“Bugün yeni adli yılın açılış günü. Ve biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak adaleti ve hukuku aramak için buraya geldik” diyen CHP İstanbul İl Başkanı Bahri Şahin, “Türkiye’nin kuşatılmış mahkemelerinde bu kavramları korumak için, adaletin herkes için adalet olması adına buradayız. AKP’nin başta görmezden geldiği, sonra da dosyalarını yok etmeye çalıştığı Deniz Feneri soruşturmasının takipçisi olmak, Deniz Feneri’ni söndürmemek için buradayız. Şanlı Cumhuriyetimizin Onurlu Cumhuriyet Savcıları’nın “limon satmak” zorunda bırakılmadıkları bir adalet için buradayız” diye konuştu. CHP İstanbul İl Başkanı Bahri Şahin, basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
‘ASIL SORUMLULAR
TÜRKİYE’DE’
“Şimdi gelin 2007’ye gidelim. Gidelim ki halkımızın merhamet duygularının nasıl avrolara, dolarlara dönüşüp soyulduğunu bir kez daha hatırlayalım. Almanya’daki Deniz Feneri ofisleri ve binaları basılmış ortaya müthiş bir yolsuzluk büyük bir merhamet dolandırıcılığı çıkmıştı. Alman Savcıları o gün ne demişti; Deniz Feneri soruşturmasında baş sorumlular Türkiye’dedir. Bir şey daha söyledi limon satmaya zorlanmayan Alman Savcıları: Toplanan yardım paraları AKP’nin finansmanında kullanılmıştır. Almanya’dan götürülen paralar Erdoğan’a elden teslim edilmiştir. Adalet kavramını ağzına bile almaması gerekenler, onun adının arkasına saklansa da güneşi balçıkla sıvayamadılar. Alman savcılarını susturmaya güçleri yetmedi. Bakın hep beraber şunu da Alman savcılarından öğrendik: Türk Hükümeti soruşturmaya yardım etmediği gibi soruşturmayı engellemeye çalışmıştır. Soygun ve yolsuzluğun asıl ayağı Türkiye’dir.
‘TÜRK SAVCILARIN ELLERİ
AYAKLARI BAĞLANDI’
Bunları söyleyen Alman makamları topu Türk savcılarına atmış ama onların elleri ayakları anında bağlanmıştır. Üç-beş klasörün çevirisi bile ayları bulmuş, yıllara yayılmıştır. Çünkü Almancadan çevrilen her bir satırda yolsuzluk, her bir satırda halkın sömürülen merhamet duyguları vardı. Bunlar Alman makamlarınca tespit edildiği gibi, bu paraları hortumlayanlarla AKP’li yöneticilere kadar ulaşacak yolsuzluk zincirinin halkalarıydı. Ama ne yaptılarsa soruşturmayı engelleyemediler. Türkiye’de işlemeyen adaletin çarkları Almanya’da dönüyordu. Bu yılın başında Türkiye’den giden savcılar nihayet geçtiğimiz Temmuz ayında bu yüz kızartıcı suçun başrolündeki oyuncular Zahit Akman ve Zekeriya Karaman’ın da aralarında olduğu kişileri dolandırıcılık iddiası ile tutukladılar.
‘PARALARI
AĞABABALARINA
TAŞIDILAR’
Bunları iyi tanıyorsunuz; biri çoluk çocuğumuzun ahlak bekçiliğine soyunan RTÜK başkanı, diğeri bu duyguları sömüren bir televizyonun yöneticisiydi. Dosyalarda yer aldığına göre onlar ellerinde kirli Avrolarla Türkiye’ye defalarca girip çıktılar. Yurtdışında memleket hasretiyle yanan yüreklerdeki merhameti bavullara doldurup ağababalarına taşıdılar. Hiç utanmadan, yüzleri hiç kızarmadan bunu defalarca yaptılar. Bunu kimin için yaptılar? Biz söylemiyoruz, limon satmayıp adalet dağıtan Alman Savcıları söylüyor: AKP’ye taşıdılar, başbakana taşıdılar. Hem de hiç utanmadan, yüzleri kızarmadan. Dün Bosna’da yaptıklarını bu kez de Almanya’da yaptılar. Fark sadece bu… Savaşta soykırıma uğrayan Bosna halkına acımayanlar kendi halkına da acımadı.
Haberin devamı 06.09.2011 tarihli Hürhaber Gazetesi’nde…






