Geçen haftaki yazımda Neocanlar'ı yazmıştım Bu hafta da yazmaya devam edeceğim. Neocanlar hesaplarını 31 Mart 2024 yerel seçimlerine göre yapmış ve sonrasını planlıyorlardı. Bu nedenle 2024 yerel seçimlerindeki hesapları Sayın Volkan Yılmaz'a seçimi kayıp ettirmek ve buna göre yol yürümek istediler. İstekleri Sayın Volkan Yılmaz'ı Silivri siyasetinin dışına atmak ve siyasetlerini buna göre dizayn ediyorlardı. Neocanlar'da siyasi parti aidiyeti ve ideoloji yoktur. Tek istekleri iftira karalama ve kuracakları tuzaklarla gelmek istedikleri makamlardır. Gerisi onlar için teferruattır. Bunların başka bir özellikleri de kendilerine taban ve figüran oluşturmak için vaat vermektir. Bu vaatler arasında “karı veya kocanı müdür yapacağız, oğlunu gelinini yeğenini memur yapacağız” bunun yanı sıra işe alma vaatleri havada uçuşur. Neocakanlar ortada gözükmezler, vaatler ile oluşturdukları figüran gruplar eliyle karalama ve iftiraları kahvede, sokakta, markette, hatta her partinin ilçe başkanlıklarında, partili gibi görünenler eliyle yürütürler. Ne zamana kadar? Bunlar hedefine ulaşıp makam elde edinceye ve verdikleri vaatleri tutmadıkları zamana kadar. Figüranlar bir görürler ki müdür de onlardan, memur da onlardan işe alımlarda. Figüranlar gerçeği anlayıncaya kadar ‘Atı alan Üsküdar'ı geçmiştir' geçmiş yola çığırtkanlar. Dedim ya Neocanlar'ın partisi yoktur diye. Bunlar birbirlerini de sevmezler ama müşterek çıkarlarda bir araya gelir gizli gizli buluşup plan yaparlar. Birinci plan Sayın Volkan Yılmaz'dı, ikinci plan ise Belediye Başkanımız Sayın Bora Balcıoğlu üzerinde yoğunlaşmaktı. Bunun üzerine figüranları kanalıyla bir karalama kampanyası başlatıldı. Ben de ilçe başkanıyım ne yapılmak istendiğini görüyor, fark ediyorum ilçe yönetim kurulumla, meclis grubumuzla bir uyum içinde örgüt desteğini de arkamızı alarak Başkanımız Sayın Bora Balcıoğlu'na belediye kadromuza sahip çıktık ve Neocanların planlarını bir bir bozuyorduk. Daha da ileriye gittim Bora başkan ve belediye kadrosuyla ile ilgili kimin elinde ne belge bilgi varsa bize ulaştırın gereğini biz parti olarak yaparız diyerek iftira ve dedikoduların önünü kesiyorduk. Herkesin duyabileceği şekilde yerel basın da dahil ‘o onu dedi, bu bunu dediği' de olmaz kimin elinde ne belge var getirsin ya da yargıya başvursun diyordum. Neocanlar baktılar ki benim olduğum yerde bu planlar tutmayacak. O nedenle benim olmamam gerekiyordu. Benim sonuna kadar partimi, partili belediye başkanı ve meclis grubunu sahipleneceğimizi biliyorlardı. Bilmedikleri bir şey daha vardı. Onlar beni istemiyordu ama ben zaten aday olmayacağımı, Başkan dahi ilgili parti kurumlarıma iletmiştim. Ben ilçe başkanı olmak görevimi yaptığımı, parti aidiyetim ve inandığım ideoloji gereği vicdanen rahattım. En büyük muhakeme insanın kendi vicdanıyla hesaplaşmasıdır. Vicdanen rahat olmayanlar bize bu günleri yaşatanlardır. Onları ömürleri boyunca vicdanları ile baş başa bırakıyorum ki kendi vicdanları ile hesaplaşsınlar.
Neocanlar ve planlarıyla ilgili düşüncelerimi üç kez ziyaret ederek ifade ettim. Ne olması, ne yapması ile ilgili de siyaseten bildiklerimi anlattım, yapması gerekeni de söyledim. “Yüzde 54 oy almış bir şehrin emini olarak, 21 meclis üyesinin desteği tam arkanızda, bir siyasal ekip oluşturun birlikte yol yürüyeceğiniz ekibi kurun, ilçe örgüt desteği de yanınızda yolunuza devam edin” dedim o her zamanki gibi sadece dinlemiş o kadar. Sonuçta fatura ağır oldu. Ben ilçe başkanlığına aday olmayacağım için istedim ki kendisi bir ekip kursun ve yoluna devam etsin. Keşke ona bırakmasaydım, bugün yaşadıklarımızı yaşamazdık. Başkan, “Ben belediye başkanıyım bu işlere karışmayacağım, tarafsız duracağım” deseydi koşullar ne olursa olsun meydanı Neocan ve onların figüranlarına bırakamazdım. Siyaseten mutlaka bir çözüm yolu bulurdum. Bunları söylerken Sayın Doruk Bulut'a karşı olduğumdan değil, siyaset zamanlama işidir, siyaset deli at gibidir. Her adam üzerinde oturamaz Neocanlar'ın istediği buydu zaten ne Sayın Belediye Başkanımız Bora Balcıoğlu, ne de aday adaylığı ile ilgili ilgisi olmayan bir ilçe başkanlığındaki örgüt toplantısında, “Ben İlçe Başkanlığına adayım” diyen Doruk Bulut bazı şeylerin farkında değillerdi. Neocanlar'ın planı tıkır tıkır işliyordu. Kış uykusuna yatmış uyanmıyorlardı, uyandıramıyorduk. Sonuç, üçümüz de cezaevindeyiz. Bir sonraki yazımda ilçe kongresine gidiş yönünde Neocanlar'ın yapmak istedikleri, bir taşla iki kuş vurma planlarını detaylıca yazacağım. Hepinize saygılar sunuyorum.






