Usta halk ozanı Mahzuni’yi andılar

Usta halk ozanı Mahzuni’yi andılar

21.05.2013 10:42:03
Halk edebiyatı içinde yetişmiş büyük ozanlarımızdan Aşık Mahzuni Şerif’e olan özlem ve sevgisini dile getiren Alevi Kültür Dernekleri Silivri Şubesi Yönetim Kurulu, anma mesajında Mahzuni’nin hayatını, dünya görüşünü, mücadelesini ve sanat anlayışını paylaştı.

"RAHMETE KAVUŞALI 11 YIL OLDU, HEP GÖNLÜMÜZDE”
Mahzuni Şerif'in sözleriyle insanlığı aydınlatan büyük bir ozan olduğunu ifade eden Alevi Kültür Derneği, mesajında şu görüşlere yer verdi: "Maraş’ın yetiştirdiği en büyük ozan dünyanın en önemli 3 ozanından biri çağımızın en değerli sanatçısı Aşık Mahzuni Şerif’i hakka uğurladığımız günden bu yana tam 11 yıl geçti ama hala o gönüllerin ozanı ve hiç gönüllerden çıkmayacaktır. 1940'ın başlarında, ileride 'Pir Sultanların' ölümsüzlüğünün en büyük kanıtlarından biri olacak Mahzuni Şerif, Afşin' in Berçenek Köyü’nde doğar.
1956 yılında Berçenek’e gelen ilk okuldan mezun olur. Berçenek’in okulsuz yıllarında, Elbistan' ın Alembey Köyü' nde, Lütfü Efendi Medresesinde Kur 'an eğitimi almış, eski türkçe okumuş ve yazmıştır. 12 yaşından itibaren amcası Aşık Fezali (Behlül Baba)`den saz çalmayı öğrenen Şerif Çırık, Alevi yol ve erkanı ile tasavvuf bilgisini Şakir ve Cırık Baba`dan öğrenmiştir. Cırık Baba, saz çalıp nefesler de söyleyen bu kara kuru mahcup delikanlıya "Mahzuni" mahlasını vermiştir. 1962-1988 yılları arası Mahzuni’nin yaşadıkları aynı zamanda bir Türkiye ve halk sanatçısının yaşadıklarının aynasıdır.

"MAZLUMUN YANINDA OLDU; SALDIRDILAR, İÇERİYE ATTILAR, İŞKENCE YAPTILAR”
Bu 26 yılı kapsayan zaman aralığında halktan ve mazlumdan yana sanatçı tavrı, egemenlere ve onların sistemine olan muhalif kimliği nedeniyle defalarca saldırıya uğrar, evi yakılır, mahkemelik olur, tutuklanıp cezaevine atılır. Dövülür, dişleri sökülür ve işkenceler görür. Bu dönemde yine 1972 yılında Gaziantep’teki evi kundaklanırken, o zamana kadarki tüm ödüllerinin ve arşivinin yandığı da belirtilir.

"ADALET TERAZİSİNDEKİ EĞRİLERİ HALKIN DUYGUSUYLA ANLATTI”
Sessizlerin avazı olan Mahzuni Şerif, yaşamdaki sınıfsal çelişkileri, halkın sevincini, üzüntüsünü, acılarını, kederini, yoksulluğunu, mücadelesini estetik bir duyguyla anlatan halk bilimi insanı olarak da tanımlanır. Tıpkı bu geleneğin kendisinden önceki çağlarda tarihe geçmiş olan Köroğlu, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal, Şah Hatayi, Kul Hikmet, Kaygusuz Abdal, Nesimi, Yunus Emre, Seryani, Ruhsati, Aşık Veysel, Şah Turna, Muhlis Akarsu gibi.

"YİĞİTLİĞİN, MÜCADELENİN VE BOYUN EĞMEMENİN ADI; MAHZUNİ”
"Ben Alevi bir aileden gelme olduğum için kök kültürümde Alevi ve Bektaşilik yatar. Siyasi rengime gelince, ben demokrat solcu bir ozanım. Ancak insan sevgisi din anlayışımda en büyük isimdir” diyen Mahzuni Şerif’te toplum ve hayat adına olan ne varsa yer edinir. Yiğitliği ve baş eğmeyen duruşuyla Mahzuni, yaşadığı ve ezilenlerin sesi olarak sanata kattıklarıyla bu topraklarda dünya döndükçe sonsuza dek halkların yüreğindeki yerini korumaya devam edecek isimlerden biri, ''Bizim suçumuz, şerefimizdir'' diyen Mahzuni Şerif’in şu sözleri hayatını, sanatını ve dünya görüşünü özetliyor: "Dünya tembellerin, haksızların değil, çalışanların, haklıların olmalıdır! Asrın büyük ozanını saygıyla anıyoruz.”

Hazal BAŞARAN

YORUM YAP