Nurten Danış

Nurten Danış

07.10.2009 10:31:47

Bu günkü köşe yazımızı bir hafta gecikmeli olarak  yazabiliyorum özür dilerim. Bir çocuk gelişimci olarak  bugüne kadar okulöncesi yaş grubu çocuklarımız için hep daha ne yapabilirimin peşindeydim.  Çocuklarımızın geleceklerini belirlediğimiz bu kritik yıllarda Okul öncesi ile ilgili öğretmenlik, koordinatörlük, yöneticilik, kitap, köşe yazarlığı, yayınevleri ve  aile danışmanlığı, DenverII G.T.T testörlüğü  gerçekleştirebildiğim hedeflerimdi. Şimdi ise 2- 6 yaş arasındaki çocuklarımızın  zihinsel, ruhsal, bedensel açıdan  gelişimlerine katkı sağlayabileceğim  bir kurum açma hedefimi gerçekleştirmenin keyfini yaşıyorum. Çocuklarımızın zihinsel, duygusal, sosyal, psikomotor, dil gelişimleri tam anlamıyla destekleyebileceğim özbakım becerilerini kazandırabileceğim yer ile ilgili hassaslığımdan  kurumu açma süreci gecikse de içime sinen mekanı nihayet bulup zorlu ama çocuklarımız için olması şart olan yasal prosedürleri gerçekleştirmenin ve kurumu hazırlamanın tatlı yorgunluğunu yaşamaktayım. Yorgunluğumu Güli Çocuk Evimizde öğrencilerimin huzur içinde cıvıldadığını ve siz ebeveynlerimizin en değerlilerinizi bizlere gönül rahatlığı içinde emanet edip gittiğinizi  hayal ederek hafifletmeyim. Umarım en kısa sürede bu hayalimi  gerçekleştirmenin keyfini birlikte yaşar,  çocuklarımızın geleceklerini birlikte şekillendirebilmenin gururunu taşırız.

Bu haftaki  yazımızı okulların açıldığı günlerde bazı velilerimizin oldukça sıkıntılı oldukları  bir konu olan okula uyum üzerine yazmakta fayda görüyorum. Okula başlama, çocuğun konuşması ve yürümesi gibi önemli bir aşamadır ve son derecede heyecan vericidir. Bazı durumlarda ise bu durum kaygı yaratabilmektedir. Bu seçilen kurumun, çalışanlarının enerjisi ile alakalı olabileceği gibi  yeni bir ortam, arkadaşlar, kurallar, sorumluluklar, çocuğun kendini ifade edememe gibi endişelerden dolayı da olabilmektedir. Hele de çocuk evde aşırı korunmuş ise, gereken sorumlulukları alması yeterince sağlanamamışsa,  kural ve sınırlamalar öğretilmemişse, duygusal olarak yaşının olgunluğuna sahip olamayacağı için akranlarına göre daha çok zorlanacaktır. Bu nedenle çocuklarımızın okula uyumunda aile ve öğretmenlerin bilinçli yaklaşımı büyük önem taşımaktadır. 

Velilerimizin okula uyumu kolaylaştırmada en önemli adımı, çocuklarını güven içinde teslim edebilecekleri tam olarak inandıkları okulöncesi kurumu bulmaları ile başlar.  Çünkü sizlerin kafasında soru işaretleri varsa bu çocuklarımıza fazlasıyla yansır. Onlar  yanlarında konuşulmasa bile, varsa tedirginliğimiz beden dilimizden, mimiklerimizden, ses tonumuzdan, bakışlarımızdan v.s anlama yetisine sahipler bu nedenle önce siz velilerimizin bizlere tam güvenmesi gerekiyor ki çocuklarımızda bize güvensin, inansın, okul fobisi oluşmasın. Sonrasında çocuğa artık büyüdüğünü için  okula başlayabileceği söylenmeli, bunu bir ödül gibi vurgulamalıyız. Okulda sadece belli bir zaman diliminde ( kahvaltıdan sonra yada işten çıkınca seni alacağım gibi ) kalacağının güvencesini verdikten sonra okulun amacını açıklamak, orada öğretmeninin onu seveceği ilgileneceği, dinleyeceği, ihtiyaçlarını gidereceği mutlaka belirtilmelidir. Kahvaltı, yemek, içmek, tuvalet, isterse uyku gibi tüm ihtiyaçlarını arkadaşları ile birlikte gidereceği ve bunların çok keyifli  olacağı söylenmelidir. Okulda yeni şeyler öğreneceğini, yeni arkadaşlar edinip oyunlar oynayabileceğini, eğlenip şarkılar söyleneceğini,  dans edeceğini,  hikaye, masal, parmak oyunu, bilmece, tekerleme, şiir öğreneceğini, değişik boyalarla  resim yapacağını, oyun hamuru ile şekiller oluşturacağını, kağıt kesme, katlama çalışmaları yapacağını bunları öğretmeninin çok beğeneceğini, arkadaşlarının onu alkışlayacağını, değişik oyuncaklarla oynayacağını, sinema, tiyatro, müze, alışveriş merkezi v.s gibi yerlere gezilere gidecekleri, ev ziyaretleri  yapacaklarını,  etkinliklerini sergilediklerinde  görmeye gideceğinizi, piknik gibi etkinliklerde bulunacağını, anlatarak okulla ilgili endişelerini azaltabilirsiniz.

Okula gitmesi konusunda ailenin bütün fertlerinin kararlı ve tutarlı olduğunu görmesi çocuğun uyum sağlamasında çok etkili olmaktadır. Okula çocukla birlikte ilk gelişin sadece tanışmak ve okulu gezmek için olması gerekmektedir.  Karar verildikten sonraki  gelişte ise çocuk, onunla birlikte orada kalamayacağınızın bilincinde olmalıdır. Bunu ona önceden söylemek gerekir. Sabah veya öğle programına göre çocuğa: "Seni götürürken sana eşlik edeceğim", sonra da gideceğim öğlen (akşam) seni almaya geleceğim", ya da ….. seni almaya gelecek" gibi sözler söylemek ona güven verebilmek adına oldukça önemlidir.  Velinin  burası güvenilir bir yer bak seni rahatlıkla bırakıyorum mesajı vermesi için çocukla çok kısa vedalaşma süreci geçirip ve seni seviyorum hoşça kal dedikten sonra hemen gitmesi çocuğun okulu kabul etmesini kolaylaşacaktır.  Öğretmenin  çocuğu aileden sevgiyle alıp, arkadaşlarıyla kaynaşmasını sağlama becerisi  çocuğun endişeleri bile olsa büyük ölçüde  gidermektedir. İlk günlerde erken almak ve tüm günlerde verilen zamanda gelmek çocuğun okulda bırakılmayacağını inanmasını kolaylaştırır dolayısıyla  kendini daha güvende hissettirir. Okula gelen çocuklardan bazılarının onun kadar büyümediği için bazen ağlayabileceğini bilmesinde yarar vardır. Okul sonrası mutlaka çocukla kaliteli vakit geçirmek, başkalarıyla okula gittiğini sevinç içinde paylaşmak   kendisinin terk edilmiş gibi hissetmesini önler. Okuldan döndüğünde onu okulla ilgili  konuşmaya zorlama yerine  kendisi  anlatmaya başladığında ilgi ile dinlemek kendini ifade etmesini kolaylaştıracaktır. Uyum ile ilgili sıkıntı hissediliyorsa  hakkında konuşmak, hem sıkıntısını paylaşmak hem de anlaşıldığını hissettirmek için önemlidir. Okula gitmeyi uzaklaştırma gibi algılamaması için  özelikle yeni bir kardeş yada özel bir durum sonrası okula başlatılmamalı okula gitmek istemediğinde suçlanmamalı, korkusu ve gözyaşlarıyla alay edilmemelidir. Bu sıkıntılı durumun geçici olduğu, kendisiyle aynı durumda başka çocukların da olduğu vurgulanması faydalı olacaktır. Okula gitmemesi halinde faaliyetlerden geri kalacağı ve bunun kendisi için bazı eksikliklere yol açacağı, istemediğinde, geç kaldığında, servisi kaçırdığında mutlaka okula gönderileceği  söylenmeli ve kararlı davranılmalıdır. Eğer çocuğunuz sizden ayrılırken ağlama, bağırma tepkisi veriyorsa onu sakinleştirdikten sonra hemen öğretmenine teslim etmeniz  ağlamayı kullanmasını pekiştirmeyecek, okul kaygısını azaltarak alışma süresi kısaltacaktır. ( aynı zamanda bu durum yukarıda da belirttiğim gibi burası senin için güvenli bir yer ki seni bırakıyorum  mesajını vereceğinden yarar  getirecektir ).

Yüreğiniz ve aklınız çocuğunuzda kalmadan  vedalaşabileceğiniz kurumların çoğalması dileği ile hoşça kalın.

YORUM YAP