Ferhan Tezcan

Bir ‘Ömür’ yetmez

1970'li yıllardı. Yani Trabzonspor'un yavaş yavaş filizlendiği günler. İstanbul'da Fenerbahçe ile bir kupa maçı oynayacaklardı.
Kadroda kalede Şenol Güneş savunmada Turgay, Kadir, Necati, Dozer Cemil orta sahada Ali Yavuz, Bekir, Bülent kaptan Faruk Özak ilerde ise Necmi Perekli ve Ali Kemal.
Tabi başlarında da futbol şube sorumlusu Süha Akçay.
İşte bu takım Türkiye ligine bir yükseldi. Ama ne yükselme. Önüne geleni ezer gibi esti. O rüzgâr Türk futboluna kasıp kavururken Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş ne yapıyordu?
Koca bir hiç. Çünkü ellerinde para yoktu. Trabzon'un en büyük avantajı kendi yöresinden yetiştirdiği genç yeteneklerdi. Trabzon toplumu futbola çok yakındı ve genç takımlarından yıldız oyuncular çıkıyordu.
Milliyet Gazetesinde çalıştığım dönemler arada Galatasaray ile Trabzon'a giderdim. Bir kere çarşıdaki dönerciyi hiç unutmadım. Muhteşem bir döneri vardı. Balığı bir kenara koyuyorum.
Trabzon yıllar geçtikçe daha olgunlaştı. Orada dostlarım da oldu. Faruk Özak eski yönetici Süleyman Atal hele hele Şenol Güneş, Serdar Bali, Sadri Şener hep yakın ilişkim olan insanlardı.
İstanbul'da yerleşik olan Ergun Gürsoy'u bir başka yöne koyuyorum.
Ama içlerinde en üzüldüğüm Tuncay Soyak'tı. Neden mi?
Sanıyorum 1987 sezon başıydı. Tuncay Galatasaray'a transfer olmuştu. Meşhur Almanya kampları başlamıştı. Yağmurlu bir günde Türkgücü takımıyla Münih'de bir hazırlık maçı vardı. Daha maçın birinci dakikasında Tuncay çime takıldı ve düştü. Hemen sedye ile soyunma odasına getirdiler. Masör Mehmet Akpençe şişmiş olan bileğe baktı ve konuştu; “Bertilmiş. 5-6 güne şiş iner.”
Ancak Derwall Tuncay'ın hastaneye götürülmesini istedi.
Ben akşamları Galatasaray'ın otelinde kalıyordum. Çünkü Derwalll beni bırakmıyordu. Gece 1-2 oturuyorduk. Ben ona 1954 dahil Alman futbolundan örnekler sundukça o bayılıyordu. Hatta bir gece ben ‘Yatmaya gidiyorum' dediğimde dedikleri beni çok şaşırtmıştı: “Gazeteci uyumaz. Otur oturduğun yerde.”
Nitekim Ahmet Akçam gece hastaneden döndü. Tuncay'ın “Futbola kemiği altı yerden kırılmış. 6 aydan önce oynamaz” dedi. Hemen İstanbul'u aradım. Karşımda sonradan Efes'de büyük başarılara imza atan Engin Özerhun vardı. Engin sıkı bir Galatasaraylıydı.
Konuyu manşete çekti. Ertesi gün kıyamet koptu. Milliyet'te “Tuncay 6 ay yok” haberi diğerlerinde “6 gün yok” diye çıkmıştı. O anı hiç unutmam.
Tuncay'ın hikayesi böyle.
Gelelim Abdülkadir Ömür'e.
Zaten bunu konuşacaktık Ama Trabzon denilince eski günlerim aklıma geldi.
Abdülkadir Ömür futbol kalitesi yüksek bir oyuncuydu. Ama ileri gideceğine geri gitti. Duygusal olduğu belli. Yalnız teknik direktör Abdullah Avcı'nın bir huyu vardı. Pek 'star' oyuncudan hoşlanmaz.
Geçmişte örnekleri var. Bu da yönetimle alınmış bir karar olmalı. Belli ki Abdülkadir izin istemiş vermişler. Yani bu bir yolculuk operasyonu. Gideceği kulüp belirlenmiştir bile.
Benim aklımda biri var. Onu bir da maç sonuna bırakalım ve bir 'ömür' yetmez diyelim…
Hoşça kalın…

YORUM YAP