Silivri Emek Platformundan Tekel İşçilerine Destek

Silivri Emek Platformundan Tekel İşçilerine Destek

28.02.2010 11:32:22

Silivri Emek Platformu, Tekel işçilerinin 4-C'nın kaldırılması ile ilgili mücadelesine destek verdi. Silivri Belediyesi önünden başlayan yürüyüş Uğur Mumcu Meydanı'nda yapılan basın açıklamasıyla sona erdi.

Eyleme Eğitim Sen, Türk Metal Sendikası, DİSK, Genel-İş, Tüm Bel-Sen  ve ÖDP destek verirken Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, Başkan Yardımcısı Abdullah Yıldırım, Eğitim Sen Silivri Temsilcisi Tamer Atalay, ÖDP İlçe Başkanı Osman Muslu katılanlar arasındaydı.

Meydanda yapılan açıklamada şunlar söylendi:

"Türk-İş. DİSK, KESK ve Kamu-Sen'in Tekel işçilerine destek amacıyla aldığı karar uyarınca bugün bir kez daha sokaklardayız.

Biz emek örgütlerinin temsilcileri olarak işçi sınıfı tarihinde özel bir yer tutacağı daha bugünden belli olan, Tekel işçilerinin bu onurlu mücadelesinin yanındayız. Aklımızla, yüreğimizle, vicdanımızla ve örgütlü gücümüzle Tekel işçileriyle birlikteyiz. Ve onlarla birlikte haykırıyoruz: Her ver Tekel, hepimiz Tekel işçisiyiz.         

Tekel işçisi iki ayı aşkın bir süredir Ankara'da bir bayrak dalgalandırıyor. Bayrağın üstünde düzensiz, örgütsüz, belirsiz ve düşük ücretli bir çalışma statüsü olan 4-C'ye hayır yazıyor.

Tekel işçisi Anayasa'ya da, İş Yasasına da, uluslararası sözleşmelere de aykırı olan 4-C'nin içine girmek istemiyor. Tekel işçisi, kara, soğuğa, ve her türlü zorluğa göğüs gere gere İnsanca çalışma ve yaşama koşulları için mücadele ediyor.

Hükümet edenler ise üstlendikleri görevlerin sorumluluklarına uygun bir tutum geliştirmek yerine işçileri tehdit ediyorlar.

Başbakan hak arayan işçinin karşısına patron gibi dikilip, işçiye gözdağı veriyor.

Maliye Bakanı hak arayan işçinin hak aradığını unutarak "Tekel işçilerine karşı tek suçumuz merhamet etmek" diyor.

Başbakan esas işinin işsizliğe çözüm bulmak olduğunu unutarak 4-C'ye karşı çıkan Tekel işçilerini "O parayı alıp çalışmaya hazır milyonlarca işsiz var." diye işsizlikle tehdit ediyor.

Başbakan, Tekel özelleştirmesi de dahil, özelleştirme adı altında kamu işletmelerinde yaşanan yağmayı, son yedi yılda ortaya çıkardığı zenginleri unutarak tüyü bitmemiş yetimin hakkını Tekel işçisine yedirmem diye efeleniyor. Sanki Tekel işçileri hakkı olmayan bir şey istiyormuş gibi bir hava yaratmak istiyor.

Oysaki İşçiden esirgenenin kimlere kaynak olarak aktarıldığı sorusuna yanıt vermeden kimsenin konuşmaya hakkı yok.

Tekel işçisinin mücadelesi aynı zamanda ülkeyi yönetenlerin nasıl bir zihniyete sahip olduğunu apaçık ortaya çıkarıyor. Karşımızda kamu sorumluluğu taşıyan, hak, hukuk gözeten, Anayasayı, yasayı, Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmeleri dikkate alan bir hükümet yok.

Karşımızda patron zihniyetine sahip, patron gibi davranan bir siyasal iktidar var.

Karşımızda işçinin köle gibi çalışmasını isteyen köleci bir anlayış var.

Tekel işçileri , işçiyi köle gibi gören anlayışa karşı direniyorlar.

Bu yanıyla bu kavga, "Köle değil, işçiyiz" diyen herkesin kavgasıdır.

Tekel işçileri hepimizin mücadelesini veriyorlar, hepimiz de bu mücadelenin parçasıyız.

Tekel işçilerinin elinde dalgalanan bayrak, Şeker işçilerinin, itfaiye işçilerinin Marmararay işçilerinin, Akkardan işçilerinin, Esenyurt belediyesi işçilerinin kamu çalışanlarının da bayrağıdır. Ve hep birlikte haykırıyoruz;

Yaşasın iş ekmek özgürlük mücadelemiz.

Tekel işçisi, ne kimseden lütuf bekliyor, ne merhamet dileniyor, ne de sadaka istiyor. Tekel işçisi hakkı olanı istiyor. Tekel işçisi kölelik düzeni olan 4-C'nin içine girmeyeceğim diyor.

Daha önceki örneklerden yola çıkarak özlük haklarımızla birlikte işçi statüsünde

diğer kamu kuruluşlarında çalışmak istiyoruz diyorlar.

Tekel işçisi güvenceli kadrolu ve örgütlü çalışmak, evine insan onuruna yakışır bîr biçimde ekmek götürmek derdinde.

Her söylediğinin emir olarak algılanmasına alışkın Başbakan, “Bana nasıl karşı çıkarsınız” diye Tekel işçileriyle inatlaşıyor.

Oysa sosyal sorumluluk taşıyan her siyasal iktidara düşen, işçilerle inatlaşmak, işçileri tehdit etmek değil, işçilerin taleplerine kulak vermektir. Başbakanı başta Tekel işçilerinin talepleri olmak üzere, işçilerin, emek örgütlerinin taleplerine kulak vermeye çağırıyoruz. İşçilere karşı “Bu ülke sahipsiz değil” diye haykıran Başbakana sesleniyoruz: Er ya da geç, sandık vatandaşın önüne gelecek ve ülkenin gerçek sahiplerinin kim olduğu görülecektir.

Unutanlara, unutmuş gibi yapanlara, hatırlamak istemeyenlere bir kez daha hatırlatıyoruz: Bugünün yarını da var...

Unutmayın işçiler, yoksullar, halk karanlığın kenarından ellerini toprağa basıp doğrulduğu zaman toprağın, şehirlerin bahtı ile birlikte sarsılmaz sandığınız iktidarınız da değişmiş olacaktır."

Cemile KAYAR

 

YORUM YAP