Hükümetin Kürt açılımı startı vermesiyle başlayan gerilim, dün Tokat'tan gelen ve yürekleri dağlayan 7 şehit haberi üzerine, kapatma davalarının karar gününde Silivri Çarşı Meydanı'nda basın bildirisi okumak ve temsili eylem yapmak isteyen DTP Silivri Teşkilatı doğan gerilim ve gelen tepkiler üzerine geri adım atmak zorunda kaldı.
Dün sabah saatlerinde DTP Silivri İlçe Teşkilatı'ndan yapılan açıklamayla Uğur Mumcu Meydanı'nda saat 12.00'da basın bildirisi okunacağı ve temsili cenaze namazı kılınacağına dair bilgilendirmede bulunuldu. DTP ile ilgili kapatma davasında sonuç açıklanması çerçevesinde planlanan eylem 7 askerimizin şehit düştüğü günün ertesinde yükselen tansiyonla birleşince Silivri'de alarm verildi. Esnafın tepkisine, MHP de katılınca Çevik Kuvvet ekibi Uğur Mumcu Meydanı'nda yerini alarak Emniyet de geniş güvenlik önlemleriyle beklemeye başladı.
DTP'den yapılan ikinci bir açıklamayla zaten izin verilmeyen temsili eylemin iptal edildiği saat 13.00'da parti binasında basın açıklaması okunacağı bildirildi. Ancak DTP, ilçe merkezinde de bir basın açıklamasında bulunamadı. Silivri halkının tepkisi üzerine DTP Silivri İlçe Teşkilatı'nın basın toplantısı ve eylem kararından vazgeçtiği görüldü. Uğur Mumcu Meydanı'nda devam eden bekleyiş ise İstiklal Marşı'nın okunmasından sona Emniyet Müdürü Tahsin Fidan'ın ricası ve ikna çabaları sonucunda olaysız bir şekilde sona erdirildi.
DTP'NİN YAPAMADIĞI AÇIKLAMA
DTP Silivri Teşkilatı planladığı eylemi gerçekleştirebilseydi yapacağı açıklama şu şekilde olacaktı: "Çok sıcak siyasal ve toplumsal bir süreç yaşadığımız bugünlerde partimiz hakkında daha önce açılmış olan kapatma davasının esasta görüşüldüğü bugün: bizler Demokratik Toplum Partisi yönetici ve çalışanları olarak görüşlerimizi sizin aracılığınızla kamuoyuyla paslaşmak istedik. Sorunlarımızı demokratik tutumla, hukuksal ve adaletli yaklaşımla çözmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçiyoruz. Yaşadığımız toprakların en büyük sorunu olan Kürt Sorunu'nun, aynı zamanda bir demokrasi sorunu olduğu düşünüldüğünde, demokratik çözüm üretilmediği sürece, Türkiye karanlıktan aydınlığa çıkamayacaktır.
Kürt sorunun bugüne kadar çözümsüzlüğünün ana nedeninin inkar, imha ve şiddet politikası olduğunu yaşadığımız acı deneyler ve ödediğimiz ağır bedeller bize gösterdi. Bu inkar, imha ve şiddet politikaları dönem, dönem renk değiştirse de özünden Kürt Halkının; halk olarak inkâr ve imhasını hedeflemektedir. Bu inkar ve imha zihniyeti; kimi zaman savaşı tırmandırarak Kürt ve Türk emekçi halkının çocuklarını birbirlerine öldürterek. kimi zaman Kürt halkının en temel değerlerine hakaret ederek, kimi zaman sadece Kürdüm diyeni faali meçhul adı altında yok ederek, kimi zaman çocuklarının öldürülmesini istemeyen Kürt annelerini coplayarak, kimi zaman ve aslında her zaman Kürt sorununun demokratik çözümünü isteyen sıyası kurum ve partileri hukuk kisvesi adı altında çeşitli davalarla kapatarak gerçek yüzlerini göstermişlerdir.
Daha önce Kürt sorunun demokratik çözümünde sorumluluk üstlenmiş olan siyasal partilerden, HEP, DEP, HADEP kapatıldı, yöneticileri siyasette yasaklı hale getirildi. Kürt halkının demokratik zeminde siyaset yapması yasaklarla engellenirken, Türkiye siyaseti demokrasiden uzaklaştırıldı. Kapatılan diğer partiler de düşünüldüğünde. Türkiye partiler mezarlığına dönüştürüldü. Kürt halkı, demokratik mücadele zemininden çıkarılarak, sorunlarına başka zeminlerde çözüm aramaya zorlandı.
Bu gün bir tekrarla karşı karşıyayız. AKP hükümeti tarafından Kürt halkının temsili yetim sağlamış bir siyasal hareket, demokratik zeminden tasfiye edilmek isteniyor. Bu kez TBMM'de grubu bulunan Demokratik Toplum Partisi"nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde görülen davanın bir an önce bitirilmesi için düğmeye basıldığı görülüyor. Bir bölüm medyanın tutumu, ırkçı ve şoven güç odaklarının yaklaşımı, başbakan ve hükümet sözcülerinin açıklamaları ve Anayasa Mahkemesi raportörünün yönelimi, partimizin kapatılması için bir yerlerden düğmeye basıldığını gösteriyor.
Duyarlı ve ilgili tüm kesimlerin şunu çok iyi bilmesi ve hesaplaması gerekiyor; Partimizin kapatılmasının çok daha sarsıcı, geri dönülemez ve ağır sonuçları olacaktır.
Böylesi bir sonuç, AKP iktidarının 'Demokratik Açılım Süreci'ni bir adım ilerletebilmesini dahi ihtimal dâhilinden çıkacaktır. Çünkü her şeyden önce Partimiz, Kürt Sorununun çözümünde önemli bir yere ve misyona sahiptir. Partimizin kapatılması, çözüm ve diyalog için demokratik muhataplığın yaratığı fırsat ve olanakların, bizzat siyasal iktidar tarafından yargı marifetiyle yok edilmesi sonucunu doğuracaktır.
HUKUKSAL DEĞİL, SİYASAL BİR KARAR
Bütün gelişmelerin gösteriyor ki; partimizin kapatılması kararı hukuksal değil, siyasal bir karardır. Kapatılma kararı verilmesi halinde. Partimize oy ve gönül veren Kürt ve Türk emekçi halkının bu siyasi kararı sindirmeleri mümkün görünmemektedir. Bugüne kadar her defasında siyasal temsilcilerinin yok sayılmasına rıza göstermeyen Biz Kürtlerin tepkisi ve aynı zamanda Türkiye'nin demokratik çözüm yanlısı güçlerinin göstereceği tepki ve dayanışmanın meşru zemini göz ardı edilmemelidir. Artık yaşananlardan ders çıkarılmalı. Kürt sorununun demokratik çözümü asıl muhataplarıyla sağlanmalıdır. Aksi durumda Türkiye Demokrasisi ve Türkiye halkları kaybedecek.
DTP'nin kapatılması değil, tam tersi sorunun çözümdeki rolü ve önerileri öne alınmalıdır. Bu noktada tüm duyarlı çevreleri Kürt halkı ve onun temsilcileri ile dayanışmaya çağırıyoruz."






