Bir Sevdasın Sen Silivri

Bir Sevdasın Sen Silivri

16.01.2012 11:34:55
İstanbul-Sarıyer’e asli görevine dönen  Silivri İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Eski Şube Müdürü Can Dağaşan, ilçemizden ayrılışı ve yeni görev yerindeki birinci ayı dolayısıyla duygu ile düşüncelerini paylaştı. Dağaşan’ın, “Silivri’ye veda mektubum” dediği satırlarda yer alan duyguları şu şekilde ifade bulmakta:
“Tam bir ay oldu senden ayrılalı Silivri. Kolay değilmiş senden ayrı kalmak. İstanbul’un en güzel yerlerinden birindeyim; Sarıyer’de. Eşsiz boğaz manzarası ve her tarafı tarih kokan bir yer burası. Ama senin yerini tutması mümkün mü hiç? Her akşam okul çıkışında İstinye sahilinde alıyorum soluğu. Boğazı izliyorum. Sırayla geçen yük gemilerini. Müthiş bir estetikle boğaz kenarında sıralanan köşkleri, yalıları. Gözlerim onlara baksa da kalbim hep sende, gözümde sen tütüyorsun. Sana olan bu aşkımın nedenini sorguluyorum kendi kendime.
Seni Çerkezköy’de asteğmenken, nöbetimin olmadığı bir cumartesi günü tanımıştım. O günden sonra da fırsatını bulduğum her hafta sonu ziyaretini eksik etmemiştim. Askerlik görevim bitirip Eskişehir’e geri dönerken de sana veda etmeyi  unutmamıştım. Kim bilir belki de hiç göremem seni demiştim içimden. Nereden bilecektim o zaman Lions Engelliler Okul Müdürü Lemi Bey’in teşvikiyle iki yıl sonra sana gelecek ve senin bağrında dolu dolu altı yıl geçireceğimi. İlk geldiğimde daha önce bir vesile ile tanıştığım Aydın Usta ve onun yakını Yaşar Hoca nam-ı diğer Berber Yaşar karşılamışlardı beni. Gelmeden tutmuşlardı Kale Mahallenden evimi. Çiçek Hilmi Amca’nın eviydi. Çatı katı çok şirin bir evdi. Uzun zaman tek başıma kalacağımı düşündüğüm o şirin evin bir gece ansızın bastıran yağmurla çatısının akması adeta kaderimi değiştirmişti. Çünkü hayatımı birleştireceğim insanı, belediye konutlarında tuttuğum evin üst katında bulacaktım. Yuvamı da senin bağrında kurmuştum artık. Biricik oğlum  da senin kucağında doğmuştu. Nüfus kağıdının ön yüzünde de hep senin ismin yazacaktı.
Okulum Lions’ta çok mutluydum Bahadır kardeşimle birlikte özel çocuklarımızla ilgili çok kıymetli projelere imza attık. Onların hayatın içinde olmaları için gecemizi gündüzümüze kattık. Lions’ta hiç unutamadığım ve her yerde anlattığım Nurullah Baldöktü İlköğretim Okulu öğrencileriyle özel çocuklarımızın sergilediği “Şu Çılgın Türkler” isimli tiyatro gösterisine verdiğimiz altı aylık emek ve bunun karşılığında çıkan çok güzel sonuçlar. Ne güzel olmuştu özel çocuklarımızla İlköğretim öğrencilerimizin kaynaşması. İlk başlarda özel çocuklarımızdan korkup okul bahçesine giremeyen öğrencilerin, daha sonra onları kardeş gibi sinelerine basmaları… Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nde de çok verimli bir üç yıl geçirdik Silivri. Seyfettin Bey’le beraber özel eğitime gereksinimi olup da eğitim alamayan onlarca çocuğumuzun evden çıkarılması ve özellikle de otistik çocuklarımızın eğitim alması için açılmasına vesile olduğumuz sınıflar ve Kütahya’da beraber çalıştığım otizm alanında uzman  arkadaşım, kardeşim İsmail Tuna’nın ve eşinin beni kırmayarak sana gelmeleri  en unutamadığım, mutlu olduğum anlardı. Özel çocuklarımızın spor yoluyla da hayata bağlanmaları gerekiyordu. Bunu da yapsa yapsa sporla ilgili en etkin kişi Yetkin Bey’le yapabilirdik. Yaptık da. Özelikle okula gidemeyen özel çocuklarımızın sporla rehabilitasyonunu ülke çapında katıldığımız spor müsabakaları ile sağladık. Hatta çeşitli projeler ve eğitim seminerleri düzenleyerek Silivri Özel Sporcular kulübünün bir spor kulübünden daha fazlası olduğunu gösterdik. Senin özel çocuklarla ilgili uluslar arası bir etkinliğe ev sahibi olman için çok çalıştık Silivri. Federasyonun Beylerbeyi tesislerinde en büyük rakibimiz Antalya’ya karşı seni öve öve bitirememiştim. Nasıl övmeyeyim ki sen benim için bırak Antalya’dan dünyanın tüm şehirlerinden daha kıymetlisin. Kazanmıştık. Üç yıldır hedeflediğimiz amaca ulaşmış ve on dört ülkeyi Kaymakamlığınla, Belediyenle ve gönüllü insanlarınla harika bir şekilde ağırlamıştın. Bu yaz Atina’daydım. Sana gelen tüm ülkeler seni sordu. “Keşke bir daha Silivri’ye gelsek” dediler… Bu organizasyonla özel çocuklarımız için yapılan hizmetler daha da arttı. Çünkü önemli bir “farkındalık” yarattı.
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğündeki gö-revim daha geneldi. Sadece özel çocuklar değildi sana hizmet edeceğim alan. Eğitimle ilgili yatırım-tesislerden, araştırma-geliştirme gibi farklı bölümlerinden sorumluydum. Görev yaptığım kısa zaman içerisinde İlçe Milli Eğitim Müdürümüz İkram Bey’le planladığımız okullarımızla ilgili yatırımlarda Metin Başkan ve Halit Girgin Beyefendinin katkılarıyla önemli gelişmeler sağladık. Sadece içimde Çanta’da açmayı planladığımız İş Okulu kaldı. Umarım onu da Rotary Kulübü Başkanı Hüseyin Bey’in girişimleriyle en kısa zamanda sana kazandırırlar.
AB Projelerinin sayısının arttırılması böylelikle değişik ülkelerden öğretmenlerin, öğrencilerin seni görmesi için çabaladık. Tabii yine dayanamadım alanımla ilgili yani özel çocuklarımızla ilgili “Çalışmama Engel Yok” projesine öncülük ettik. Bülent Hocam, Nilgün Hocam ve İsmail Hocamla birlikte harika bir proje ortaya çıktı ve İstanbul Kalkınma Ajansı’nın hibesine sen layık görüldün. Bu da sana bir veda çiçeği gibiydi.
Haberin devamı 16.01.2012 tarihli Hürhaber Gazetesi’nde…

YORUM YAP