Benim anlayışımda uzlaşma var ama teslimiyetçilik yok. Örgütümün adayıyım. Soyunduğum işi de hakkıyla yaparım" dedi.
CHP Silivri İlçe Başkanlık Adaylığı'nı açıklayan Erdoğan Ataç, karar aşamasını, parti ile ilgili değerlendirmeleri ve örgüte vaatlerini İlhan Uygun'un sorularını yanıtlayarak açıkladı. Ataç'ın üzerinde durduğu bir diğer konu kongrede yarışacağı Selami Değirmenci'nin söylem ve eylemleri arasındaki farklılıklardı. Ataç, rakibine samimiyetsizlik atfında bulunurken, "İnsanlar geçmişte ne yaptıysa, gelecekte de onu yaparlar" dedi.
HÜRHABER: Bilmeyenler ve unutanlar için Erdoğan Ataç'ı kısaca tanıtır mısınız?
ERDOĞAN ATAÇ: İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi mezunuyum. Kimya Yüksek Mühendisiyim ama Silivri'de ticaretle uğraşıyorum. Ben siyasete 1983 yılında başladım. 1988-91 yılları arasında ilçe başkanlığı görevinde bulundum. 1994 yılına kadar meclis üyeliği yaptım. Milletvekilliği ve belediye başkanlığı adaylıklarım var. 1994 yılından sonra siyasette aktif görev almadım. Partimiz içerisinde bulundum, toplantılara, etkinliklere katıldım. Toplumun tabiri ile kanaat önderi pozisyonunda oldum. Arkadaşlardan gelen talep üzerine ilçe başkanlığı görevine soyundum. Partimizin içinde sıkıntıların olduğunu biz de dörüyoruz. Bu sıkıntıların temeli çok daha eskilere dayanıyor. Ama çözülemeyecek bir sorunumuz yok.
HÜRHABER: İlçe başkanlığı adaylığınızın nedenleri neler?
ERDOĞAN ATAÇ: Daha etkin çalışmaların yapılabilmesi, partimizin daha geniş şekilde temsil edilmesi ve üye yapısının aynı ölçüde büyümesi gerektiğini düşündüğüm için aday oldum. Partiiçi üyeler arasında güvenin yeniden eksiksiz bizimle sağlanması için öne çıkıyoruz. 1983 senesinden bu yana partimiz içerisinde bir jenarasyon var, bunun içerisinde ben de yer alıyorum. Enteresan bir biçimde o jenerasyondan bugün iki isim ön plana çıkıyor. Biri Selami Değirmenci diğeri ben. Bu partide bir zaafiyetin olduğunu gösteriyor. Bunun sorumlularının kimler olduğunu süreç içerisinde göreceğiz. Ben bu görevi tabi ki yapabilirim, Selami bey de yapmaya talip ona bir şey söylemiyorum. Ama keşke bu süredeki kadrolaşma çok daha iyi şekilde olsaydı da bugün farklı genç arkadaşlar aday olsaydı.
"DEĞİRMENCİ, PARTİDE GÜVENİ SARSTI, KAOSA YOL AÇTI"
HÜRHABER: Neden müdahale etmediniz bugün eleştirdiğiniz sürece?
ERDOĞAN ATAÇ: Biz aktif görevlerde değildik. Selami arkadışımız 15 yıl Belediye Başkanlığı yaptı. Daha sonra çok aktif yerlerde bulundu, örgüt bazında çalışmaları çok daha fazla oldu yetkililik anlamında. Kadrolaşmanın gençlere yönelik olmadığını gördük o anlamda. Siyaset anlamında çok 'ben' merkezci bir yapısı olduğu için, bir takım siyasi hareketlerinden yola çıkarak bunu açıklayabiliriz, son belediye başkanlığı seçimlerinden önce yaşanmış olaylar var. Değirmenci'nin kendi demeçlerinden de bunu çıkartıyoruz, Genç Parti'den aday oluşunu açıklarken, büyük bir haksızlığa uğradığını söylüyor. Kendisine karşı adaletsiz davranışlarda bulunulduğunu anlatarak CHP'den ayrıldı ve GP'den aday oldu. Bununla birlikte ona inanan bir sürü arkadaşımız o hareketin içinde yer aldı. O tablonun sonucunda ne ortaya çıktı? AKP-CHP ve GP çekişmesinden AKP Silivri'de iktidar oldu. Bu arada partimiz kendi içinde büyük bir kırılma yaşadı. Kırılma kimler arasında yaşandı? Selami Bey'le hareket eden bir sürü partilimiz oldu onları kazanacağına, hareketinin doğruluğuna inandırdı. O insanlar da onun peşinden gitti. Ama bugün gelinen noktada Selami Bey'in basında çıkan demeçlerinde görüyoruz ki, "Partimin bana karşı hiçbir hatası yok ben hatalıydım" diyor. Ve partiye döndükten sonra en üst görevlere talip olabiliyor. Ama onunla birlikte partiden giden bir çok arkadaş büyük bir sıkıntı içerisinde. Partiye dönemiyor ve partiyle ilişkileri sıkıntı içinde. Dönen arkadaşların da parti içinde kalanlar tarafından farklı şekilde algılandığını görüyoruz. Bu, partide güveni sarstı, kaosa yol açtı. Bir örneği bu.
"GENÇLERİN SİYASETTE
GELİŞİMİNİ ENGELLEYEMEZSİNİZ"
29 Mart 2009'da bir yerel seçim yaşadık. 4 aday adayı arkadaşımız vardı. Her birinin de kendi kadroları vardı. Genel Merkez birini aday olarak atadı. Meclis üyeleri belirleme aşamasına geçtiğimizde bizlere talepler geldi. Gördük ki Selami Değirmenci'nin yanında yer alan arkadaşlardan bazıları bu yapı içerisinde görev almak istediklerinde; 'Ekibi terk eden yanlış adamdır, doğru yapmıyor' tarzında üzerlerinde baskı hissettiler.
Bu siyaset anlayışı yanlış. Arkadaşlar siyaset yapmak istiyor. Ne yapacaklardı ki?! Selami Bey aday olmadı diye dönüp partilerine destek vermemeleri mi gerekiyordu? Partilerinde ihtiyaç varsa görev almaları gerekmiyor mu? Bunları niye engelleme çabası gösteriliyor? Bunlar genç insanlar, sizi siyaset sahnesinde tanırlar, inanırlar arkanızdan gelirler. Bunların siyasette gelişmelerini engelleyemezsiniz!
"KİŞİSEL HEDEFLERLE
SİYASET YAPILMAZ"
HÜRHABER: Sizin siyasetteki beklentiniz ne?
ERDOĞAN ATAÇ: Siyasette beklentim var. Üstte anlattığım olumsuzlukların ortadan kalkması. Partinin başındakiler 'ben' merkezli bir sistem geliştirince, karşısındaki insanlar da savunma mekanızmasında hatalar yapmaya başlıyor. Partideki kamplaşma karşı tarafta da hatalara yol açıyor. Ben bunu bu kadar sertlik yanlısı, 'ben' merkezli yapıdan çıkartıp daha kucaklayıcı bir yapıya gelmesi için aday oldum. Bu aradaki sıkıntıyı çözmek istiyorum. Bu yanlış bir yol. Kişisel bir beklentim yok.
İkincisi bana göre kişisel hedeflerle siyaset yapılmaz. Beni izlerseniz bütün siyasi sürecim de budur. Günü geldiğinde insanlar bir talep geliştirirlerse o ayrı konu. İlçe başkanı olmak için ben özel bir çalışma, talep, araştırma içerisinde olmadım. Başından beri ortak aday konusunda çalışmaları sürdüren arkadaşlar belli. Bunların içerisinde Selami Bey vardı. Belediye Başkanımızla birlikte Hakan Sefa arkadaşımız üzerinde uzlaşmışlardı.
"MİLLETVEKİLİ VEYA BAŞKA BİR ŞEY
OLACAĞIM DİYE İLÇE
BAŞKANLIĞINA ADAY OLMADIM"
HÜRHABER: Selami Değirmenci ve Erdoğan Ataç'ın kongre öncesi süreçte bir aradalığı nerede başladı nerede bitti?
ERDOĞAN ATAÇ: Hakan Sefa'nın adaylığı gündeme gelmişti. Selami Değirmenci de Özcan Işıklar'ın da Hakan Bey üzerinde talepleri olmuş. Hakan iyi bir partilimiz ve ilçe başkan adayı olması konusunda hiç bir çekincemiz, karşılığımız olmaz. Ama süreç öyle bir gelişiyor ki Hakan Sefa işleri veya özel nedeniyle aday olamayacağını söylüyor.
Bunun ertesinde Selami Bey, Özcan Bey'le konuşurken "Ben ilçe başkanı olmak istiyorum" diyor. Işıklar da kendine göre gerekçeleri açıklayarak bunun olmaması gerektiğini söylüyor. Ayrışım bu noktada başlıyor. O arkadaşlarla yaptığımız toplantıda ben ortak uzlaşma noktasında, eğer iş oraya gelecekse 'hala varım' dedim.
Daha sonra Hakan Sefa, Yavuz Çengel, belediyedeki arkadaşlar, meclis üyelerimiz ve partilelerimiz tarafından gelen talepler doğrultusunda aday oldum. Ben milletvekili veya başka bir şey olacağım diye ilçe başkanlığına aday olmadım. Şartlar, koşullar, çalışmalar bizi o noktaya getirir.
"DEĞİRMENCİ SAMİMİ DAVRANMADI"
Öncesinde ise mevcut yönetimin son gün gelene kadar delege konusunda açık davranmaması nedeniyle toplumda bir tepki oluştu. Bunun neticesinde dışarda kalan bütün arkadaşlar bir araya geldik Yavuz Beyler, Selami Beyler, Hüseyin Şahin'ler, Mümin Tuğlu, Hakan Sefa delege listesi hazırladık. Bu liste Piri Mehmet Paşa ve Fatih Mahallesi olarak geçti. Ertesi gün Özcan Bey'in Selami Bey'i araması ve "Ortak liste olacaktı ne oldu?" demesinden sonra bir araya geldik. Orada özellikle Selami Bey'in talepleriyle ortak listeye geçildi. Bu arada gazetelerde yazılar çıktı "Selami Değirmenci'nin listeleri kazandı" diye. Bu konularda son derece hassas olan Selami Değirmenci ne hikmetse gazetelere yalanlama yapmadı. Adaylığını açıkladığı basın toplantısı haberinde bir arkadaşın kasıtlı veya istemeden "Belediyeye kaşı adayım" açıklamasını yalanlamasını bilen Selami Değirmenci, delege seçimlerine ilişkin haberler konusunda sessiz kaldı. Bu bir samimiyetsizlik!
Delege seçimleri bitmiş ortak aday konusu ortada Selami Değirmenci gitmiş adaylık açıklaması için partiden randevu almış. Ahmet Karakoç'un kulağına gitmiş benim adaylık konum. Arayıp "Konuşalım, Selami Değirmenci aday" dedi. Ben de bu konudan haberim olmadığını söyledim, gelişmeleri konuşabileceğimizi belirttim. Bunun üzerine Salı günü gittik Selami Değirmenci'in ofisinde 1,5 saat bir görüşme yaptık. Burada "Ben adayım" dedi, Özcan Işıklar ile görüşmesini ve Belediye Başkanımızın adaylığına tepki koyduğunu açıkladı.
Kararının bireysel olduğunu ve bu saatten sonra kimsenin buna birşey diyemeyeceğini söyledim. Ama bu güne kadar ortak çalışma yaptığımız için diyalogların kopmaması gerektiğini belirttim. Diyalog dışında adaylığı düşünmediğimi söyledim.
Akşam yine toplantı yaptık. Selami Bey tekrar "Ben adayım arkadaşlar" diyor orada benim adaylığıma göndermelerde bulunanlar oldu. Orada da belirttim, ben adaylığın değil yöntemin tartışılmasını istedim. Başından beri belediye ile diyalog içerisinde ortak bir adayın çıkması için uğraş verdiğimizi hatırlattım. Gelinen noktada da Selami Bey diyor ki "Ben adaylığımı tartıştırmam". Hüseyin Şahin ve Mümin Tuğlu bana yakın konuştu diğer arkadaşlar buna yanaşmadı. Orada Doğal Uluşahin, "Yarın Selami Bey adaylığını açıklıyor biz daha neyi tartışıyoruz" diyor. Ben de söz alarak belirtmek istediğim konunun bu olduğunu, grup olarak tabir ettiğimiz şeylerin aslında gerçekte olmadığını söyledim. Arkadaşımız üç gün önce adaylığını açıklama kararı vermiş, adaylık için randevusunu almış usülden, şekilden tartışma açılıyor. Ben buna katılmadığımı, aday da olmadığımı söyleyerek ayrıldım. Hakikaten de değildim. Ondan sonraki süreçlerde yaşanan gelişmeler adaylık kararımı oluşturdu. Selami Bey diyor ya "Beni arkadaşlarım aday olarak istedi ben hiç düşünmedim", ben de düşünmüyordum, yukarda belirttiğim tablo ortaya çıktıktan sonra arkadaşlarım beni istedi. Ortak adaylığın oluşmasını isteyen insanlar 'Erdoğan Ataç' dedi, ben de buna katıldım.
İnsanların kafasındakini bilemezsiniz, eylemlerine bakarsınız.
Samimiyetsizliğin bir diğer örneği; Selami Bey diyor ki "CHP'den hiç kopmadım"... Söylemle eylem birbirini tutmuyor. Sen GP'ye geçmekle CHP'yi yaraladın. Ne kadar CHP'liyim desen de yaptığın eyleme bakılır. Gönlün istediği kadar CHP'de olsun yaptığın eylem CHP'ye zarar verdi.
HÜRHABER: 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde 2. sıra meclis üyeliğinden istifanızın nedenleri tek etik gerekçeler miydi?
ERDOĞAN ATAÇ: Tabi ki etik gerekçelerdi. Sonuçta nihayi karar organı olmasa bile bir eğilim etkisi olan Danışma Kurulu'nda yer aldım. Bana da bir teklif geldi. Düşünmedim mi, düşündüm. Hiç gocunmadan da yer alabilirdim. Geçmiş dönem görevlerimle bu eşdeğer midir, değilmidir diye kaygı da taşımadan partimin verdiği her sorumluluğu yerine getiririm. Daha sonra görüştüğüm bazı çevrelerce bunun tersine kullanılabileceğini gördüğüm için etik olmayacağına karar vererek çekildim. Seçen ve seçilen olma noktası beni rahatsız etti. Benim ve partimin bunun üzerinden yıpratılacağını düşünerek meclis üyeliğine aday olmadım. Ben kişisel açıdan bunu değerlendirerek yaptım.
"CHP'DE GÜÇ BİRLİĞİ,
SEÇİM BAŞARISINI
GETİRDİ"
HÜRHABER: Bir çok sıkıntıya rağmen CHP, 29 Mart Yerel Seçimlerini nasıl kazandı sizce?
ERDOĞAN ATAÇ: Atama sisteminin olduğu yerde sıkıntı olmaması mümkün değil. Halkın eğilimini çok rahat alamıyorsunuz. Farklı bir tablo çıksaydı diğer arkadaşımız "Haksızlığa uğradım. Hakkım olan bana verilmedi" diyecekti. Bu kuralı kabul ediyorsanız, bu kural içerisinde yarışa girdiyseniz sonuçta Genel Merkez'den çıkan şeyi kabul etmek zorundasınız. Bizim burada kazanmamızın nedenlerinden önce 2004'te kaybettiren sebeplere bakmamız lazım; 2004'te örgütün ikiye bölünmesi, Selami Değirmenci'nin başka yerden aday olması, CHP'nin kendi içine kapanması ve yönetim hataları.
İlçe yöneticileri o günkü politikayı doğru oluşturamadılar. Birleştirici olamadılar ortamı kavga statüsünde sürdürdüler. Sonuçta Selami Bey'in yanında yer alanlar da Sol kökenliydi. AKP'yi devre dışı bırakarak birbiriyle sol kendi içinde çatıştı ve yıprandı. AKP'nin seçimi kazanması bir bakıma o günkü yönetimin hatasıydı.
İşte bunu 2009 döneminde biz hallettik. Burada bizlere de görev düştü ve elimizden geleni yaptık. Tüm adaylar, Selami Bey geç de olsa katılmasına rağmen seçim başarısı konjöktürünü yakaladı. Hatta bu birliktelikten etkilenen diğer partilerdeki insanlar da CHP'ye oy verdi. CHP için 'tek bir grubun seçim başarısı' diye birşey söz konusu değil. Tek bir kişinin başarısı yok. Bütünlük sizi güçlü gösterdi ve kararsız bir çok insanın bu yönde destek vermesi sağlandı. "Benim ekibim iyi politika izledi", "Ben çıktım da oldu" tarzında bir gerekçe kabul edilir değil. Parti toparlandı ve başarı sağlandı bu konuda emeği geçen tüm arkadaşlara da teşekkür ediyoruz.
"SORUMLU OLMAK LAZIM
SONUCA KATLANACAKSIN,
KABUL EDİLECEKSİN"
HÜRHABER: Selami Değirmenci gibi bir rakibiniz var bu konuda ne düşünüyorsunuz?
ERDOĞAN ATAÇ: 'Ben' merkezli bir siyasetin yanlış olduğunu, zıtlaşmanın, kutuplaşmanın, üyeler arasında yaratılan sevgisizliğin sonucunu hep beraber görüyoruz. İnsanlar iddialarıyla var olabilirler. İddialarıyla kendi kadrolarını oluşturabilirler dün partiyi suçlarken, bugün 'ben yanlış yapmışım' itirafı maalesef bu süreçte açılan yaraları ortadan kaldırmıyor. Partide açılan yaraların tamiri bu kadar kolay mı? Çok zor ve zaman isteyen bir olay. Bir çok partilimiz halen bunun mahçubiyeti içerisinde. Bugünkü konuşmalara bakıyorum da daha Mart ayında aday belirlemesinin ardından 2004'teki senaryo tekrar yaşandı. Aday olamayan arkadaşlar yine "Bana haksızlık edildi, hakkım olan verilmedi" diye konuştu. "Ben ne yapayım bana yapılan haksızlık sonrası arkadaşlarım AKP'ye geçti" denildi. E, böyle bir haksızlık, mağduriyet politikası sonrasında insanların yine dağılmasına yol açılıyor. Sorumlu olmak lazım sonuca katlanacaksın, kabul edileceksin. Biçimi kabul etmişsin. Atamanın hassasiyet ve adaleti ne kadarsa onu kabul edeceksin.
"SIKINTIYA KARŞI PARTİ
KENDİ SAVUNMASINI GELİŞTİRİYOR"
Aday adayıyken ekibinde yer alan genç arkadaşlar var. Adayın yanında siyaset yapmak istiyor baskı uyguluyorsun!
Bunlar partinin yaşadığı sıkıntılara örnek. Bu sıkıntıya karşı parti kendi savunmasını geliştiriyor.
"ÖRGÜTÜN ADAYIYIM"
HÜRHABER: Belli kişilerin adayı olarak değerlendirilmek sizi rahatsız ediyor mu böyle bir durum var mı?
ERDOĞAN ATAÇ: Böyle birşey olur mu? Ben örgütün adayıyım. Sağduyulu düşünen, partisini seven onun için çalışan herkesin adayıyım. Tüm arkadaşlarımın da öyle olduğunu düşünüyorum. Diyalog kuramadıklarım olabilir. Kurduklarımdan çok iyi bir elektrik aldım. Kimse bana partim aleyhine çalıştığımı söyleyemez. Partime karşı bir hata yaptığımı söyleyemez. Selami Bey, Özcan Bey'le görüşüp "Ben aday olmak istiyorum" dediğinde destek alabilseydi onun adayı mı olacaktı? Tabi ki soracak bunu da kınamıyorum. Ama kendisi için olsaydı mübah sayılacak bir durum, bana gelince nasıl yanlış oluyor?
HÜRHABER: CHP'ye yönelik küçüldüğü ve içine kapandığı, halktan koptuğu yönündeki eleştiriler var bu konuda siz nasıl bir çalışma yapacaksınız?
ERDOĞAN ATAÇ: Öncelikle örgütte eksiklikleri tamamlayacağız. Bazı bölgelerde üye yapımızda sıkıntılar, eksiklikler var. Örgüt yapısını var olan sıkıntı ve kopukluklardan arındıracağız, üye sayısını arttıracağız. Üye sayısını sadece niceliksel olarak attırmak değil nitelikli olması asıl derdimiz. Nitelikli tanımını kullanırken çalışma, karar alma süreçlerine dahil olacak, partiye etkinlik ve güç katma arzusunu hayata geçirecek üyelerden söz ediyorum, eğitimli, çalışan üyeler kazındıracağız. Bu süreçte parti içerisinde eski ile yeni arasında güzel bir bağ oluşturma amacındayız. Sadece yeni üyeler değil bu partinin çok sağlam kazınımları var onları günümüz koşullarında tekrardan değerlendireceğiz, yeni nesile ortak bağını geliştireceğiz. Yeni ve gelecek vaat eden insanları kazanmanın en önemli koşulu, "Siz siyasete girdiğinizde kaybolmayacaksınız" imajını sağlamak.
Parti içi komisyonlar işler hale gelecek. Esas olan insanlara bu söylediklerimizi yapabileceğimize dair güveni sağlamak. Kişiliğimin bu konuda bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Siyasete katılmak isteyen çok insan var ama bu tür sıkıntılardan dolayı uzak durmayı tercih ediyor.
Artı yerel yönetim bizim, bizim dışımızdan oluşmuş bir yönetim değil. Hata ve eksiklikleri olabilir bu konuda kendilerine güç, destek vereceğiz. Sorunların sokakta dedikodu olarak dile getirilmesini engelleyeceğiz, örgüt içerisinde tartışılmasını sağlayacağız. Yerel yönetimin de hatası varsa gerekli atılımları yapacak. Yerel yönetim çalışmalarını örgüte anlatabilecek. Burada da dışarı yansımasını sağlayacağız.
"BENİM YAPIMDA UZLAŞMACILIK VAR
AMA TESLİMİYETÇİLİK YOK"
HÜRHABER: Siz örgütün adayı olduğunuzu söylüyorsunuz. Seçildiğiniz taktirde de onun başkanı olacaksınız. Yerel yönetim ile örgüt arasında bir fikir farklılık durumunda örgütün görüşünde ısrar edebilecek misiniz?
ERDOĞAN ATAÇ: Elbette. Buna ne şüphe? Belediye ile çelişki de yaşayabiliriz. Bizim yanlış yaptığımız durumda belediye yönetimi de bizi uyarabilir, örgüt de. Hiçbir şeye önyargı ile bakmamak lazım. Benim yapımda uzlaşmacılık var ama teslimiyetçilik yok. Kararlıyım. Aceleyle hata yapıp, geri dönmek uslübumda yok. Atacağım her adımı çok iyi tartarım.
"İNSANLAR GEÇMİŞLERİNDE
NE YAPTIYSALAR GELECEKLERİNDE
DE ONU YAPARLAR"
HÜRHABER: CHP'li delegeler neye dikkat etmeli?
ERDOĞAN ATAÇ: Anlattığım herşeye dikkat etmeleri lazım. Oy verecekleri insanların siyasi duruşunu iyi analiz etmeleri gerekiyor. Siyasi çizgi ve geçmişlerine iyi bakacaklar. İnsanlar geçmişlerinde ne yaptıysalar geleceklerinde de onu yaparlar. Bunun dışında çok fazla birşey olmaz. Ağır hareket etmek değildir bu iyi etüt edip ondan sonra karar vermek lazım. Duyum üzerine siyaset yapılmaz. Duyum üzerine tepki konup, parti zarara uğratılmaz.
"SOYUNDUĞUMUZ İŞİ
HAKKIYLA YAPARIZ"
HÜRHABER: İl veya Genel Merkez'den kimseyle görüştünüz mü?
ERDOĞAN ATAÇ: Hayır. 15 yıldır aktif siyasetin içerisinde yer almadığım için tepe ilişkilerin zayıf. Ama bunu bir eksiklik olarak görmüyorum ben Silivri'de siyasetten hiç kopmadım. Bunun benim için bir zaafiyet olmadığını düşünüyorum, siyaseti yerelde yapıyorum. Silivri siyasetinde her zaman vardım, sizin de söylediğiniz gibi her dönem adım bu yüzden gündeme geldi. Biz bu işe soyunduysak hakkıyla yapacağımız içindir.
"YEREL YÖNETİM
ÖRGÜTÜMÜZÜN AYNASI"
HÜRHABER: Son olarak eklemek istediğiniz birşey var mı?
ERDOĞAN ATAÇ: 17 Ocak Pazar günü seçime gideceğiz. Delege arkadaşlarım bütün olayları dikkate alarak, hakikaten bizim yapmak istediğimizi anlayarak oyları konusunda karar versinler. Yerel yönetimler bizim üretim yerimiz. Siyaseti muhalefetle yaptığınız zaman daha kolay. Yerel yönetim bugünkü konumda bizim aynamız. Örgüt ve partimizin üretim ve hizmet yeri. Yerel yönetime bu süreçte destek sağlamak, yapacakları çalışmaları kolaylaştırmak, yapılanları halka ulaştırmak, yanlışları olduğunda diyalog içerisinde bunu çözmek bizim öncelimiz olmalı. En önemlisi de örgüt arasındaki güven duygusunu sağlamak bu konuda başarılı olacağıma inanıyorum. Örgütün de bu çizgide bir insana destek vereceğine inanıyorum. Bunun dışına çıkmadım, çıkmayacağım. Hayatımda kimseye biyat etmedim, bundan sonra da etmeyeceğim. Yönetici arkadaşlarımın hepsi de bu nitelikte insanlar olduğunu açıkladığımız zaman göreceksiniz. Parti hepimizin, şunun bunun adamı yok. Hepimiz bu partide varız. Herkes temsil edilecek yeter ki doğru hareket edelim. Doğru adım atalım, doğru işler yapalım. Doğru yapmadınız zaman bizi eleştirsinler.
İlhan UYGUN






