BALKAN Koleji kurucu ve sahibi emekli avukat Erdoğan Alpa, eğitim sistemi çerçevesinde yapılan seviye belirleme sınavlarının öğrencilere olan olumsuz etkilerini anlattı, velilerin yanlış tutumunu eleştirdi ve okulunun 2010-2011 eğitim-öğretim yılında kazandığı başarıları paylaştı.
ALPA: MUTSUZ ÇOCUKLAR
YETİŞTİRDİĞİMİZ İÇİN NESİLLER
ARASI İLERİYE GİDEMİYORUZ
Alpa sözlerine şöyle başladı: “İlçemiz okullar arasında birinci gelemedik. 6. Sınıf SBS sınavında 352 ortalamayla ilçede 2. olduk. 7. Sınıf SBS sınavında 362 ortalama aldık. Buradaki yarış, hayata dair bir yarış değil. Bu sınavlar çocuğun kendine güvenen, sosyal, ilerici, global ve netice itibariyle mutlu ruhunu takmıyor. Bazı veliler sınavlarda yüksek puan almaları için çocuklarını çok fazla zorluyor. Bu baskılar sonucunda mutsuz çocuklar yetişiyor. Bu yanlış tercihlerden dolayı nesiller arası ileriye doğru gidemiyoruz. Milli gelir açısından dünyada 16.yız ama bunun yanında en az gazete, kitap okuyan, insani değerler açısından 106.yız. Bunda bir terslik var. Bu terslik neden? İşte bu günkü anne babaların dedelerinden aldığı “Çocuğum 1. Gelsin” dayatması. Esasında çocuğunun 1. gelmesini kendisi iftar etmek için istiyor. Bir de çocuklara sorun, bu kadar ağır tempoda okumak isteyip istemediklerini, asosyal yetişmelerini, tek başlarına, yalnız ve mutsuz olmak istediğini. Çocuklar adeta kalıplaştı.
“İCAT ÇIKARMA YERİNE
İCAT ÇIKAR DENMELİ”
Psikoloji ve eğitim yazarı ve araştırmacısı Prof. Doğan Cüceloğlu, kitaplarında kalıplaşmış insanları anlatıyor. Velilerin, çocuklarını bir takım kalıplar içinde nasıl yetiştirdiğini çok güzel ifade ediyor. Bundan dolayıdır ki dünya çapında da buluş yapan bir adamımız yok. Küçükken çocuk, normalin dışında bir şey söylese, annelerimiz “İcat çıkarma” der, halbuki “İcat çıkar” demesi lazım. “İcat çıkar” diyerek yetiştirilseydi bu gün ileri ülkelerde bir ayda yapılan buluşlar, bizde bir yılda yapılırdı. Çok memnuniyetle söylüyorum ki, bu hükümet ÖSS sınavlarında yeteneği araştırıyor.
“SİNDİRİLMİŞ ÇOCUKLAR, HAYATI
BOYUNCA MUTSUZ OLUYOR”
Derslere yüklenip çocuğu asosyal yetiştirebiliriz, yaşıtlarıyla bir arada olamayan, bu da onu yalnızlığa sevk eden bir husus. Baskı yönünden çocuğun kimliği gelişmiyor. Çok önemli bir unsur olan kendine güven duygusu, gelişemiyor. Bu onu bütün hayatında çok önemli bir hususiyetidir. Kendine güveni olmayan bir çocuk, bütün hayatı boyunca silik, sindirilmiş olarak mutsuz oluyor. Bu çocuklar yaratıcı da olamıyor. Belli kalıpların dışına çıkamıyorlar. Aynı zamanda çağdaş ve ilerici de olamıyorlar. Şimdi düşünün sahaya çıkan atletler gibi, atlayacağı çıtayı daha da yükseltip çocuğun atlayamayacağı bir seviyeye çıkartıyor. Bir gün ileride atlayamayacağı bir yükseklikle karşılaşınca ayağı takılıp yere düşecektir. Veya hep birinci olmaya alışmış çocuk karşısına, farklı biri birinci çıkınca karamsarlığa düşer ve yaşama küser. Sindirilmiş çocuğumuza sırf yüksek puan alsın diye bir eğitim formatına tabi tutup, mutsuz bir insan olmasını mı istersiniz, yoksa daha az puan alarak sosyal, insan ilişkileri düzgün, kendine güvenen, ilerici, çağdaş bir insan olmasını mı istersiniz?
YAZARLAR






