Silivri Ziraat Odası Başkanı Sabri Özer, Metropol FM'de Kamil Bilici'nin hazırlayıp sunduğu "Bi Toplum" programının konuğu oldu. Tarım sektörünün güncel durumundan Silivri Ziraat Odası'nın tarihçesine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Özer, hem kendi hayat hikâyesini hem de odanın kuruluş sürecini dinleyicilerle paylaştı.
"SİLİVRİ ZİRAAT ODASI 1964 YILINDA KURULDU"
Silivri Ziraat Odası'nın tarihçesine ilişkin bilgiler veren Sabri Özer, Ziraat Odalarının 6964 sayılı yasa kapsamında 1964 yılında kurulduğunu söyledi. Silivri Ziraat Odası'nın ilk başkanının Reşat Ökten olduğunu ifade eden Özer, bugüne kadar görev yapan başkanları da rahmet ve saygıyla andı."Silivri Ziraat Odamızın kurucu başkanı rahmetli Reşat Ökten'dir. Kendisi Atatürk Orman Çiftliği'nde görev yaptıktan sonra Silivri'ye geliyor ve odamızın kuruluşunda öncülük ediyor."
Görev yapan başkanları tek tek anan Özer, uzun yıllar başkanlık yapan Rıdvan Gümüşoğlu başta olmak üzere Emin Gençoğlu, Ayhan Atınç ve Metin Gürsu'nun Silivri tarımına önemli katkılar sunduğunu belirtti.
"ZİRAAT ODALARI ÇİFTÇİNİN EN ÖNEMLİ DAYANAKLARINDAN BİRİ"
Programda Ziraat Odalarının görevlerine de değinen Özer, odaların üreticilerin kayıtlarının tutulması, sosyal güvenlik işlemleri ve çiftçiye yönelik destek süreçlerinde önemli sorumluluklar üstlendiğini ifade etti.
Özer, Ziraat Odası'nın yalnızca çiftçi kayıtlarını tutan bir kurum olmadığını, üreticilerin ihtiyaç duyduğu birçok konuda destek sunduklarını söyledi. Çiftçi kayıt sisteminden hayvan ve arı varlıklarının kayıt altına alınmasına, Sosyal Güvenlik Kurumu işlemlerinden biçerdöver tescillerine kadar pek çok hizmet verdiklerini belirtti."Çiftçi kayıtlarımızı tutuyoruz. Hayvan varlıkları, arı varlıkları, Sosyal Güvenlik Kurumu'ndaki giriş-çıkış işlemleri, biçerdöver tescilleri gibi birçok faaliyet yürütüyoruz. Çiftçimizin tarımla ilgili bir ihtiyacı olduğunda araştırmasını yapıyor, toprak tahlilleri için numuneleri laboratuvara gönderiyoruz."
Özer, geçmişte Silivri Ziraat Odası bünyesinde hizmet veren toprak tahlil laboratuvarının ise yüksek maliyetler ve teknik personel ihtiyacı nedeniyle faaliyetini sürdüremediğini ifade etti.
"SİLİVRİ, İSTANBUL'UN EN BÜYÜK TARIM MERKEZİ"
Silivri'nin tarımsal üretim potansiyeline dikkat çeken Sabri Özer, ilçenin İstanbul'un en geniş tarım alanlarına sahip olduğunu belirterek üretim rakamlarını paylaştı."Silivri, İstanbul'un en fazla tarım alanına sahip ilçesi. Bölgemizde yaklaşık 160 bin dönüm buğday, 46 bin dönüm arpa, 80 bin dönüm ayçiçeği, 45 bin dönüm kanola ve 10 bin dönüm yulaf üretimi yapılıyor."
"KANOLA EKİMİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE BİRLİKTE ARTTI"
Son yıllarda kanola ekim alanlarının arttığını belirten Özer, bunun en önemli nedenlerinden birinin iklim değişikliği olduğunu söyledi."Arpa ekimindeki azalmanın en önemli nedenlerinden biri kanolanın yağlı ve kışlık bir bitki olmasıdır. İklim değişikliği nedeniyle üreticiler kanolaya yöneldi. Kanola yağı ülkemizde çok yaygın kullanılmasa da Avrupa'da birçok ülkede tercih ediliyor. Umarım ülkemizde de kullanımı yaygınlaşır."
"MÜNAVEBELİ EKİMDE TOPRAĞI YORMAZ"
Kanolanın toprağı yorduğuna yönelik değerlendirmelere de değinen Özer, doğru tarım uygulamalarıyla bunun önemli bir sorun oluşturmadığını dile getirdi.
"Kanola kazık köklü bir bitki olduğu için toprağı hareketlendiriyor. Ancak münavebeli ekim yapıldığında toprağı yoracağını düşünmüyorum. Ayrıca ekonomik değeri de oldukça yüksek bir ürün."
"SEBZE ÜRETİMİNDE DESTEKLER OLUMLU SONUÇ VERDİ"
Sebze üretiminin gelişmesinde verilen fide desteklerinin önemli katkı sağladığını belirten Sabri Özer, özellikle son yıllarda İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Tarım ve Orman Bakanlığı'nın üreticilere yönelik desteklerinin ekim alanlarını artırdığını söyledi."İstanbul Büyükşehir Belediyemiz biber, domates ve kışlık sebze fideleriyle önemli destekler verdi. Daha sonra ayçiçeği, mısır ve buğday tohumlukları dağıtıldı, çeşit denemeleri yapıldı. İl Tarım ve İlçe Tarım Müdürlüklerimiz de üreticilerimize fide desteği sağladı."
Silivri'de sebzeciliğin önemli merkezlerinden birinin Değirmenköy olduğunu vurgulayan Özer, bölgede domates başta olmak üzere biber ve karpuz üretiminin her geçen yıl arttığını ifade etti."Bugün Değirmenköy, domates üretiminde en önemli merkezlerden biri haline geldi. Bölgemizde domates, biber ve karpuz ekimleri ciddi şekilde yapılıyor. Üreticimizin emeklerinin karşılığını alacağı pazarların oluşmasını temenni ediyoruz."
"YANGINLARIN EN BÜYÜK NEDENLERİNDEN BİRİ TEL ÖRGÜ VE KONTROLSÜZ YAPILAŞMA"
Son dönemde yaşanan tarım arazisi yangınlarına da değinen Sabri Özer, plansız tel örgüler ve kontrolsüz konteyner yerleşimlerinin risk oluşturduğunu söyledi."Ben yıllardır tel örgülere karşı olduğumu söylüyorum. Miras yoluyla bölünen araziler hisseli olarak satılıyor, ardından her yer tel örgülerle çevriliyor. Bunun yanında kontrolsüz şekilde konteynerler çoğalıyor. Bana göre yangınların en önemli nedenlerinden biri bu yapılaşma ve gerekli temizliklerin yapılmaması."
Yangınların özellikle hafta sonlarında arttığına dikkat çeken Özer, tarım alanlarını kullanan şehir dışı ziyaretçilerin de daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti."Tarım yapılan bölgelerde yaşayan insanlar daha dikkatli davranıyor. Ancak büyük kentten gelen bazı kişiler mangal, semaver ya da benzeri ihmaller nedeniyle yangınlara sebep olabiliyor. Rüzgârın etkisiyle de yangınlar kısa sürede büyüyor."
"CUMHURİYET MAHALLESİ'NDEKİ YANGIN HEPİMİZİ ÜZDÜ"
Cumhuriyet Mahallesi'nde yaşanan son büyük yangının ciddi kayıplara yol açtığını belirten Özer, yaklaşık 1.600-1.700 dönümlük tarım alanının zarar gördüğünü söyledi."Bu sadece çiftçinin değil, aynı zamanda ülke ekonomisinin de kaybıdır. TARSİM yaptıran üreticiler zararlarının bir kısmını karşılayabilecek ancak yaptığımız değerlendirmelere göre üreticilerin yalnızca yaklaşık yüzde 40'ının TARSİM sigortası bulunuyor."
"ELEKTRİK HATLARI DAHA SIKI DENETLENMELİ"
Yangın riskinin azaltılması için elektrik altyapısının da gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Özer, özellikle özel elektrik hatlarının bakım eksikliğinin tehlike oluşturduğunu dile getirdi."Elektrik direkleri ve özel hatlar konusunda daha dikkatli olunmalı. Dağıtım şirketine devredilmeyen hatların bakımları yeterince yapılmıyor. Bu da en küçük arızada yangın çıkmasına neden olabiliyor."
BEDAŞ ekiplerinin çalışma sırasında neden olduğu yangınlara da değinen Özer, yangın riskinin yüksek olduğu dönemlerde çok daha hassas davranılması gerektiğini belirterek, "Böyle bir ortamda bu tür hataların yapılması bana göre büyük bir zafiyettir." dedi.
"TÜRAM, SİLİVRİ TARIMI İÇİN ÖNEMLİ BİR KAZANIM"
Silivri Belediyesi bünyesinde kurulan Tarımsal Üretim ve Araştırma Merkezi'nin (TÜRAM) önemli bir proje olduğunu ifade eden Sabri Özer, merkezin kuruluş sürecinden bu yana destekçisi olduğunu söyledi."Tarım Lisesi ve araştırma merkezi projesi Silivri adına çok önemliydi. O dönem köy muhtarıydım ve bu projeyi destekleyenlerden biriydim. Hâlâ her yıl Tarım Lisesi'nden iki stajyer öğrenciyi işletmemde ağırlıyorum."
"RUMELİ ÜNİVERSİTESİ'NDE TARIMSAL MEKANİZASYON EĞİTİMİ VERİLMELİ"
Silivri'nin tarım potansiyelinin yüksek olduğuna dikkat çeken Özer, İstanbul Rumeli Üniversitesi bünyesinde tarımsal mekanizasyon alanında eğitim verilmesinin hem sektör hem de gençler açısından önemli katkılar sağlayacağını söyledi."Lise sonrasında tarıma dayalı mekanizasyon eğitimi verilmesinin çok başarılı olacağını düşünüyorum. Bu hem sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü yetiştirir hem de gençlerimize yeni istihdam alanları oluşturur."
"KARABUĞDAY VE LAVANTA PROJELERİ DEVAM ETTİRİLEMEDİ"
TÜRAM bünyesinde geçmiş yıllarda karabuğday ve lavanta üzerine önemli çalışmalar yapıldığını anlatan Özer, üretimin sürdürülebilirliği için işleme altyapısının büyük önem taşıdığını vurguladı."Karabuğday çok değerli bir ürün. Ancak bölgemizde işleyecek bir değirmen olmadığı için üretimi yaygınlaştıramadık. Aynı şekilde lavanta üretiminde de güzel başlangıçlar yapıldı ancak analiz maliyetleri ve üretim sürecindeki zorluklar nedeniyle birçok üretici devam edemedi. Buna rağmen mücadeleyi sürdüren üreticilerimiz var."
"ÇİFTÇİ EN ÇOK ZOR GÜNLERDE HATIRLANIYOR"
Üreticilerin yaşadığı ekonomik sıkıntıları değerlendiren Sabri Özer, çiftçinin çoğu zaman yalnızca kriz dönemlerinde gündeme geldiğini söyledi."Çiftçilerimiz maalesef ya pandemi dönemlerinde ya da savaş zamanlarında hatırlanıyor. Ukrayna-Rusya Savaşı'nda gıda üretiminin ne kadar stratejik olduğu bir kez daha ortaya çıktı."
"BUGÜN ÇİFTÇİ MALİYETİN ALTINDA ÜRETİM YAPIYOR"
Artan girdi maliyetleri ile açıklanan alım fiyatları arasındaki farkın üreticiyi zor durumda bıraktığını belirten Özer, maliyet hesaplarını ilgili kurumlarla paylaştıklarını ifade etti.
"Arpanın üretim maliyeti yaklaşık 16 lira, buğdayın maliyeti ise 18 lira seviyesinde. Buna rağmen bugün buğday yaklaşık 16,5 liradan, arpa ise 12 lira seviyelerinde alıcı buluyor. Çiftçimiz şu anda tamamen maliyetinin altında üretim yapıyor ve zarar ederek üretmeye devam ediyor."
"ÇİFTÇİ, 'SENEYE İNŞALLAH' DİYEREK ÜRETİMİ SÜRDÜRÜYOR"
Türk çiftçisinin tüm zorluklara rağmen üretmekten vazgeçmediğini vurgulayan Özer, artan gübre ve mazot fiyatlarının üretimi her geçen gün daha da zorlaştırdığını söyledi."Türk çiftçisi gerçekten çok fedakâr. Hep 'Seneye inşallah' diyerek üretmeye devam ediyor. Ancak gübre fiyatları kısa sürede 20 liradan 35 liralara çıktı. Mazot maliyetleri de aynı şekilde üreticiyi zorluyor."
"BÜYÜKŞEHİR YASASI SONRASI AİLE HAYVANCILIĞI BİTME NOKTASINA GELDİ"
Büyükşehir Yasası'nın ardından kırsal mahallelerde aile hayvancılığının ciddi şekilde gerilediğini ifade eden Özer, bunun köy yaşamını da olumsuz etkilediğini söyledi."Köyler mahalle olduktan sonra aile hayvancılığı büyük ölçüde ortadan kalktı. Benim köyümde bir dönem yaklaşık 850 büyükbaş hayvan vardı. Neredeyse her evde birkaç hayvan bulunurdu. Bugün ise bu sayı çok ciddi şekilde azaldı. Artık birçok kırsal mahallede insanlar sütü dışarıdan satın almak zorunda kalıyor."
"KÜÇÜK ÖLÇEKLİ ÜRETİCİ DE ÜRETİMDEN ÇEKİLİYOR"
Kanatlı hayvancılıkta da benzer bir tablo yaşandığını belirten Özer, Avrupa Birliği uyum düzenlemeleri ve mevcut uygulamalar nedeniyle küçük aile işletmelerinin giderek üretimden uzaklaştığını söyledi."Eskiden üreticilerimize yumurtlama dönemine yaklaşmış tavuklar temin edebiliyorduk. Bugün bu da mümkün değil. Vatandaş kendi ihtiyacını karşılamak için yine bir şekilde birkaç tavuk alıyor ama küçük ölçekli aile üreticiliği her geçen gün azalıyor. Gördüğüm kadarıyla geçmişte aile hayvancılığı nasıl sona erdiyse, küçük çiftçilik yapan üreticiler de önümüzdeki süreçte üretimden çekilmek zorunda kalacak."
"BUGÜN TARIMIN EN GENCİ BENİM"
Tarım sektöründeki yaş ortalamasının her geçen yıl yükseldiğine dikkat çeken Sabri Özer, gençlerin artık üretimden uzaklaştığını söyledi."Tarımda bugün en genç benim, 61 yaşındayım. Gençlerimizi artık tarıma yönlendiremiyoruz."Kırsaldaki eğitim sistemi ve ekonomik koşulların göçü hızlandırdığını belirten Özer, ailelerin çocuklarının eğitimi için kent merkezlerine taşındığını, bunun da tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini ifade etti.
"Okullar kapanınca taşımalı eğitim başladı. Aileler çocuklarını okutabilmek için kentlere taşındı. Köyde hayvancılık yapan insanlar üretimi bırakıp şehirde asgari ücretle çalışmaya başladı. Bir yandan çocuk okutacak, bir yandan sosyal güvenlik primlerini ödeyecek. Bu şartlarda üretimi sürdürmek kolay değil."
"KÖYLER BOŞALDI, KENTLERDE İSTİHDAM SORUNU BÜYÜDÜ"
Kırsaldan kent merkezlerine yaşanan göçün yalnızca tarımı değil şehir yaşamını da etkilediğini vurgulayan Özer, plansız nüfus artışının istihdam sorununu büyüttüğünü söyledi."Gençlerin tamamına yakını kentlere geldi. Ancak yeterli istihdam oluşturulmadan şehirlerde büyük bir nüfus birikimi meydana geldi. Bu sürecin nereye kadar gideceğini de kestirmek zor."
"TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ ARTIK ŞEHİR DIŞINA TAŞINMALI"
Silivri'nin büyümesiyle birlikte Toprak Mahsulleri Ofisi'nin mevcut yerinin yetersiz kaldığını belirten Özer, özellikle hasat dönemlerinde oluşan yoğunluğun şehir trafiğini olumsuz etkilediğini ifade etti."Silivri artık eski Silivri değil. Toprak Mahsulleri Ofisi şehir merkezinde kaldı. Hasat döneminde oluşan araç kuyrukları hem üreticiyi hem de şehir trafiğini olumsuz etkiliyor."
Özer, bu talebi daha önce Tarım ve Orman Bakanı'na da ilettiklerini belirterek, tesisin E-5 Karayolu'nun kuzeyine taşınmasının artık zorunluluk haline geldiğini söyledi."Seçim öncesinde Sayın Tarım Bakanımıza da Toprak Mahsulleri Ofisi'nin mevcut yerinin uygun olmadığını, E-5'in kuzeyine taşınması gerektiğini ilettik. Bana göre bu adım bir an önce atılmalı."
"TARIM KREDİ DE KENT DIŞINA ÇIKMALI"
Toprak Mahsulleri Ofisi'nin yanı sıra Tarım Kredi Kooperatifi'nin de şehir merkezinden çıkarılması gerektiğini savunan Özer, bu konuda belediye ve diğer kurumlarla istişarelerin sürdüğünü ifade etti."Geçmiş dönemde belediyemizle bu konuda çeşitli çalışmalar yapıldı. Gerekirse takas yöntemi de değerlendirilebilir. Ben sadece Toprak Mahsulleri Ofisi'nin değil, Tarım Kredi Kooperatifi'nin de kent dışına taşınmasının Silivri açısından doğru olacağını düşünüyorum."
"YOL KENARLARINDAKİ OTLAR ACİLEN TEMİZLENMELİ"
Yangın riskinin azaltılması için yol kenarlarında ve boş alanlarda bakım çalışmalarının artırılması gerektiğini söyleyen Sabri Özer, özellikle karayolları güzergâhları ile mahalle yollarındaki kuru otların ciddi tehlike oluşturduğunu ifade etti."Karayollarına ait güzergâhlarda ve mahallelerimize giden yol kenarlarında otların mutlaka temizlenmesi gerekiyor. Aynı şekilde apartmanların çevresindeki boş alanlarda da kuru otlar büyük risk oluşturuyor."
"HERKES KENDİ ÇEVRESİNE SAHİP ÇIKMALI"
Yangınlarla mücadelede yalnızca kamu kurumlarının değil vatandaşların da sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan Özer, küçük önlemlerin büyük felaketleri önleyebileceğini söyledi."Bizim de fedakârlık yapmamız gerekiyor. Sitelerin ve duvar kenarlarındaki otları biçsek, çevremizi temiz tutsak bu sıkıntıları çok daha az yaşarız."
Yangınların önemli bölümünün insan kaynaklı ihmallerden çıktığına dikkat çeken Özer, özellikle sigara izmariti ve kontrolsüz ateş kullanımına karşı duyarlılık çağrısında bulundu."Vatandaşlarımızın daha dikkatli olması gerekiyor. Yoldan geçerken sigara izmaritini gelişigüzel atmak ya da kontrolsüz mangal yakmak çok büyük risk oluşturuyor. İnşallah daha dikkatli oluruz ve bu üzücü olayları bir daha yaşamayız."






