“Çocuklarımız ve ülkemiz geleceği üzerine ipotek koydurtmayalım”

“Çocuklarımız ve ülkemiz geleceği üzerine ipotek koydurtmayalım”

06.08.2014 10:46:59

53. Silivri Yoğurt Festivali kapsamında 3 Ağustos Pazar günü Milliyet Gazetesi Eğitim Editörü ve köşe yazarı Abbas Güçlü ile bir söyleşi gerçekleştirildi. Sanat Parkı’nda düzenlenen etkinliğe Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, CHP Belediye Meclis Üyesi Semih Ayeş, Silivri Kent Konseyi Danışma Kurulu Başkanı Esma Işıklar, eski dönem Milli Eğitim Bakanlarımızdan Necdet Tekin ve çok sayıda vatandaş, Eğitim Yazarı Abbas Güçlü’den ülkemiz eğitim sistemi hakkında bilgi edinmeye geldi.

GÜÇLÜ: AK PARTİ’NİN EN BÜYÜK ZAAFI EĞİTİM OLDU

Güçlü, konuşmasına Gülşen konseri ve eğitim konusunun ele alınacağı bu söyleşiye olan katılımı kıyaslayarak başladı, eğitim gibi önemli bir meseleye önem verilmemesini eleştirdi.Abbas Güçlü, şöyle konuştu: "Eğitilmiş insan sayısı çok çok arttı. Eğitim dünyada çok önemli kazanç getiren olaylardan birisidir. AK Parti’nin son on yılda yaptığı en akıllıca işlerden birisi; her il’e bir üniversite açması. Bayburt’ta da Şırnak’ta da üniversite var. Farklı illerden oraya insanlar gitti ve oranın profilini değiştirdi ve canlılık kattı. Ha, AK Parti’yi hiç sevmiyorlar. Her hafta bir üniversite öğrencileriyle program yapan biri olarak bunu biliyorum. Üniversite açmak yetmiyor. AK Parti, üniversiteyi bir ticari araç olarak görüyor. "Halkı kalkındırsın” dediler "altın yumurtlayan tavuk” olarak gördüler. Yurt sorununu çözmediler, öğrencilerin sosyal ihtiyaçlarını karşılamadılar, bu yüzden alkışlanacakları yerde yuhalandılar. Harçları kaldırdılar ve yine yuhalandılar. En büyük zaafları eğitim oldu. Diğer Bakanlıklarda bir iki Bakan değişirken, Milli Eğitim Bakanlığında beş bakan değişti. Eğitimde çok başarısız olduklarını kendileri de görüyorlar. Aynı iktidar olmasına rağmen her bakanın yaptığını, bir sonraki alıp çöpe attı. Bugün artık bunların ortadan kalkması lazım.

"EĞİTİM PARTİLER ÜSTÜ OLMALI”

Milli Eğitim’in önünde "milli” sıfatının olmasına rağmen bir milli politikamız yok. Eğitimin partiler üstü olması lazım. Cumhuriyetin ilk yıllarında milli kelimesinin içi doldurulmuştu ama son 30 -40 yıldır eğitim milliliğini kaybetti, savruldu durdu. Eğitime en büyük zararı Bülent Ecevit verdi. Eğitim zigzag yaptı. Ondan sonra da herkes bir tarafa çekti. Arka bahçe olarak görüp oralarda bir şeyler yapmaya çalıştı ve yapamadılar. Eğitimin, kimsenin arka bahçesi olmaması konusunda tavır içerisinde olmamız gerekiyor. Eğer olursa, yararı da bir başkalarına olur.Bizim çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği üzerine hiç kimsenin bir ipotek koymaya hakkı yok. Atatürk, Milli Eğitim’in önüne "milli” kelimesini koyarken partiler üstü bir politikanın izlenmesi gerektiği için koydu. Milli ve devlet politikası üzerinde her şey geliştirilsin ve uygulansın diye bunu yaptı. Siyasetin en fazla zarar verdiği kurumlardan biri eğitim.

"RAKAMLAR YÜKSELSE DE İÇİNİ DOLDURAMADIK”

Eğitim seviyemiz dünden daha iyi görünse de maalesef çok çok iyi değil. Kişi başına düşen eğitim seviyemiz yükseldi. 3-5 yıldan daha fazla yıla çıktı. Üniversite sayımız 180 oldu. Okul Öncesi Eğitim’de rakamlar yükseldi. Rakamlar yükseldi, ama içini bir türlü dolduramadık.

"YEREL YÖNETİMLERİN DESTEĞİNE ÇOK İHTİYACIMIZ VAR”

İçini doldurmak açısından herkesin katkısı gerekiyor. Özellikle yerel yönetimlerin desteğine ihtiyacımız var. Onlar bir şeyler yaparlarsa çok önemli yollar kat edebilirler. Yoksa ne yaratılan değerleri korumak, ne de yol almak mümkün.

"EĞİTİME ÇOK DAHA FAZLA KAYNAK AYIRMALIYIZ”

Türkiye’deki ilköğretim öğrenci sayısı, Yunanistan’ın nüfusundan daha fazla. Ülkemizdeki öğrenci sayısı toplam dört tane Avrupa ülkesi nüfusundan daha fazla. 20 Milyon öğrencimiz var. Okuma çağındaki insanımız yaklaşık 25 milyon. Bu 25 Milyon bugün Almanya’da, Fransa’da, İngiltere’de olsa eminim ki onlar da bu işin altından kolay kalkamazdı. Eğitime çok daha fazla kaynak ayırmamız gerekiyor. Velilerin, halkın, yerel yönetimlerin ve herkesin bu taşın altına elini koyması gerekiyor. Biz eğitimi devlete havale ettik, devlet ise bu işi beceremiyor. O zaman hepimizin bu konuda çaba harcaması gerekiyor. Bir numaralı güç olan Amerikalılar, "Eğitim devlete bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir” diyorlar. Ben neden çocuğumun geleceğinin siyasetçilerin iki dudağının arasında olan kararların gidişatına bırakayım. Onları çok iyi tanıyorum. Ve gördükten sonra da onlara çocuğumu teslim etmeyeceğimi söylüyorum. Siz de onları az çok tanıyorsunuz, eminim ki eğitimle yakından ilgilendiğiniz zaman sizler de farkına varıp daha fazla çaba harcayacaksınız.

"İKTİDAR SÜREKLİ YANLIŞ YAPIYOR, ANA MUHALEFETİN İSE PROJESİ YOK”

Ben iktidarı sürekli yanlış yaptığı için, ana muhalefeti ise projesi olmadığı için eleştiriyorum. Es kaza diğer partiler iktidara gelse, eğitimle ilgili yapabilecekleri hiçbir şey yok, çünkü kafalarında hiç bir şey yok. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağı beş yıl önce belliydi, seçimlere 45 gün kala aday açıkladılar. İki yıldır neden açıklamadınız, tanıtmadınız? Kafanızda bir eğitim modeli varsa neden uyarmıyorsunuz, iktidara öneride bulunmuyorsunuz? Kafa yormuyorlar. CHP’de de MHP’de de eğitimle ilgilenen hiç kimse yok. Keşke olsa.

"EĞİTİME İLGİ GÖSTEREN BELEDİYE BAŞKANI YOK”

Bütün Türkiye genelinde de eğitime ilgi gösteren Belediye Başkanı yok. Türkiye’nin birinci önceliğinin eğitim olması lazım. Burada da binlerce çocuk vardır. Mutlaka bir şeyler yapılmıştır,ama çok daha fazlası için el birliğiyle çalışmak gerek. Dünya sıralamasına baktığınız zaman bilim ve teknoloji üreten ülke sayısı beş tane. Türkiye 20. Sırada, Amerika 1.sırada. İlk beşinci sırada olan ülkeler teknolojinin yüzde 90’ını üretiyorlar. Bilim ve teknolojide yol almayan bir ülkenin dünya birinci liginde oynaması mümkün değil. Geleceğimize düşünüyorsak taşa toprağa para ayırmak yerine eğitime ayıralım. Herkesin birinci, ikinci evi de oldu. Bu evler sırtımızda kambur olacak. O, evlere harcanan paralar, eğitim kurumlarına harcansa ülke olarak çok daha iyi durumda olurduk. 100. Yılımızı kutlayacağı, ancak hiçbir hazırlığımız yok.

"FEN EDEBİYAT FAKÜLTELERİ VE DÜZ LİSELER KAPANDI KİMSE NİYE DİYE SORMADI”

Bilimi ifade eden Fen Edebiyat Fakültelerini kapattık. Bilimin olmadığı yerde teknoloji olmaz. Teknolojinin olmadığı yerde de kalkınma olmaz. Fen Edebiyat Fakülteleri kapatılırken, bir kişi çıkıp da "Ne oluyor?” diye sormadı. Muhalefet bunun için var. Bütün düz liseler kapatıldı. Bu sene eğer liseye başlayacak çocuğunuz varsa ortada kalacaktır. Anadolu Lisesi’ni kazanamazsa ya İmam Hatip ya da Meslek Lisesi’ne gitmek zorunda kalacak. Öğretmen Liseleri kapatılırken, kimse tepki göstermedi. Siz neye tepki göstereceksiniz?

"İMAM HATİP’Lİ BAŞBAKAN GETİRİRSEN, TÜM OKULLAR İMAM HATİP’Lİ OLUR”

İktidarın amacı belli. İmam Hatipli bir Başbakan getirirsen, bütün okullar İmam Hatip’li olur. O, zaman öğretmen bir Başbakan getirin. O, da her okulu Öğretmen Lisesi yapsın. Başkalarına kızmak yerine örgütlenelim, bir bilim insanı, bir öğretmeni veya bir sporcuyu getirelim. Bunları yapmayıp sadece sandığa küserek olmaz. Duygusallığın bırakılması lazım. Duygusal değil, akıllarımızla hareket ederek eğitim seviyemizi yükseltmemiz lazım. Türkiye aklıyla hareket etmediği sürece daha çok büyük hatalar yapar, bu günleri de aramaya başlarız.

"HALKIN TÜM KESİMLERİNİ KUCAKLAMAK ÇOCUKLARA YÖNELİK PROJELERLE MÜMKÜN”

35 yıldır eğitimle ilgileniyorum. Taraf olmamaya çalışıyorum. Gittiğim her yerde çok sert söylemlerim var. İktidarla da muhalefetle de oturup konuşuyorum. Eğitim söz konusu olunca bana hemen hemen her konuda kızan insanlar, anlattıklarıma "haklısın” diyorlar. Çünkü ben onların çocukları için de uğraşıyorum. Benim için hangi görüşte olduğu önemli değil, çocuk çocuktur. Onları iyi yetiştirip, iyi olanaklar sağlarsak zaten arkası gelir. Eğer farklı kesimlerden oy alınmak , halkı daha iyi kucaklamak isteniyorsa çocuklara yönelik projeler yapmak en akıllıcı iş.

ÇOCUKLAR İÇİN NE YAPILABİLİNİR?

Türkiye’de bilim müzeleri yok. Amerika’da bilimi çocuklara sevdirmek için buna anaokulundan başlıyorlar. Bizim çocuklarımız ise dizilerde rol model vasfı taşımayan kişileri izlemek zorunda kalıyor. Diziler insanları dejenere etmekten öteye gitmiyor.

"İSTENİRSE ÇOK İŞ YAPILIR”

Kentlerin en önemli gücü Belediye Başkanıdır. Halkın oyu ile göreve gelmiştir. Halkın desteği arkasında olduğuna göre her şeyi yapar. İş yapma üzerine proje geliştirmeye çalışırsa, başarılı olunur. Üniversiteyi kazanan öğrencilere burs vermek konusunda Silivri Belediye Başkanımızdan söz istiyorum. Para bulamıyorsa, gelsin ben bulayım. İstenirse çok iş yapılır. Hep birlikte yapalım.”

"HER ŞEYİN İYİSİNİ YAPIN”

Abbas Güçlü, Silivri Yoğurdunun ticarileştirilmesi gerektiğini savundu. Sahilde her yerde yoğurt satışının yapılmasını önerdi. Güçlü, "Silivri deyince aklıma yoğurt gelmiyor, Kanlıca geliyor. Buradan gelip geçen yoğurdu görmeli. Ne yapıyorsanız sıradan yapmayın, iyisini yapın mutlaka karşılığını bulur. 2014-2015 yılları için hedefler koyalım ve takipçisi olalım.” şeklinde konuştu.

IŞIKLAR: SİLİVRİ, BİR EĞİTİMCİYİ BELEDİYE BAŞKANI SEÇTİ

Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, Milliyet Gazetesi Eğitim Editörü ve Köşe Yazarı Abbas Güçlü’ye ilçemize geldiği için teşekkür ederek başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü: "Abbas beyi şaşırtacak şeyler söyleyeceğim. Ben bir eğitimciyim. Silivri, bir eğitimciyi Belediye Başkanı seçti.

"KOLEKTİF YAŞAMI SAĞLADIK”

İlçemizde Yoğurt Festivali’ni sadece festival olsun diye yapmıyoruz. Kolektif yaşamı, diyalog ortamlarını sağlamak, beraber olabilmeyi sağlamamız lazım ki birbirimizle konuşabilelim. Bugün evlere kapanmayı, dışarı çıkmayı, kahkaha atmanın ötelendiği, insan yaşamına bu kadar karışıldığı dönemleri yaşıyoruz. Biz Silivri’de festivallerde hep bir aradayız. Silivri Söyleşileri kapsamında sizlerle bir araya geliyor, birçok konuyu tartışıyoruz. Ürettiğimiz ürünlerin tanıtımını da bu festivallerde yapıyoruz.”

Işıklar, daha sonra eğitim konusunda; eğitim setleri, temizlik malzemeleri, ruşeyimli ekmek, skolyoz taraması, meslek seçimi projesi gibi yapılan hizmetleri sıraladı. Başkan Işıklar, beş üniversite alanının tescil edildiğini de sözlerine ekleyerek, Silivri’ye kazandırmak konusunda kararlı olduklarını belirtti.

Abbas Güçlü ise, öğrencilerin kent üniversitelerini tercih ettiklerini söyleyerek kent dışındaki üniversitelerin pek tutmadığını ifade etti.

Işıklar, Güçlü’nün CHP eleştirisine, "CHP yerinde saymadı, adına ödül konan bir bilim adamını Cumhurbaşkanı Adayı yaptı” diyerek sözü kendisine bıraktı.

GÜÇLÜ: EĞİTİM SİSTEMİ A’DAN Z’YE YANLIŞ

Abbas Güçlü, "Keşke daha önce tanıtılsaydı, ama biz eğitimi ve çocuklarımızın geleceğini de hep son dakikaya bırakıyoruz. Her şeyinizi değiştirirsiniz, ama eğitiminizi ve mesleğinizi değiştiremezsiniz. Keşke meslek seçimine gerekli önemi versek. Eğitim sistemi A’dan Z’ye yanlış. Herkes şikayetçi. Bugün öyle bir noktaya geldik ki düzeltemiyorlar. Kalite daha dibe vuracak ve hep mutsuz insanlar yetişecek. Ortaya seçenek koyarsanız cevap veren nesiller yetiştiriyoruz. Dünyanın neresine giderseniz gidin öncelikle iyi yurttaşlar yetiştirilir. Eğitim sisteminin birinci amacı odur. Biz iyi yurttaş bile yetiştiremiyoruz. Genele bakarsak hiç bir şeyi sevmeyen, tatmin olmayan ve bilgisiz nesiller yetiştiriyoruz.”

Söyleşi soru ve cevap şeklinde devam etti. Eğitim Yazarı Abbas Güçlü’ye, söyleşi sonunda Yoğurtçu Heykeli ve çiçeğini Belediye Başkanı Özcan Işıklar takdim etti. Güçlü, Silivrililerle sahilde bir araya gelerek sohbet etti ve fotoğraf çektirdi.

Renginar M.SALİ


  • ETİKETLER
PAYLAŞ
« Önceki Balcıoğlu, “Sportif başarı bizimle olsun”
Sonraki »

YORUM YAP