Saral İnşaat Satış Müdürü Hüseyin Kuru, Silivri Gündem Söyleşileri'nde inşaat sektöründeki 25 yıllık tecrübesini, ahşap yapı teknolojilerinin depreme dayanıklılıktaki önemini ve Silivri'nin geleceğine dair öngörülerini paylaştı.
Silivri Gündem Söyleşileri'nin bu haftaki konuğu, Saral İnşaat Satış Müdürü Hüseyin Kuru oldu.Gazeteci Sevginar Sali ve Yusuf Eker'in moderatörlüğünde, By Aytaç Prodüksiyon yapımcılığında hazırlanan programda; “6 Kasım Dünya Şehircilik Günü” ve “12 Kasım Afete Hazırlık Günü” kapsamında kentsel dönüşüm, deprem güvenliği, yatırım fırsatları ve Silivri'nin şehircilik vizyonu ele alındı.
Kuru, İstanbul'un mevcut yapı stokunun büyük bölümünün risk altında olduğunu belirterek, “Her şeyi devletin sopasıyla yapmak mümkün değil. Maliklerin açgözlülüğü, kentsel dönüşümün önündeki en büyük engel.Fedakârlık yapmaktan korkmamak gerekiyor; yenilenen her yapı değer kazandırır.” ifadelerini kullandı.
Silivri'nin topografik yapısı ve konum avantajlarıyla İstanbul'un batıya açılan yeni yaşam aksı olduğuna dikkat çeken Kuru, “Silivri doğru planlanırsa hem ekonomik hem kültürel anlamda bir marka şehir olur.” dedi.
AHŞAP YAPI, OSMANLI MİMARİSİNDEN MODERN TEKNOLOJİYE
Yusuf Eker: Hüseyin Kuru kimdir?
Hüseyin Kuru: 1964 Kastamonu İnebolu doğumluyum. Ailem 1955'lerde İstanbul Üsküdar'a yerleşti. O yıllarda Üsküdar tamamen ahşap yapılardan oluşuyordu. Ailem Zeynep Kamil'in karşısında bir apartman inşa etmişti. Tam anlamıyla İstanbul'a yerleşmemiz ise 1990 yılında oldu. Saral İnşaat'ta 1 Ocak 2001 tarihinde göreve başladım. Ondan önce yaklaşık 10-11 yıl emlak ve gayrimenkul sektöründe çalıştım; bu alanda hem eğitim aldım hem de mesai verdim. Çalışmalarımız daha çok İstanbul merkezindeydi. Saral İnşaat'ta başladığımız ahşap yapı teknolojisi sistemi, Türkiye'de bir ilkti. Biz Karadeniz'de doğup büyüdüğümüz için ahşap konstrüksiyonlu evlere alışığız. Bu evler depreme karşı en güvenli yapı türlerinden biridir. Uyguladığımız sistem, aslında Osmanlı çatı sisteminin modern halidir. Kökeni Osmanlı mimarisine dayanır. Bunu Kanada Maden Bakanı bile dile getiriyor; “250 yıl önce bu sistemi Osmanlı İmparatorluğu'ndan aldık” diyor.Kanada topraklarının %27'si orman olduğu için bu yapı sistemi orada çok yaygın. Dokuz farklı ağaç türüyle bu evler inşa edilebiliyor.
Karadeniz'de genellikle yaş kestane ağacıyla bu evler yapılır. Biz burada çam ve ladin kullanıyoruz. Yapısal sistem tamamen bilgisayar ortamında, statik hesapları yapılmış şekilde fabrikada üretiliyor. Amerikalılar bu sistemi doğrudan fay hatlarının üzerine uyguluyor. Los Angeles ve San Francisco gibi kentlerde evlerin neredeyse tamamı bu teknolojiyle inşa ediliyor. Neden? Çünkü bu sistem kamu güvenliği ve toplum sağlığı açısından en güvenilir yöntem. İnşaat sektörünün içinde olmak hem teknik hem de toplumsal sorumluluk gerektiriyor.
“İSTANBUL'UN YAPI STOKU TEHLİKE ALTINDA”
Sevginar Sali:Sizi bu hafta ağırlamamızın nedeni de 6 Kasım Dünya Şehircilik Günü ve 12 Kasım Afete Hazırlık Günü kapsamında farkındalık oluşturmak istememizdi. Çünkü maalesef hepimizin bildiği gibi bir deprem gerçeğimiz var; özellikle İstanbul'un büyük deprem riski ve Silivri'nin zemin özellikleri açısından.İnşaat sektöründe bu kadar derin bir tecrübeye sahip biri olarak sizce nasıl yapılar ve nasıl şehirler inşa etmemiz gerekiyor?
Hüseyin Kuru:Öncelikle şu tespiti yapalım: İstanbul'daki yapı stokunun yaklaşık yüzde 70'i, olası bir depremde yıkılma riski taşıyor. Bunu sadece biz değil, bilim insanları ve sektörün tüm aktörleri de söylüyor. En az 300 bin can kaybı öngörülüyor. Dolayısıyla acilen kentsel dönüşüm sürecini tamamlamamız gerekiyor.Mesela Silivri'den örnek vereyim. Bazı bölgelerde yapılar yıkılmış durumda ama hiçbir çalışma yapılmıyor. “Gelin, ben bu binaları yapayım” diyorum, ama mevzuat ve imar durumu buna el vermiyor.Müteahhit de sonuçta ticari bir işletme; para kazanmak zorunda. Alt kattaki “dükkanımdan vazgeçmem”, üst kattaki “dairemden vazgeçmem” diyor. Ancak önce şu konuda anlaşmak gerekiyor:Şehrin merkezinde konut olmaz.Bu alanları ticari konseptle yeniden planlamak gerekiyor. 100 metrekare değil de 70 metrekare alın ama o bölge atıl kalmasın.
"ORTAK AKIL VE FEDAKÂRLIK ŞART"
Bazen diyorum ki “Mağazanızdan biraz fedakârlık edin, ben size belli bir yüzde vereyim, binayı ben yapayım, konsepti ben kurayım.” Çünkü artık inşaat yapmak ciddi bir maliyet haline geldi. Bu noktada Türkiye'de inşaat maliyetlerini en fazla artıran unsur arsa maliyetidir.
Neredeyse selam verdiğiniz herkes sizden yüzde 50 pay istiyor.
“SİLİVRİ'DE HÂLÂ İNŞAAT YAPAN TÜM FİRMALARI TEBRİK EDİYORUM”
Düşünebiliyor musunuz, burası Levent ya da Maslak değil, burası Silivri. Ama daire fiyatlarına baktığınızda merkez ilçelerle kıyaslanamayacak bir fark var.Marjlar çok düşük, kar oranları neredeyse yok denecek kadar az. Bu yüzden Silivri'de hâlâ inşaat yapan tüm firmaları gerçekten tebrik ediyorum. Çünkü bu enflasyonist ortamda minimum kârla iş yapmak kolay değil.
SİLİVRİ'DE KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN ÖNÜNDEKİ ENGELLER
Yusuf Eker:Kentsel dönüşümün Silivri'deki uygulanabilirliği sizce hangi koşullara bağlı?
Hüseyin Kuru:Her şeyi devletin sopasıyla yapmak mümkün değil. Bir bölgede belli sayıda malik varsa ve bu malikler inat eder, hırs yapar, açgözlülük gösterirse o zaman kentsel dönüşüm ilerlemez. Herkes “benim metrekarem aynı kalsın, hiçbir kaybım olmasın” derse, bu işin sonu gelmez.Kentsel dönüşüm, fedakârlık gerektiren bir süreçtir.
“YENİLENEN YAPI, DEĞER KAZANDIRIR”
Size somut bir örnek vereyim. Varnalı Konutları'nda Volkan (Yılmaz) Başkan'ın ricasıyla sürece dâhil olmuştuk. O dönemde oradaki yıkılmak üzere olan daireler 180-200 bin lira civarındaydı. Bugün o dairelerin değeri 5 milyon liraya ulaştı.Yani mesele bu kadar basit: Yenilenen yapı, değer kazandırır. Fedakârlık yapmak, uzun vadede hem mülk sahibine hem de şehre kazandırır.
İkinci el konutlarda 5-10 yılı geçen binalara talep farklılaşıyor. İnsanlar artık bütçelerine göre hareket etmek zorunda.Birazdan krediler konusuna da değineceğiz ama sektörün şu anda pek çok açmazı var. Durgunluk deniyor, evet; fakat bu durgunluğun nedeni enflasyon ve yüksek banka faizleri.
“TÜRKİYE EKONOMİSİNDE İSTİHDAMIN EN BÜYÜK GÜCÜ İNŞAAT SEKTÖRÜDÜR”
Buna rağmen, Türkiye ekonomisinde istihdamın en büyük gücü inşaat sektörüdür.İnşaat, kalifiye veya kalifiyesiz herkesin istihdam edilebildiği bir sektördür. Türkiye ekonomisinin yaklaşık %7,9'unu oluşturur. Aynı zamanda cari açığın kapanmasına da katkı sağlar.Yabancılara mülk satışından gelen döviz girdisi de bu süreci destekler.Kısacası, inşaat sektörünü ekonomiden ayrı düşünmek mümkün değildir.
KENTSEL DÖNÜŞÜMDE ANAHTAR: MALİKLERİN TUTUMU
Şehircilik ve kentsel dönüşüm süreçlerinin başarısı tamamen maliklerin yaklaşımına bağlı. Açgözlülük yapılmadan, ortak akılla hareket edildiğinde dönüşüm mümkün hale gelir.Silivri'de bu anlayış yerleşirse, dönüşüm süreci hem hızlı hem de sağlıklı ilerler.
"YATIRIMIN EN BÜYÜK GÜVENCESİ: İSTİKRAR"
Sevginar Sali:Aslında fedakârlık yapmaları gerekiyor dedik ama kısa vadede yapılan bu fedakârlık uzun vadede ciddi bir kazanç getiriyor. Çok önemli bir sektörün temsilcisisiniz. İnsanlar evlerinde, en yakınları, sevdikleriyle, en savunmasız hâlleriyle yaşıyorlar. Evin kapısını kapattıklarında kendilerini en güvenli alanda hissediyorlar, değil mi?Bu çok büyük sorumluluk gerektiren bir iş. Siz sektördeki gelişmeleri, faktörleri yakından takip ediyorsunuz. Konut, arsa ve tarla aynı zamanda birer yatırım aracı. Sizlerin bunlara yönelik yaklaşımınız ne?
Hüseyin Kuru: Sektöre girdiğimden bu yana dört büyük kriz yaşadım. Son dönemdeki bu ekonomik süreç aslında mali disiplin ve enflasyonun düşürülmesine yönelik bir politika olarak yürütülüyor.Ama size soruyorum: Hiç emlak fiyatlarının düştüğü bir dönem hatırlıyor musunuz? 2001 krizi oldu, evet; ama 2002'deki genel seçimle birlikte istikrar yeniden sağlandı. Çünkü yatırım her zaman istikrarı sever.Borsa da, gayrimenkul de, inşaat sektörü de istikrardan beslenir.
MALİYETLER GERİLER Mİ?
Bugün 1 metrekare daire maliyeti 31 bin lira civarında. 100 metrekarelik bir dairenin maliyeti 3 milyon 100 bin lira. Üzerine %40 yüklenici payı eklendiğinde toplam maliyet 5 milyon lirayı geçiyor.
Sizce bu şartlarda maliyetlerin gerilemesi mümkün mü? Çok zor.
Arsa maliyeti zaten başlı başına bir problem. Herkes “yüzde 50 pay isterim” diyor. Bu yüzden birçok proje başlamadan kalıyor. Açgözlülük yüzünden ekonomik değer kayboluyor. Oysa iyi bir firma ile makul bir oranla anlaşılmış olsa, bina hızla yenilenecek ve değeri katlanacak.
“GAYRİMENKUL HER ZAMAN DEĞERİNİ KORUR”
Gayrimenkul yatırımı için tam zamanı. İster arsa, ister toprak, ister tarla olsun fark etmez. Bugün alınan her mülk yarının güvencesidir. Ekonomi döngüseldir; bugün böyle ama yarın farklı bir evreye girecek. Ben buna kalpten inanıyorum.Bazı bankacılar, ekonomistler de benzer öngörülerde bulunuyor: 2026'nın ikinci veya üçüncü çeyreğinden itibaren yeni bir büyüme evresi bekleniyor. O zaman soruyorum: Gayrimenkulün fiyatı düşer mi? Mümkün değil. Zaten firmalar şu anda bile çok cüzi kârlarla satış yapıyor.
FAİZLER VE FİNANSMAN DENGESİ
Bugün konut finansmanında faiz oranı 2.65 seviyesine geldi. Faizler biraz düşse, piyasada büyük bir hareketlilik yaşanır.Hatırlarsanız, “İlk Evim” projesinde faiz oranı %1.99'du ve inanılmaz bir talep oluştu.
Pandemi döneminde ise %0.69 faizle, 1 yıl ödemesiz kampanyalar yapıldı.O dönemde bankaların elindeki bütün stoklar tükendi, sektör adeta canlandı.2020'nin Nisan-Mayıs aylarında yaşanan o dönem, inşaat sektörüne büyük ivme kazandırdı.Bugün faiz oranları yeniden makul seviyelere inse, aynı hareketlilik tekrar yaşanır.
Tüm bu veriler ışığında rahatlıkla söyleyebilirim gayrimenkul, pek çok uzman tarafından hâlâ güçlü bir yatırım aracı olarak görülüyor. Konut, arsa ve tarla gibi gayrimenkul türleri, uzun vadede çoğu zaman değer kazanan yatırım araçları arasında yer alıyor.
"KİRALIK İLİŞKİLERİNDE DANIŞMANLIK ÖNEMLİ"
Yusuf Eker: Hüseyin Bey, yıl sonu yaklaşıyor. Kira artışları ve kira sözleşmelerinin yenilenme dönemi de geldi. Kira belirlerken ya da sözleşmeleri yenilerken hem kiracı hem de ev sahibi açısından dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir? Sizden bir uzman görüşü alalım.
Hüseyin Kuru: Estağfurullah, elimizden geldiğince paylaşalım.Öncelikle kira sürecinde hukuki zemini doğru kurmak çok önemli. Bir avukattan ya da belgeli bir emlak danışmanından profesyonel destek almak gerekir. Çünkü sözleşmede yapılan küçük bir hata, ileride büyük mağduriyetlere yol açabilir.
Bazı ev sahipleri “Ben yüksekten kiraya vereyim” diyerek işe başlıyor ama sonrasını düşünmüyor. Oysa açık ve samimi bir iletişimle başlamak en doğrusudur.Mesela ev sahibi, kiracıya “Beş yıl sonra bu daireyi kendim kullanmak istiyorum” diyebilir. Zaten beş yılda bir kira tespiti hakkı da var.
Eğer özel bir durum varsa, noterden tahliye taahhütnamesi almak gerekir. Bu belgeyle her iki taraf da geleceğe dönük güvenceye kavuşur. Biliyorsunuz, pandemi döneminde konut kiralarında %25 artış sınırı uygulanmıştı. Bu düzenleme birçok kiracıyı korudu ama bazı ev sahipleri için mağduriyet yarattı. Ticari gayrimenkullerde ise artış oranı TÜFE oranına göre belirleniyordu. Şimdi o sınır kaldırıldı ancak piyasalarda hâlâ bir belirsizlik ve dengesizlik var. Şu anda Türkiye genelinde yaklaşık 620 bin konut stoku bulunuyor. Kiracı-ev sahibi uyuşmazlıklarında artık mahkemeler süreci daha hızlı çözüyor, fakat yine de rakamlar ciddi seviyelerde.Silivri özelinde baktığımızda, kira çarpanı geri dönüş süresi yaklaşık 21-22 yıl civarında.Yani bir daireye ödediğiniz bedel, ortalama bu sürede kira gelirine dönüşüyor. Ankara'da bu oran 12 yıl. Ankara bir memur kenti olduğu için kiralık konutlara talep çok yüksek.
KİRA ÇARPANI VE YATIRIM FIRSATLARI
Geçenlerde Diyarbakır'daydım. Büyük bir müteahhit grubun davetiyle bulundum orada.Bana “Ankara'da yatırım yapılır mı?” diye sordular.Dedim ki, derhal Ankara'da daire yapabilirsiniz.Çünkü kira çarpanı 12-13 yıla düşmüş durumda.Bu, yatırım açısından çok ciddi bir avantaj anlamına geliyor.
Sevginar Sali:Bunu biraz açalım mı Hüseyin Bey? Herkes bilmeyebilir. “Kira çarpanı” hesabı nedir?
Hüseyin Kuru: Kira çarpanı, bir dairenin değerinin kaç yılda kendini kira geliriyle amorti ettiğini gösterir. Yani örneğin dairenin değerini 12 veya 13 yıla bölersiniz; bu süre geri dönüş süresi olur. Kirayı da buna göre tespit edersiniz. Kısacası bu hesap, yatırımın maliyetini karşılayıp ne kadar sürede kendini kurtardığını gösterir.Tabii kira miktarı yükseldikçe bu geri dönüş süresi kısalır. Mesela 1990'lı yıllarda 100.000 dolarlık bir dairenin kirası 1.000 dolardı; yani oran %1 seviyesindeydi. Zamanla piyasa koşullarına bağlı olarak bu oran değişti, bazı bölgelerde kira miktarları yükseldi.Ancak bu hesaplama her mülk için geçerli değildir. Bazı özel mülklerde, özellikle yüksek değere sahip taşınmazlarda, kira çarpanı hesabı uygulanmaz.Örneğin 100 milyon liralık bir mülkün kirasını 150 bin lira yapamazsınız; bu oran reel olmaz. Kira çarpanı hesabı daha çok genel kabul gören konut metrekareleri ve piyasa değerleri üzerinden yapılır.
“TOPRAK HER ZAMAN DEĞER KAZANDIRIR”
Yusuf Eker: Bölge özelinde en mantıklı yatırım aracı (Bu bir yatırım tavsiyesi değildir) sizce ne olmalı?
Hüseyin Kuru: Bu konuyu kısa, orta veya uzun vade olarak değerlendirmemek lazım. Ben kendi deneyimlerimden örnek vereyim: 2001 yılında Silivri'ye ilk geldiğimde bu bölgede tarlaların metrekaresi 50 kuruştu. Bugün o fiyatlar adeta uçtu. O dönemde ulusal bir gazetede çalışan arkadaşlara “metrekaresi 5 liradan yer alın, unutun gitsin” demiştim. O zaman bana “Hiç değer artışı olmuyor” diye sitem ettiler. Geçenlerde sordum, 100 kat artmış. Ne kadar sürede? 10-12 yılda. Kötü bir oran mı? Aksine, inanılmaz bir kazanç.Toprak böyle bir şeydir: sabreden kazandırır.
Pandemi döneminde 350-400 bin liraya sattığımız daireler, bugün 15-20 kat değer kazandı. Villalar da aynı şekilde. Bu sadece bizim projelerimizde değil; bölgede yer alan tüm konut projelerinde ciddi bir fiyat artışı yaşandı.Yani gayrimenkulde fiyatın düştüğü neredeyse hiç görülmemiştir.
“GAYRİMENKUL KISA VADELİ BİR ENSTRÜMAN DEĞİL”
Gayrimenkul, bir borsa hissesi gibi değil; bugün alıp yarın satamazsınız.Bu bir sabır yatırım aracıdır. Her zaman uzun vadede yapılmalıdır. Özellikle toprak yatırımı daha uzun vadeli bir birikimdir; hatta bir nesil sonrasını düşünmeyi gerektirir.Çünkü çocuğunuza, torununuza kalıcı bir sermaye bırakırsınız. Bir dönem bu bölgede çiftlik arazilerinin metrekaresi 1 dolardı.Bugün o arazileri 50 dolara bile bulamazsınız. Üstelik bunu dolar cinsinden söylüyorum.Yani değer artışı sadece TL bazında değil, döviz bazında da çok yüksek.
“FAİZ KAZANDIRMAZ, DEĞERİ YOK EDER”
Bugün bankadaki faiz oranları insanlara cazip gibi görünüyor. Bazıları “evimi satayım, parasını faize yatırayım” diye düşünüyor. Ama bu yaklaşım kısa vadeli ve hayalperest bir beklenti. Çünkü faiz geliri sizi bir süre idare eder ama kalıcı servet oluşturmaz. Oysa gayrimenkul, değerini korur ve her dönem kazandırır.
Geçen gün bir ekonomistin anlattığı bir hikâyeyi izledim.Adam diyor ki: “Çok varlık içinde büyüdük. Evimizi sattık, her ay gelen faiz geliriyle yaşadık. Ailece bir imparatorluk hayatı sürmeye başladık.
Ama iki yıl sonra bizim imparatorluk yavaş yavaş beyliğe dönmeye başladı,” dedi.
Sonra ekledi: “Ben de o zaman ekonomist olmaya karar verdim.”Bu örnek çok çarpıcı. Çünkü faiz böyle bir şeydir:Kısa vadede konfor sağlar ama uzun vadede serveti eritir. Eğer elinizde belli bir birikim varsa ve bunu sadece faiz gelirine bağlarsanız, o para mutlaka erir. Bu kaçınılmaz bir gerçektir. Enflasyon karşısında faiz hiçbir zaman kalıcı kazanç sağlamaz.
SİLİVRİ'NİN DÖNÜŞÜMÜ VE DEĞER ARTIŞI
Bir düşünün; 2001 krizinde Silivri'nin halini hatırlıyorum.O dönemde birkaç lokanta, birkaç işletme vardı. Bugün Silivri'ye bakın:6-8 kat gelişmiş, sosyal yaşam bambaşka bir seviyeye taşınmış durumda. Gayrimenkul değeri artmış, işletmeler çoğalmış, yaşam kalitesi yükselmiş.Silivri artık bambaşka bir evrede.Hem bölge olarak hem de gayrimenkul değeri bakımından büyük bir dönüşüm yaşadı.
“SİLİVRİ'NİN KIYMETİNİ BİLMEK LAZIM”
Zaman zaman kültür gezileri düzenliyoruz. O gezilerde yanımdakilere de söylüyorum:“Biz aslında cennette yaşıyoruz.”Silivri'nin kıymetini bilmemiz gerekiyor.İstanbul artık bu yöne doğru kayıyor. Dolayısıyla burada nitelikli konut üretiminin artırılması şart. Silivri, İstanbul'a kıyasla hâlâ bakir bir bölge. Bu da büyük bir avantaj.
Silivri'nin topografyası da oldukça uygun.Bölge dağlık değil; hafif eğimli tepeler ve geniş düz alanlar var. Bu durum, yapılaşma açısından büyük kolaylık sağlıyor.Ayrıca Silivri, yüksek oksijen oranına sahip çok temiz bir bölge. Silivri aksı genel olarak ciddi avantajlara sahip;hem TEM, hem E5, hem de Kuzey Marmara Otoyolu bu bölgeden geçiyor.Yani ulaşım açısından çok güçlü bir konumdayız. Yeni havaalanına 30 dakikada ulaşabiliyoruz.Bu da büyük bir avantaj.Orada on beş bine yakın kişi çalışıyor; pilotlar, kabin ekipleri, teknik personel… Birçoğu Silivri'den daire ya da villa alıyor çünkü hem daha yakın hem de yaşam kalitesi yüksek.Büyükçekmece sınırından Kâmiloba'ya kadar uzanan bölge tamamen imarlı alan.Ama hâlâ yaklaşık %65'i boş.Yani yatırımcıyı bekleyen, büyük potansiyele sahip bir coğrafyadan söz ediyoruz.Silivri, aslında “metropolden uzak ama metropolün içinde” bir ilçe olarak görülmeli.
Burada tek bir eksik var: ulaşımda raylı sistem.Yıllardır yazıyor, söylüyorum — Silivri'ye mutlaka bir hızlı tren ya da metro hattı gelmeli.Bölge nüfus olarak zaten yoğunlaşıyor.Bu yoğunluğu sadece kara yollarıyla taşımak sürdürülebilir değil.Avrupa'da birçok şehirde otoyolların üzerine raylı sistemler kurulmuş durumda.Yeni yer açmadan, mevcut hatlar üzerinde hızlı ve pratik çözümler üretiliyor. Böylece insanlar şehir merkezine kolayca ulaşıyor, banliyö yaşamı gerçekten uygulanabiliyor.Bizde ise bu kavramı doğru uygulayamıyoruz çünkü ulaşım altyapısı yetersiz.Silivri'de hâlâ birçok imarlı bölgede yollar bile açılmamış durumda.Belediye çoğu zaman bunu müteahhitlerden bekliyor. Oysa bu, yerel yönetim düzeyinde planlanması gereken bir konudur.
Bölgesel olarak şunu da unutmamak gerekir:Yanınızdaki boş arazide bir proje yapılması, sizin evinizin değerini de artırır.Yani insanlar yatırım yaparken daha geniş bir çerçeveden düşünmeli. Sadece kendi binasına, sokağına değil; çevredeki gelişmelere de bakmalı.
“ARAŞTIRMA HASTANESİ GELSİN”
Hüseyin (Turan) Başkan döneminde yapılan hastane ilk açıldığında bomboştu.Geçenlerde oraya gittiğimde gördüm ki artık o hastane küçük kalmış.O dönemlerde bu bölgeye bir araştırma hastanesi yapılması konuşulmuştu.Buradan tüm siyasilere bir çağrıda bulunuyorum:Silivri'ye büyük bir araştırma hastanesi kazandıralım.Bu sadece sağlık yatırımı değil, aynı zamanda bölge halkının yaşam kalitesi açısından da çok önemli bir ihtiyaç.Park, bahçe gibi sosyal alanlar zaten yapılıyor; bunlar kolay işler.Ama asıl önemli olan, bölgenin ekonomik ve kültürel dinamizmini artıracak projeler.
Dikkat ediyorum, özel sektör son dönemde çok güzel konseptler geliştiriyor.
İsim vermek istemem ama turizm ve eğlence alanında yapılan yeni yatırımlar Silivri'ye değer katıyor.
“SİLİVRİ HEPİMİZİN ORTAK DEĞERİ”
Sevginar Sali: Biraz da devlet yatırımlarının bölgeye artması gerekiyor.Siyasilerin de özel sektör kadar yoğun mesai harcayıp çalışması lazım.
Hüseyin Kuru:Kesinlikle katılıyorum.Bakın, Silivri hepimizin ortak değeri.Son verilere göre Silivri'de doğanların oranı yalnızca %17.Yani hepimiz başka şehirlerden geldik ama artık burayı ortak yurdumuz haline getirdik.Benim çocuklarım da burada doğdu, burada büyüyor.Dolayısıyla siyaset üstü bir anlayışla hareket etmemiz gerekiyor. Herkesin “Ben Silivri'ye ne kazandırabilirim?” diye düşünmesi lazım.
Yusuf Eker:Herkes üzerine düşen görevi yapmak zorunda.
Hüseyin Kuru:Aynen öyle.Hepimiz zorundayız.Bu şehir hepimizin.Dolayısıyla sorumluluğu da paylaşmamız gerekiyor.
“SİLİVRİ DOĞRU İŞLENİRSE BİR MARKA ŞEHİR OLUR”
Sevginar Sali:Peki Hüseyin Bey, toparlayacak olursak; Silivri'nin konut sektöründeki mevcut durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?Ve geleceğine dair öngörüleriniz neler?
Hüseyin Kuru:Biraz önce de bahsettik aslında.Silivri, topografik olarak çok özel bir yapıya sahip. Havası, tarımsal potansiyeli, korunmuş doğası, kültürel zenginliğiyle tam anlamıyla kadim bir medeniyetin mirasını taşıyor.Gerçekten çok güzel bir bölge; fakat bu güzelliğin doğru planlanarak işlenmesi gerekiyor.
“BUGÜN CESARETLE YATIRIM YAPANLARI TEBRİK EDİYORUM”
Şu anda Silivri'deki birçok proje çok düşük kâr marjlarıyla konut satıyor.Biz de sektörün içindeyiz, biliyoruz: hesap, maliyetler ortada.Yine de bu şartlarda yatırım yapan, üretim yapan tüm firmaları gerçekten tebrik ediyorum.Çünkü bu dönemde inşaat yapmak ciddi bir cesaret işi.Bazı bölgelerde ise projelerin gecikmesinin nedeni arsa sahiplerinin aşırı beklentisi.Bu da yatırımların önünü tıkıyor.
“ARSA PAYLARI TÜRKİYE'DE ÇOK YÜKSEK”
Bugün inşaat maliyetlerini en çok artıran unsur kat karşılığı oranları.Batılı ülkelerde toprak maliyeti genellikle %25 seviyesindedir.Kıbrıs'ta da benzer şekilde %25 oranıyla yer bulabilirsiniz.
Yakın zamanda Rusya'nın Kırım bölgesindeydim; orada oran %15 civarındaydı.Peki bizde durum nasıl?Burada arsa sahipleri %40-45'ten pazarlığa başlıyor,hatta bazı yerlerde %50-55 oranları konuşuluyor.Bu da hem müteahhidi hem alıcıyı zorluyor, sektörün dengesini bozuyor.
“SİLİVRİ GÜZEL KONSEPT PROJELERİ HAK EDİYOR”
Ama tüm bunlara rağmen Silivri, yeni ve nitelikli konsept projeleri hak eden bir bölge. Neden derseniz, İstanbul'un doğusu — özellikle Sabiha Gökçen çevresi ve Kocaeli hattı — artık tamamen doldu.Silivri, İstanbul'un batıya açılan kapısı.Topraklarımız son derece verimli ve yapılaşmaya uygun.Biraz önce de örnek verdim: Kâmiloba'dan itibaren bu aksın yaklaşık %65'i hâlâ boş.
Ve bu alanların hepsi imar planında yer alan bölgeler. Artık bölgede yeni konseptlerle, modern yaşam projeleriyle hareket edilmesi gerekiyor.Ancak bunun yanında en temel ihtiyaç hâlâ ulaşım altyapısı.Metro, hızlı tren ya da raylı sistem gibi çözümler artık elzem hale geldi.Az önce de bahsettim; banliyö kavramı bizde doğru uygulanamıyor. Çünkü ulaşım bağlantıları yetersiz.Eğer bu sorun çözülürse Silivri, yalnızca bir sayfiye bölgesi değil; yaşanabilir, sürdürülebilir bir metropol parçası haline gelir.
Sevginar Sali: Son olarak bizi izleyen vatandaşlarımıza neler söylemek istersiniz?
Hüseyin Kuru: Öncelikle size, Sevginar Hanım'a, Aytaç Müzik'e ve burada emek veren tüm ekip arkadaşlarına çok teşekkür ediyorum.Böyle güzel bir programa davet edildiğim için gerçekten memnun oldum.2001 yılından beri bu bölgedeyim ve son 11 yıldır da Silivri'de yaşıyorum. Biz Silivri'yi seviyoruz.Bu şehre katkı sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Her detaya girmek istemiyorum ama şunu bilin;üzerimize düşen ne varsa yapıyoruz ve yapacağız.Silivri'deyiz, burada kalacağız.Hatta arkadaşlara şaka yollu söyledim: ‘Mezar yerimizi de buradan alalım ki, kabrimiz de Silivri'de olsun.'
Yusuf Eker:Allah geçinden versin.
Hüseyin Kuru:Amin, cümlemize. Çok teşekkürler.
Sevginar Sali:Eğer vaktiniz varsa, seyircilerimizle paylaşmak istediğim küçük ama önemli bir not var. Hüseyin Bey ile konut almak üzerine daha önce yaptığımız bir sohbette bana çok değerli bir şey söylemişti — hâlâ kulağıma küpedir:“Önce 1+1 bir ev alırsın, onu ödersin.Sonra 2+1 alırsın, borcunu bitirince 3+1'e geçersin.Kimse sıfırdan villa alamaz elbette ama herkes adım adım ilerleyebilir.”
Yani ev sahibi olmanın da rasyonel bir yolu var. Hayal kurmak elbette önemli ama planlı ilerlemek çok daha gerçekçi.
Hüseyin Kuru: Kesinlikle. Önce birinci evi alırsın, ikinciyi alırken birincisini satarsın. Sonra üçüncüye geçerken ikinciyi kiraya verirsin.
Sevginar Sali:İnşallah öyle olur. Dilerim tüm izleyicilerimiz de ev sahibi olur.Zaten Silivri hepimizin evi.Dileğimiz; herkesin güzel, sağlıklı, depreme dayanıklı evlerde yaşaması.Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ediyoruz Hüseyin Bey.
Hüseyin Kuru: Rica ederim.
Yusuf Eker: Biz de sizi ağırlamaktan onur duyduk.Davetimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ediyoruz. Gerçekten keyifli bir sohbetti.
Sevginar Sali:Umarım izleyicilerimiz de bizim kadar keyif almıştır. Aytaç Prodüksiyon'a ve tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz.Bir sonraki Silivri Gündem Söyleşileri bölümünde yeniden görüşmek üzere...Hoşça kalın.






