Silivri SİAD, Klassis Resort Hotel’de gerçekleştirdi
toplantıda üyelerini Basel II kriterleri konusunda bilgilendirdi. Türkiye Halk
Bankası Risk Yönetimi Daire Başkanlığı Kredi Risk Yönetimi Bölüm Müdürü
Nurettin Yavuz Tabban, konuyla ilgili şu bilgilendirmeyi yaptı:
BASEL II NEDİR?
“Ülkelerin merkez bankalarının bir araya gelerek oluşturduğu
BIS’in (Bank for International Settlements) 1988’de yayınladığı BASEL I
standartlarının yetersiz kalması üzerine 2008 yılında uygulamaya başlanması planlanan
geliştirilmiş bankacılık risk yönetimi standartlarıdır.
BASEL II'NİN GENEL ETKİLERİ
Uygulamanın başlaması ile firmaların ve kullanılacak
kredinin risk seviyesi doğrudan kredi maliyetini etkileyecek. Bu noktada
firmalara bağımsız denetim kuruluşları ve bankalar tarafından verilen
derecelendirme notu önem kazanmakta. Kredi verilen firmanın derecelendirme notu
düştükçe banka daha çok risk alacak, karşılık olarak daha çok sermaye tutacak
dolayısıyla daha çok kaynağını getiriden mahrum bırakacak. Bunun sonuncu olarak
kredi notu düşük firmalara kullandırılacak kredinin maliyeti artacak. Bu konu
kadar önemli diğer bir faktör de henüz üzerinde tam bir mutabakat sağlanmasa ve
tartışmalar devam etse de kredi teminatı olarak bugüne kadar kabul edilen
müşteri çek-senetleri ile ortak ve grup şirketi kefaletlerinin BASEL II’de
teminat olarak kabul edilmemesidir. Müşteri çek-senetleri ile ortak ve grup
şirketi kefaletleri Basel I kapsamında da kabul edilmemekteydi. Basel II
standart yöntemi kullanan bir banka için bu bakımdan herhangi bir değişiklik
olmayacaktır. Kaldı ki; 2009 yılından itibaren Basel II kapsamında ileri
yöntemlere geçme başvurusu yapan bankalar, Müşteri çek-senetleri ; hatta
kefaletleri dahi resmi hesaplamalarında kullanabileceklerdir.
BASEL II VE KOBİ TANIMI
BASEL II ile birlikte yıllık toplam cirosu 50 Milyon EUR
altında olan firmalar KOBİ olarak nitelendirilecektir. Bununla birlikte
KOBİ’ler 2 alt sınıf altında toplanacaktır;
PERAKENDE KOBİ: Bir bankadaki nakit ve gayrinakit
kredilerinin toplamı 1 Milyon EUR’nun altında olan KOBİ’ler o banka için
Perakende KOBİ olarak nitelendirilecektir.
Kurumsal KOBİ: Bir bankadaki nakit ve gayrinakit
kredilerinin toplamı 1 Milyon EUR’nun üstünde olan KOBİ’ler o banka için
Kurumsal KOBİ olarak nitelendirilecektir.
Bu sınıflamadaki önemli nokta KOBİ niteliğinde olan bir
firma bir bankada toplam riskinin 1 Milyon EUR üzerinde olması nedeni ile
Kurumsal KOBİ sınıfına girerken diğer bir bankada 1 Milyon EUR altında kredi
kullanması nedeni ile Perakende KOBİ sınıfına girmesidir.
PERAKENDE KOBİ
VE KURUMSAL
KOBİ AYRIMININ ETKİSİ
Mevcut sistemde (BASEL I) firmalara verilen krediler risk
yapısına bakılmaksızın, teminat yapısı dikkate alınarak büyük oranda %100 risk
ağırlığına sahipken BASEL II ile birlikte kurumsal portföydeki firmaların risk
ağırlığı firmanın kredi notuna göre değişecektir. Risk Ağırlığı bankaların söz
konusu firma için karşılık olarak tutacağı sermaye miktarını dolayısıyla banka
için getirisiz sermaye miktarını gösterdiğinden risk ağırlığı arttıkça firmanın
kullanacağı fonun maliyetinin artması, risk ağırlığı azaldıkça söz konusu fonun
maliyetinin azalması kaçınılmazdır. Önemli olan konu; kurumsal portföyde
bulunan firmaların daha uygun fiyatla borçlanabilmesi için mutlaka bağımsız
uluslararası derecelendirme kuruluşları tarafından verilmiş bir nota sahip
olması gerekliliğidir. Aksi takdirde derecelendirilmemiş bu tür firmalar %100
risk ağırlığına tabi olacak ve risk ağırlığı Türkiye’nin risk ağırlığından daha
iyi olamayacaktır.
Perakende portföyde yer alan firmalar için ise bağımsız
uluslararası derecelendirme kuruluşları tarafından derecelendirme notu verilmiş
olmaksızın %75 risk ağırlığı uygulanacaktır.
Bu durumda derecelendirme notu olmayan bir KOBİ bir
bankadaki riskinin 1 Milyon EUR üzerinde olması nedeni ile Kurumsal KOBİ olarak
nitelendirilecek, %100 risk ağırlığına tabi olacak ve daha yüksek maliyetle
borçlanabilecekken aynı firma diğer bir bankadan 1 Milyon EUR altında kredi
kullanıyorsa o bankanın Perakende KOBİ portföyünde yer alıp derecelendirme notu
o bankanın Perakende KOBİ portföyünde yer alıp derecelendirme notu olmamasına
rağmen %75 risk ağırlığına tabi olacak ve daha uygun fiyatla
borçlanabilecektir.
Tabii bu noktada göz önünde bulundurulması gereken konu
uluslararası derecelendirmeye tabi tutulmuş, notu iyi olan ve kurumsal portföy
içinde yer alan bir firmanın %20’lere kadar düşebilen risk ağırlığına dahil
olması dolayısıyla çok daha uygun fiyatlarla borçlanabilmesidir.
KOBİ’LERİN ALMASI
GEREKEN ÖNLEMLER
Firmalar Düzenli, Şeffaf ve Gerçekçi Bir Kayıt Düzenine
Sahip Olmalıdır
BASEL II ile birlikte kredi kullanan KOBİ’lerin risk değerlemesi
belli kurallar ve standartlar çerçevesinde yapılacağından firmalar ticari
faaliyetleri ile ilgili kayıtlarını gerek teminat koşulları gerekse
kullanacakları kredinin maliyeti açısından gerçekçi tutmak durumunda
kalacaklardır. Söz konusu değişim bir alt yapı maliyetini de beraberinde
getirdiğinden krediye ihtiyaç duyulduğunda yüksek maliyetler ve zaman kaybı
yaratacak simultane bir değişim yerine planlı bir yaklaşımla zaman içinde
ticari faaliyetlerinin şeffaflık anlayışı içinde kayıt altına alınması
konusunda çaba harcanması gerekmektedir.
DERECELENDİRME’NİN ÖNEMİ
KOBİ’LER TARAFINDAN
KABUL EDİLMELİDİR
Türkiye’deki bankaların çoğu kendi iç derecelendirme
sistemlerini oluşturmuş olsalar da BASEL II ile özellikle Kurumsal Portföyde
yer alan firmalar için Uluslararası Derecelendirme Kuruluşlarının verdiği
notlar oldukça önem kazanacaktır. Riskin analitik anlamda belirlenmesi iyi
firmanın düşük maliyetle, göreli olarak kötü firmanın daha yüksek maliyetle fon
bulmasına neden olacaktır.
KOBİ’LER RİSKLERİNİ YÖNETMEK
İÇİN GEREKLİ ÖNLEMLERİ
ALMALIDIR
Bir firmanın risk seviyesi ölçülürken sadece firmanın
taşıdığı riskler değil firmanın bu riskleri yönetmek için aldığı önlemler de
önem kazanmaktadır. Gelir ve giderleri farklı para birimlerinden oluşan bir firmanın
forward işlemlerle kendini kur riskine karşı koruması riskin yönetilmesine bir
örnek olarak gösterilebilir.
BASEL II’YE GEÇİŞ SÜRECİNDE
KOBİ’LERE ÖNERİLER
KOBİ’ler yeni sürece uyum sağlayabilmek için temel olarak
aşağıdaki konulara önem vermelidirler;
• Firmalar esas
faaliyet konularında çalışmalıdır.
• Kayıt dışı
faaliyetlerin kayıt içine alınması gerekmektedir.
• Faaliyetlerinden
doğacak riskleri yönetmek için gerekli finansal enstrümanlar kullanılmalıdır.
• Düşük maliyetli
kredi kullanabilmek için BASEL II’ nin öngördüğü teminat yapısına uyum
sağlanmalıdır. Genel olarak Türkiye’de ağırlıklı olarak kullanılan Ortak
Kefaleti, Grup Şirketi Kefaleti veya Müşteri Çek ve Senedi gibi teminatlar
yerine BASEL II;
• Nakit, mevduat veya
mevduat sertifikası,
• Altın,
• Borçlanma
senetleri,
• İMKB 100 hisse
senetleri,
• Yatırım fonları,
• Ana endeks dışında
fakat düzenlenmiş piyasalarda işlem gören senetler,
• Ana endeks dışında
fakat düzenlenmiş piyasalarda işlem gören senetleri de barındıran fonlar,
• Taşınmaz mal
ipoteği gibi teminatları öngörmektedir. (Ticari nitelikli ipoteklerin sayılıp
sayılmayacağı; sayılacaksa hangi koşullar altında geçerli bir teminat olarak
kabul edileceği henüz belli değildir.)
• Uluslararası
standartlarda güvenilir mali tablolar üretilmelidir.
• Düzgün bir bilgi
akışı için raporlama ve veri tabanı yönetimi amacı ile teknolojik alt yapı
kurulmalıdır.
• Kurumsal yönetim
kültürü en üst yöneticiden tüm çalışanlara kadar kabul görmelidir.
• Nitelikli insan
kaynağı için yatırım yapılmalıdır.”
Toplantı soru cevaplarla devam etti.
Cemile KAYAR






