Chp Kadın Kolları, Kadını Koruyucu Yasaları İçin Harekete Geçti

Chp Kadın Kolları, Kadını Koruyucu Yasaları İçin  Harekete Geçti

20.10.2011 10:34:35
İL Kadın Kolları Başkanlıklarının kadını koruyucu yasaların bir an önce çıkarılması için başlattığı imza kampanyasına katılmak üzere yola çıkan CHP Silivri Kadın ve Gençlik Kolları E-5’te yaşanan trafik kazası nedeniyle etkinliğe yetişemedi. Bugün ise kampanyanın startını Silivri’de verecekler.
CHP Ankara, İstanbul ve İzmir İl Kadın Kolları başkanlıklarınca kadını koruyucu yasaların bir an önce çıkarılması ve hayata geçirilebilmesi için düzenlenen imza kampanyasına Silivri Kadın Kolları ve Gençlik Kolları, E-5’te meydana gelen ve yolu saatlerce kapatan trafik kazası nedeniyle katılamadı.

BASIN AÇIKLAMASI ŞEHİTLERESAYGI DURUŞU İLE BAŞLADI
Konuyla ilgili gazetemize açıklamada bulunan CHP Silivri Kadın Başkanı Gülsüm Onur, “Çok istememize rağmen trafiğin saatlerce kilitlenmesi nedeniyle Bakırköy’de gerçekleştirilen etkinliğe zamanında ulaşamadık.
Program Hakkari'deki şehitler için 1 dakikalık saygı duruşu ile başladı. Ankara İl Kadın Kolları Başkanı Nevin Uygurer, yaptığı açıklamada, terörü lanetleyerek, tüm şehitlere Allah'tan rahmet, ailelerine, Emniyet Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne başsağlığı, yaralılara acil şifalar diledi.”

ONUR: KADINI KORUYUCU YASALARI
BİR AN ÖNCE ÇIKARTILMALI
Onur, CHP’li kadınların konuyla ilgili çalışmalarını anlatarak, yapılan basın açıklamasını aktardı:
''Aile içi şiddet suçlarının yüzde 90'ını kadına karşı işlenen suçlar oluştururken, bu suçları işleyenler yine o kadınların kocaları, babaları, eski kocaları ve ağabeyleridir. Üretilecek tüm çözümler, esas problemin yaşandığı yerde, kadının o şiddeti gördüğü aile kurumunun içinde aranmakta, kadına birey olarak, özgürce yaşam hakkı tanınmaktansa ölmelerine göz yumulmaktadır.

“KADININ ÇARESİZLİĞİNİN ALTINDA EKONOMİK SIKINTILARIN OLDUĞU AŞİKÂRDIR”
Aile içi şiddetin ve kadının çaresizliğinin altında ekonomik sıkıntıların olduğu aşikârdır. Töre, aşk, namus cinayetleri şeklindeki tanımlamalarla cinayetlerin yumuşatılmamalı, mağdurun ''tahrik edici'' gösterilmemesi gerekir. Politika üretenlerin, hukuki literatürün, basın yayın kuruluşlarının bu tip nitelemeleri kullanmamasının çözüm yolunda atılacak en büyük adımlardan birisi.

“KADINA ŞİDDET KARŞI ÇIKIŞLA ÖNLENEBİLİR”
Bu durum ''vahşi kadın cinayetleri'' olarak nitelenmesi, toplumun bu vahşeti normal görmesinin önlenmesi gerekiyor, kadına yönelik şiddetin ancak tüm kurum, kuruluş ve birey olarak sonsuz bir karşı çıkışla önlenebilecek.
Eğitim sistemi ve medyanın bu sorunun çözümünde en etkili organ.

“ŞİDDETE UĞRAMIŞ KADINLARA, HEMCİNSİ POLİS MEMURU VE DOKTORLAR BAKMALI”
Şiddete uğrayan ve şikayette bulunan kadınların ilk andan itibaren polis, sağlık görevlileri ve adliye üçgeninde yine erkeklerle muhatap edilmekte, kadının, yaşadığı psikolojik ve fiziksel travma göz önüne alındığında tüm bu süreçleri kendi hemcinsleriyle paylaşması, ilk şikayetini dinleyen polisin ve muayene süreçlerindeki doktorların kadın olması gerekir.”

Haberin devamı 20.10.2011 tarihli Hürhaber Gazetesi’nde…


YORUM YAP