Türkiye’de kadın ve anne olmak

Geçtiğimiz hafta pandemi gölgesinde anneler gününü kutladık. Ülkede kadın olmak zordu. Anne olmak ise daha da zor. Ailelerimizin sağlığını düşünürken, çocuklarımızın okula gitmemesi sebebi ile eğitimlerinin tüm sorumluluğu da omuzlarımıza bindi.

Kurtuluş savaşında erkeği ile omuz omuza savaşan her Türk kadını ailesi ve vatanı için bir kahramandır. Ama kahramanlarımızın isimlerini de anmadan geçmemek gerekir. Adanalı Rahmiye Hanım'ın askerin duraksadığını görünce  “Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da, siz erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz?” diyerek askerin yeniden ayaklanmasını sağlamasını, Halime Çavuş'un erkek kılığında Türk askerinin arasında düşmana karşı mücadelesini, Şerife bacının çocuğu ve kağnısı ile cephane taşırken donarak öldüğünü nasıl unuturuz? Günümüzde ise bu kahramanların torunlarının gücü ve hak arayışı devam etmektedir.

Aradan geçen yüzyılda özellikle Yeni Medeni Kanun'la kadınlar lehine birçok değişiklik yapılmıştır. Örneğin "Aile reisi kocadır" maddesi değiştirilerek "evlilik birliğini eşler beraber yönetirler."  hükmü getirilmiştir. Yine eşlerin oturacakları evi beraber seçmesi, velayeti birlikte kullanacakları kabul edilmiştir. Kadın artık meslek ve iş seçiminde kocasının iznini almak zorunda değildir. Mal rejimi ve aile konutuna ilişkin hükümler de kadının lehine olmuştur.

Kadınlar her geçen yıl daha iyi eğitim almakta siyasi ve sosyal alanda daha çok söz sahibi olmaktadır. TUİK verilerine göre en az üniversite mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadın nüfusunun toplam nüfus içindeki oranı 2008 yılında %9,8 iken 2019 yılında %20,8 olmuştur. Meclise giren kadın milletvekili oranı ise 2007 yılında %9,1 iken 2020 yılında %17,3 olmuştur.

Pandemi döneminde ise hane halkının evde daha çok vakit geçirmesi kadının yükünü daha da arttırmıştır. Aşçı, öğretmen, temizlik görevlisi, hemşire gibi birçok meslek tek bir meslekte birleşmiş adı da ev kadınlığı olmuştur. Ancak bu süper insan hak ettiği değeri görmekte midir? Gerçi kadınımız o kadar kendinden emindir ki her yaptığını karşılıksız ve katıksız sevgi ile yapar.

Kadınlara uygulanan şiddetin bir türlü önüne geçilememesi, artan boşanmalarda çoğu zaman kadının mağdur olması, iş ve sosyal hayattaki eşitsizlik kadının belini bükse de Türk kadınının mücadelesi hiçbir zaman bitmeyecektir. Ama unutulmamalıdır ki kadınlar sadece anne oldukları için, güzel oldukları ya da sevecen oldukları için değil toplumun diğer yarısını oluşturdukları; erkeğin yoldaşı, hayat arkadaşı olduğu için kıymetli ve değerlidir.  

 

           

 

YORUM YAP