için "Belediyeden bir kağıt getirirsen olur” diyormuş, ne kağıdıysa o.

İSTER İNAN /
İSTER İNANMA
10 Ocak 1952 Akın Gazetesi'nin bir haberi; "İzmir'de yeni bir komünist şebekesi ortaya çıkarıldı. Stalin modasına göre bıyık bırakan bu şebekenin oldukça geniş bir teşkilata sahip olduğu anlaşılıyor.”
(Soner Yalçın-20/03/2011/Hürriyet)

GÜNE UYAN
"Köhne fikirler paslanmış çivilere benzer, söküp atmak çok güçtür. "
(Cenap Şahabettin)

YORUM YAP