Güneysu’nun açıklaması aynen şu şekilde: "Dün de gururluydunuz bugün de, yarınlarda kendinizden daha da emin ve gururlu olacaksınız, sonsuza dek başınız dimdik yürüyeceksiniz. Kendinizi, hayatınızı sevin ve geçmişinizden ilham, güç alın. Mutluluk ve başarı sizin doğuştan hakkınızdır.
Çünkü önümüzü ve ufkumuzu açan ve bize güvenen, bizi biz yapan, devletimizin kurucusu, büyük önder, tüm yaşam boyu ilham kaynağımız Atatürk'ümüz var.
Aslında çocuklarımız farklı. Bu farkı okul bahçelerine baktığımızda çağlayan seller gibi hareket halinde olan, yerlerinde durmadan koşuşan hayat ve gelecek tablosunu görüyoruz, umudumuz yükseliyor. Ve görüyoruz ki dünya toplum bilimcileri siz çocuk ve gençlerimizi gıpta ile izliyor.
(Dönüyoruz buhranlı günlere)
1. Dünya Savaşı’ndan sonra düşmanların yurdumuzu işgal etmesi üzerine Atatürk 19 Mayıs 1919'da Samsun’a çıktı. Daha sonra Erzurum ve Sivas Kongreleri toplandı. Yurdumuzu işgal eden yabancı güçler, ülkemizi bölüp parçalamak ve yönetmek arzusu içindeydiler.
M. Kemal Atatürk'ü bütün dünya liderlerinden ayıran pek çok özelliklerden bir tanesi de her türlü şartlarda olayları doğru tahlil etmesi, hızlı düşünerek ve doğruyu bularak yapması gereken hamleyi kısa zamanda hayata geçirme özelliğidir. Bu nedenle harap olmuş, vatan toprakları üzerinde “kayıtsız şartsız bağımsız, milli egemenliğe dayalı, çağdaş uygarlığı hedef almış” yepyeni bir Türk devleti kurarak tarihe altın harflerle adını yazdırmıştır.
23 Nisan 1920 tarihinde Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meçlisi açılarak kurtuluşumuzun ve genç Cumhuriyetimizin en önemli temeli atıldı. Atatürk meclis kürsüsünden hemen tüm dünyaya şu mesajları verdi:
"Egemenlik, hiçbir anlamda, hiçbir biçimde, hiçbir renk ve belirtide ortaklık kabul edilemez!"
"Hakimiyet anlayışı her şeyden önce millidir. Kaynağını millet iradesinden alır."
"Bizim düşüncemiz hakimiyet-i milliye ye dayanan kayıtsız şartsız bağımsız bir Türk devleti tesis etmektir."
Atatürk daha Anadolu'ya ayak basar basmaz hakimiyet-i milliye ye dayalı kayıtsız şartsız bağımsız bir Türk devleti kurmak için harekete geçti.
Milli hakimiyet, milli irade gibi kavramlar siyasi hayatımıza Milli Mücadele ile birlikte girmiştir. Hakimiyetin padişaha veya bir zümreye değil Türk milletine ait olduğu zihniyetini devlet hayatımıza kazandıran büyük önder Atatürk olmuştur.
Türk milli hakimiyetinin bazı özellikleri vardır. Atatürk bunu şöyle açıklıyor. (1929)
Özetle,
1-Egemenlik bölünmez bir bütündür.
2-Egemenliği kullanan organlar ve iktidar onun sahibi değil kullanıcısıdır.
3-Bu bir halk egemenliği değil millet egemenliğidir.
4-Türk milletinin hakimiyeti tekdir ve eşi yoktur.
5-Hakimiyet hiçbir şekilde bir kimseye, sınıfa veya zümreye devredilemez.
Ancak Atatürk hakimiyetin sahibinin Türk halkı değil Türk milleti olduğunu üstüne basarak söylemiştir. Eğer halk egemenliği deseydi egemenlik parçalara ayrılabilirdi. Fertler çeşitli insan grupları egemenlik üzerinde hak iddia edebilirlerdi. Egemenliği çeşitli gruplar kendi taraflarına çekmek isteyebilirdi. Atatürk bunu önlemek için "milli hakimiyet" tabirini kullanmıştır.
"Ne Mutlu Türküm Diyene" sözünü söyleyerek kendini Türk kabul eden herkesi Türk milletine dahil etmiştir.
Sonuç olarak, M. Kemal Atatürk ve silah arkadaşları Türk halkıyla birlikte tüm engelleri, imkansızlıkları ve zorlukları aşarak siz çocuklara ve bizlere bağımsızlığımızı, özgürlüğümüzü, hür olmamızı sağlayarak bu cennet vatanı armağan etmiştir. Bunun güzelliğini ve kıymetini bilmek zorundayız.
İnanıyorum ki her şeyin farkında olan gençlik olarak bizlere emanet edilen genç Cumhuriyetimizi ve devletimizi yüceltmek kollamak ,geliştirmek, yarınlarımızın daha mükemmel olması için sonsuza dek çalışmamız gerektiğinin bilincinde ve gayretindeyiz.”






