Sevginar Sali

Silivri'de keşkeler, iyikilere nasıl dönüşecek?

Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu (Metropol FM'de Kamil Bilici'ye konuk olması üzerine) konuştuğunda artık güçlü konuşuyor.
Cümleleri net, dili sıcak, vurguları yerli yerinde.
“Bu şehri masa başında değil sokakta yönetiyoruz.”
“Bizim rehberimiz vicdanımız.”
“Silivri'nin ‘keşke'lerini ‘iyi ki'lere dönüştüreceğiz” gibi etkileyici cümleler kuruyor.
Mikrofon başında karşılığı olan, umut veren, siyaseten doğru kurulmuş cümleler bunlar.
Ancak yerel siyaset yalnızca kürsüde ölçülmez.
Ve asıl ölçü sahadır.
Silivri'de konuştuğunuz her kesimde ortak bir kanaat var:
“Başkanın niyeti iyi.
Dili yumuşak.
Gerilim üretmiyor.
Kavga etmiyor.”
Ama aynı cümlenin ikinci yarısı da var:
“Başkan iyi, güzel ama sahadaki etki henüz aynı değil.”
Yerel yönetimde algıyı belirleyen yapılan iş değil, hissedilen hizmettir.
Vatandaş için proje değil, hayatına değen sonuç önemlidir.
Bu nedenle söylem ile saha arasındaki mesafe, yerel siyasetin en kritik sınavıdır.
Bora Balcıoğlu için sahada, üslup açısından, sık dile getirilen bir tespit daha var: “Başta böyle değildi. Göreve geldiği ilk dönemde daha temkinli, daha ölçülü bir profil çiziyordu. Siyasetin sert zeminine alışma süreci yaşadığı açıktı. Ancak adapte oluyor.”
Bugün siyasi söylem kurma konusunda mesafe kat etmiş bir başkan profili var. Ne söyleyeceğini bilen, polemiğe girmeden pozisyon alan bir dil geliştirdi.
Yerel yönetimde ilk yıl sistemi öğrenme, ikinci yıl siyaseti kurma dönemidir. Balcıoğlu'nun bu eşiği geçtiği görülüyor.
Ama yerel siyasetin bir kuralı daha vardır: Söylem yükseldikçe beklenti de yükselir. Zaten %53.2 ile seçilmek ne denli bir yüksek beklentiye karşılık geldiğini ziyadesiyle ifade ediyor.
Balcıoğlu'nun en güçlü tarafı kavga dili kullanmaması.
“Silivri Hizmet İttifakı” gibi kapsayıcı bir dil kurmaya çalışması.
Kurumlarla, farklı siyasi aktörlerle birlikte üretme vurgusu yapması.

Bu, siyasi tansiyonun kolay yükselebildiği bir ortamda kıymetli bir tercih.
Ancak sakin yönetim, hızlı sonuç üretmezse sabır kısa sürer.
Çünkü vatandaşın gündemi siyaset değil, hayatın kendisidir.
Yol yapılacaksa yapılır.
Sorun çözülecekse çözülür.
Hizmet gelecekse hissedilir.
Geri kalan her şey söylem olarak kalır.
“Vicdan Belediyeciliği” vurgusu da Balcıoğlu'nun siyasi kimliğinin merkezinde.
Burslar, sosyal destekler, sıcak yemek, öğrenci yardımlarından bahsetti bunların hepsi kendisinden önceki dönemde zaten vardı. Önemli bir bölümü de Volkan Yılmaz döneminde başlatıldı. Balcıoğlu da yeri geldiğinde “Doğru işleri tabi ki sürdüreceğiz” diyor. Bunlar önemli ve karşılığı olan işler.
Ekonominin ateşi ne kadar yükselirse yükselsin Silivri'nin beklentisi yalnızca sosyal destek değil.
Ve asıl soru burada başlıyor:
Söylemde yakalanan bu ivme, sahada aynı hızla hizmete dönüşecek mi?
Çünkü yerel yönetimde niyet ilk yılı kurtarır.
Ama ikinci yıldan sonra sonuç konuşulmaya başlanır.
Seçmen bir noktadan sonra nettir.
Performansa odaklanır.
Duygu yerini hizmete bırakır.
Bugün Balcıoğlu'na karşı güçlü bir öfke yok.
Ama güçlü bir sabır sınavı var.
Bu sınavın sonucu şuna bağlı: Söz ile saha arasındaki mesafe kapanacak mı?
Kapanırsa “keşke” gerçekten “iyi ki”ye dönüşür.
Kapanmazsa… Siyasetin en sert cümlesi yine sahadan gelir:
“İyiydi, hoştu, bizim çocuktu, güzel de konuşmaya başlamıştı ama yetmedi.”

YORUM YAP