Canlar Buluştu

Canlar Buluştu

13.01.2010 11:32:06



Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Alevi Kültür Derneği Silivri Şubesi, Mega Saray'da düzenledikleri Aşure Günü'nde bir araya geldi. Yoğun katılımın gözlendiği etkinliğe Alevi Kültür Derneği Başkanı Ercan Geçmez, Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, Silivri Eski Başkanı Selami Değirmenci, Başkan Yardımcıları Abdullah Yıldırım ve Yılmaz Kandemir, CHP İl Genel ve Belediye Meclis Üyeleri, CHP İlçe Başkanı Muharrem Aydoğan, CHP Yönetim Kurulu Üyeleri, CHP Kadın Kolları Başkanı Dilruba Önal, Demokrat Parti Silivri İlçe Başkanı Mehmet Haseski, Türkiye Değişim Partisi İlçe Başkanı Cemal Aydın, ÖDP, Silivri Müftüsü Mustafa Onat, Birleşik Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Ali Tabakoğlu, ÇYDD Başkanı Mübeccel Çeşmecioğlu, Eğitim-Sen Silivri Temsilcisi Tamer Atalay, Eğitim-İş Silivri Başkanı Ersan Süngü, Silivri Siad Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Baran ile üyeleri ve birçok konuk katıldı.

ALEVİ BEKTAŞİ İNANCINDA

MUHARREM ORUCU VE AŞURE

Alevi Kültür Derneği Silivri Şube Başkanı Tamam Köroğlu, Aşure Günü'nde yaptığı açılış konuşmasında, Alevi Bektaşi inancında Muharrem Orucu ve aşure hakkında şu bilgileri verdi: "Özellikle tek tanrılı dinlerde Muharrem Ayı, o ayda meydana geldiğine inanılan olaylar nedeniyle bir kutsallık verilir. Genel inanca göre; Adem Peygamber'in tövbesi bu ayda kabul edilmiştir. Musa Peygamber kavimini Firavun'un serinden bu ayda kurtarmıştır. İbrahim Peygamber Nemrut'un ateşinden bu ayda yanmaktan kurtulmuştur. Eyüp Peygamber dertlerine şifayı bu ayda bulmuştur.

Alevi-Bektaşi inancında Muharrem Ayı'nın önemi ise; Hz. Hüseyin'in, ailesinin ve yakınlarının 10 Ekim 680 yılında Kerbela'da katledilmeleri ve Hz. Hüseyin'in zalimin zulmi karşısında gösterdiği direnişten gelir. Muharrem orucundan önce üç gün oruç tutulur, sonra Yasi Matem'e başlanır. Muharrem orucu Kurban Bayramı'nın 1. Gününden başlayarak 20 gün sayılır 20. Günün akşamı Muharrem orucu için niyet edilir. Sahura kalkılmaz. İftar sofrası olmaz. Etsiz ve mütevazı sofralar hazırlanır. Güneş batıp karanlık olunca oruç açılır. 12 gün oruç tutulduktan sonra Muharrem'in 13. Günü kurbanlar tığlanır ve aşure dağıtılır.

Kurban: Hz. Hüseyin'in oğlu Zeynel Abidir'in, Kerbela katliamında kurtuluşundan duyulan sevinci belirtir.

Aşure: Erdemli, ilkeli, dürüst, şefkatli, mert ve yiğit bir kahramanın zamanın zalim diktatörü tarafından çocuklarına varıncaya kadar, bütün yakınlarıyla birlikte acımasızca susuz bırakılarak şehit edildikleri günün adıdır. Kerbela ise bu destanın yazıldığı çölün adıdır. Bu ayda eğlence, düğün, nişan, sünnet töreni yapılmaz. Kurban kesilmez, et yenmez. Kerbela şehitlerinin çektikleri susuzluğu hissetmek için su içilmez. Su yerine ayran, çay, kahve, meşrubat, komposto gibi içeceklerle vücudun sıvı ihtiyacı giderilir.

"KERBELA OLAYI KATLEDİLENLERİN

ÖYKÜSÜDÜR"

Alevi-Bektaşi'lerin 12 günlük orucu Yasi Matem orucudur. Kerbela olayından önce halifelik vardı. Kerbela olayından sonra Halifelik Saltana döndü. İşte İslama saltanatı getiren Emevi'nin temsilcisi Muaviye'nin oğlu Yezit'in adamlarınca Hz. Muhammet'in torunu İmam Hüseyin'in katledilişinin matemidir. Bu olay sadece bizim değil tüm İslam'ın ve hatta insanlığın yüz karasıdır. Alevi-Bektaşi inancı şekilciliğe takılıp kalmaz özü benimser. Aklın ve ilmin yolundan ayrılmaz. Önemli olan Kerbela şehitlerinin çektikleri acıyı, zorluğu hissetmek onlar gibi inançlı, dirençli ve onurlu yaşamak.

Kerbela olayı tarihsel ve toplumsal haklılığa yaslanmış bir kıyımdır. Bir isyan olarak onu sevmemek, bir kıyım olarak ona yanmamak elde değildir. Bu olay hangi ulustan gelirse gelsin haksızlığa, zulme uğramış insanın acısını, insanlığın acısı durumuna getirmenin ortak anısıdır. Kerbela olayı katledilenlerin öyküsüdür.

Kaynayan aşuremiz ise özgürlüğün hafifliğini, ilkelere bağlılığın neticesini, sabrın anlamını ve paylaşmanın lezzetini öğretir. Aynı zamanda Peygamberimize olan bir vefa ve sevgi borcudur. Hünkârlımızın şu dörtlüğüyle konuşmama son veriyorum;

Sevgi muhabbet kaynar, yanan ocağımızda

Bülbüller şevke gelir, gül açar bağımızda

Hırslar kinler yok olur, aşkla meydanımızda

Aslanlarla ceylanlar, dosttur kucağımızda."

GEÇMEZ: DAVAMIZ

HAK HUKUK DAVASIDIR

Genel Merkez temsilcisi Ercan Geçmez yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Genel Merkezi'mizi temsilen çok önemli olan Muharrem Ayı'nda sizlerle birlikteyiz. Birlik ve beraberliğimiz çok önemli sevgili canlar. Şunu herkes bilsin ki davamız hak hukuk davasıdır. Ancak eşit yurttaş olduğumuzda bu ülkede mutlu olabiliriz. Bir insanın Türk, Kürt, Çerkez, Alevi ve v.s çok değerli ve anlamlı. Son dönemde yaşanan linç olaylarını çok tehlikeli görüyorum. İnsanlar haklarını hukuken aramalı. Yaşananlar acı veriyor. Sakın kapılıp bunlara sataşmayın. Bizim kavgamız insanlık kavgası değil demokrasi, hak ve hukuk kavgasıdır. Hükümetimizin Alevi'lerle ilgili çalışmalarını değerli buluyor ve önemsiyoruz."

IŞIKLAR: ALEVİLERİN İNANÇLARINI

SONUNA KADAR SAVUNUYORUM

Daha sonra Belediye Başkanı Özcan Işıklar söz alarak yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Bu mübarek gününüzde hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Farkındalığın yaşatılması anlamında bunların ne anlama geldiğini, nasıl tartışılması gerektiği, ibadetlere nasıl dönüşebileceğini daha iyi anlamamız lazım. Yunus Emre'yi, Hacı Bektaşi Veli'yi çok iyi anlamamız gerekiyor.

Farkındaklarımızı ortaya koyarken tahammül sınırlarımızı daha geniş tutabilmeliyiz. Kendimizi de geliştirmeliyiz. Herkes inancını doya doya yaşayabilmeli. Alevilerin inançlarını sonuna kadar savunuyorum. Konuşma haklarını da sonuna kadar savunuyorum. İşte demokrasi böyle bir şey. Aşure, içerdiği çok çeşit meyvelerle Türkiye'nin insan zenginliği, kültürleri, inançlarını ifade ediyor. Bundan daha güzel bir anlayış olabilir mi? Büyük bir özveriyle bu günlere taşıdığınız anlayışınızdan dolayı sizleri kutluyorum."

Etkinlik daha sonra semah gösterisi, dua ve aşure dağıtımı ile devam etti. Cemile KAYAR

YORUM YAP