Erkut Uysal

Silivri’de deniz yok!

Biliyorum, diyeceksiniz ki “Ne diyor bu?” Kıtalar ayrılmaya başladığından beri, yani 6500, 7000 bin yıl önce oluştu Marmara Denizi. O kadar yıl önce Silivri Silivri bile değildi, lakin denize kıyısı vardı. Zamanla doldu Silivri, gelişti, büyüdü. İyi yönde mi, kötü yönde mi, orası kişiden kişiye değişir. Seveni çoktur Silivri'nin, ‘Kendimize has bir kültürümüz var' desem yalan olmaz. İstanbul'a gitsek Trakyalıyızdır, Trakya'ya gitsek İstanbulluyuzdur. Öyle kendimize hasız yani… Merak etmeyin deniz bir yere kaybolmadı Silivri'den, ben de arayıp durmuyorum zaten. Sahile iniyorum denizi seyretmeye, rahatlamaya… Ama Silivri'ye ilk kez deniz kenarı diye gelen birinin denizi bulmasına imkan yok. Abartmıyorum, şahsen bu duruma tanıklık etmiş biri olarak yazıyorum bunları. Hemen sizlere olayı özet geçeyim.
2011 yılından beri üye olduğum, harika bir araba forumu var. Tabi orada gelişen dostluklar ile babamın vefatından dolayı Silivri'ye başsağlığına gelmek istediler. Gebze'den, Nevşehir'den, sağ olsunlar çıkıp geldiler. Önce bir yemek yedik Silivri içine girmeden, peşinden ‘Sizi sahile götürüp bir çay içelim' dedim. Konvoy halinde sahile girdik, araçlarımızı park ettik. Arabadan iner inemez bana söyledikleri “Sahile girene kadar biz denizi göremedik” oldu. Düşününce ‘Haklılar', dedim içimden. Bölge Trafik diye tabir ettiğimiz kısımdan Silivri'ye girdik, Erseven Sitesi Blokları, onlar bitti mi, Mado'nun binası. Dereyi dönüp, Park Otelin önüne geliyoruz, köy pazarı ve peşi sıra binalar… Deniz yok! Yahu New Center otoparkına aracını bırakıp “ Burada deniz varmış, nerede?” diyenler var…
Yeni Mahallede ikamet ettiğim için, her gün Bölge Trafik üst geçidini mecburen kullanıyorum. Tam köprünün bitip, çarşı yoluna bağlandığımız istikamette, Erseven Sitesine ait bir bina yıkıldı. Harika bir deniz manzarası çıktı ortaya. İşte aradığım ve beklediğim şey oydu aslında. Silivri'ye girerken sizi bir deniz manzarasının karşılaması… Lakin geçenlerde gördüm ki yıkılan binan yerine yenisi yapılmaya başlanmış. Kendi kendime “Silivri'ye gelen yine denizle buluşamayacak” diye içimden geçirdim…. Elbet oranın hak sahipleri vardır, mülki hakları ellerindedir. O bölgeyi zamanında imara açanlar belli ki hiç düşünmemiş bunları. Yanlıştan dönülemez mi, tabiî ki hak sahiplerine hakları verildikten sonra… Neden dönülmesin? Fakat bunu bir de istemek lazım, istekle yapmak lazım. Silivri güzelleşiyor, parklar yenileniyor, binalar boyandı… Ama denizi hala görebilen yok…
Burada doğmuş, büyümüş, yetişmiş biri olarak her zaman merak ettiğim bir konu daha var. Deniz, güneş, sahil yanı başımızda zaten biz neden Silivri'de su sporlarını değerlendiremiyoruz ? Çok mu zor bu alanda bir çalışma yapmak? Hele ki hızlıca büyüyen bir ilçe varken, karşımızda bu alanlara biraz daha yönelsek mesela. İlçemizin gençleri, futbol, basketbol dışında farklı spor faaliyetlerini değerlendirse? Biraz vizyon ile bir çok şeyin aşılabileceğine benim inancım tam aslında.
Silivri'nin eksiklerinin yanında, kimlik sorunu var bana göre. Silivri bir tarım bölgesi mi? Bacasız sanayi alanı mı? Tarihi, kültürel bir bölge mi? Yoksa yazlık bir yer mi? Buna karar veremiyoruz, uzun bir sürede karar veremeyeceğiz sanırım… Hepsinden biraz biraz olması mümkün değil, köfte yemek istediğinizde gittiğiniz yer bellidir mesela… İşte Silivri'ye gelecek olanlarında buraya gelmek için bir nedeni, bir sebebi olmalı değil mi… Bunu sağlayalım önce…
Sağlıcakla kalın…

YORUM YAP