Ne Olacak Bu Gecekondu-Kamu Hastaneleri Nin Durumu?

Ne Olacak Bu Gecekondu-Kamu  Hastaneleri Nin Durumu?

22.09.2009 10:31:45

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan, selin vurduğu Silivri, Selimpaşa ve Çatalca hastanelerini "gecekondu-kamu hastaneleri" olarak değerlendirirken, takipte olduklarını belirterek, beklentilerini de gerçekleştirdiği basın toplantısında kamuoyuyla paylaştı.

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan, Genel Sekreteri Dr. Hüseyin Demirdizen, Silivri'ye gelerek İlçe Temsilcisi ve üyeleri ile birlikte sel afetinde büyük zarar gören Prof.Dr. Necmi Ayanoğlu Silivri Devlet Hastanesi'nde basın açıklamasında bulundu. Açıklamada selin vurduğu Silivri ve Çatalca Devlet Hastanelerine ilişkin şunlar söylendi: "8 Eylül Salı sabahı başlayıp günlerce etkisini sürdüren yoğun yağış sonrası Silivri, Selimpaşa, Çatalca bölgesinde bulunan dere yatakları taşmış, dere yataklarındaki rant alanlarına inşa edilen yapılar, bölgedeki yüzlerce araç zarar görmüş, en önemlisi onlarca yurttaşımız yaşamını yitirmiştir. Sel felaketinde kamu sağlık kurumlarının da zarar görmesi sonucu 9 günden beri bölgede yataklı sağlık hizmeti verilememektedir. Silivri ilçesinde Silivri Devlet Hastanesi, Selimpaşa Devlet Hastanesi ve Şerife Baldöktü Sağlık Ocağı, Çatalca'da Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi selden hasar almıştır.

Çatalca Devlet Hastanesi, iki bölümden oluşmakta olup, ilk bölüm çocuk esirgeme kurumu olarak yapılmış, ikinci büyük bölümü İlyas Çokay tarafından aynı yerde yapılarak Sağlık Bakanlığı'na bağışlanmıştır. Hastanenin dere yatağında inşa edilmesi nedeniyle acil ve poliklinik birimleri sel suları altında kalmış, acil servis dışındaki hizmetler durmuştur. Halen yataklı hasta kabulü ve poliklinik hizmetleri yapılmamaktadır. İl Özel İdaresi tarafından, depremde zarar görmesi nedeniyle bu binaya ilişkin güçlendirme kararı verilmiştir. Ancak binanın dere yatağında olması nedeniyle Belediye binasının yanında yer alan, Sağlık Grup Başkanlığı'nın da içinde yer aldığı arsaya 100 yataklı hastane yapılması uygun olacaktır.

Selimpaşa Acil Yardım ve Travmatoloji Hastanesi'nin bodrum katı tamamen sular altında kalmış, elektrik sistemi tümüyle çökmüş, ilaç ve malzeme deposu büyük zarar görmüş, arşiv dokümanları sular altında kalmıştır. Yataklı sağlık hizmeti sunamayan hastanenin zemin katındaki temizlik işlemleri, dışarıdan sağlanan geçici elektrikle yetinilerek devam etmektedir. Normalde düşük kapasiteyle çalışan hastanenin tam kapasiteyle çalışmasını sağlayacak önlemlerin biran evvel alınması, olası sel felaketine karşı bodrum katının başka amaçla değerlendirilmesi uygun olacaktır.

Prof.Dr. Necmi Ayanoğlu Silivri Devlet Hastanesi (SDH), 2009 Mart ayında hizmet vermeye başlayan,150 yatak kapasiteli, henüz hizmet vermese de yoğun bakım ve hemodiyaliz birimlerini içinde barındıran, bölgenin oldukça iddialı bir sağlık kurumudur. Ancak bu önemli kapasiteye sahip hastanenin Boğluca Dere yatağının kenarına inşa edilmesi, son sel sonrası yaşananların da gösterdiği gibi, önceki felaketlerden herhangi bir ders çıkarılmadığının göstergesidir. Marmara Bölgesi'nde beklenilen deprem gerçeği dikkate alındığında bu daha da düşündürücü bir durumdur. Çükü deprem ve sel gibi felaketlerden sonra en önemli ve gerekli ihtiyaç acil sağlık hizmetleridir. Ancak bu felaketler sonrası sağlık kuruluşlarının kullanılamaz hale gelişi bu konulardaki hazırlıkların olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Nitekim hastane bodrum katı tamamen sel sularıyla dolmuş, hastanenin en önemli sayılabilecek birimlerinden elektrik trafosu, laboratuar birimi, radyoloji, ilaç ve tıbbi malzeme birimi, arşiv, ayniyat ve araç-gereç içeren depo birimi, mutfak ve gıda deposu, morg, mahkûm koğuşu, çamaşırhane, ısıtma sistemi ve su deposu sular altında kalmış, malzemelerin büyük bir kısmı, ilaç-gıda gibi malzemelerin büyük çoğunlu su ve çamurdan kullanılmaz hale gelmiştir.

Bodrum katta bulunan birçok tıbbi atık ve fosseptik sel sularıyla birlikte tüm bina içine girmiş, temizlik görevlileri ve sağlık çalışanlarını yaşamlarını tehdit eder duruma gelmiştir. Hastanedeki hasar bununla sınırlı kalmayıp, üst katlarda bulunan ameliyathaneye yağmur sularının sızması üzerine ameliyathane tavanı ve hepafilitre sistemi tahrip olmuş, elektrikler kesilmiş, ameliyatlara başlanılmaması hasebiyle büyük bir felaketten kıl payı kurtulunmuştur.

Hastanede yaşanan bu felaket sonrası hastalar başka hastanelere transfer edilmiş, hastaların tedavi süreci etkilenmiştir. Halen hastanenin sadece zemin katına dışarıdan kablolarla elektrik verilmekte, yataklı hasta kabul edilmemekte, ameliyatlar ve doğumlar yapılamamaktadır. Röntgen hiç, laboratuar hizmetlerinin çoğu verilememektedir.

Dere yatağına yapılan binanın olası sel baskınında hastanenin lojistik sayılabilecek birimlerinin bodrum katta konuşlandırılması düşündürücü, üzücüdür.

Sel sonrasında, idarenin hiçbir önlem almadan, sağlık çalışanlarının sağlığını riske atarak, hastane koşullarında hijyen ve güveli çalışma ortamı hazırlanmadan, temizlik işlemlerinin arasında apar topar poliklinik hizmeti verme tavrının toplumsal baskıyı azaltmak amaçlı olduğu açıktır. Polikliniklerde çalışan tıbbi sekreterlerin alelacele ücretsiz izne çıkarılması, bodrum katın aynı şekilde kullanıma açılması gayretleri düşündürücüdür. Sağlık Bakanlığı'na ve bu binanın burada yapılmasına ön ayak olan yetkili kamu görevlilerine soruyoruz:

1. Silivri Devlet Hastanesi, niçin yetkili yetkisiz herkesin dere yatağı olarak bildiği, taşkınların sellerin su toplanma havzasına yapılmıştır?

2. İl Özel İdaresi, Silivri Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Sağlık Bakanlığı yetkilileri hastanenin dere yatağında yapılmasına niçin karşı çıkmamışlardır? Tüm bu yaşanan felaketlerden sonra sorumlu kişiler hakkında soruşturma açılacak mıdır?

3. Boğluca Deresi'nin ıslah çalışmalarını hızlandırmak için neler yapılacaktır?

4. Hastanenin Boğluca Deresi'nin ıslahı sonrası olası sel felaketinden etkilenmemesi için neler yapılacaktır?

5. Boğluca Deresi ıslah edilene dek hastane olası sel faaliyetlerine karşı nasıl korunacaktır?

6. 5 ay önce hizmete giren binanın zemini 2 cm kaymıştır. Ameliyathane birimi yağmurdan zarar görmüştür. Bu nedenlerden dolayı binayı yapan firma hakkında inceleme başlatılacak mıdır?

Hastanenin bodrum katının hâlihazırda kullanılmaması, bodrumda bulunan röntgen-laboratuar-arşiv-depo-elektrik sistemi bölümlerinin üst kata, idari birime taşınmasının uygun olacağını düşünüyoruz.

Hasar gören hastanelerdeki sağlık çalışanları, performans sistemi nedeniyle aldıkları maaşın çok az olması, gelirlerinin önemli bölümünün döner sermaye geliri olması nedeniyle önemli gelir kaybına uğrayacaklardır. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı, bu olağanüstü dönemde merkezi bütçesiyle çalışanlarını maddi yönden desteklemelidir.

Sonuç olarak:

AKP'nin Sağlıkta Dönüşüm projesinin bir parçası olan modern hastanelerin kamu imkânlarıyla yapılıp, işletme haline getirildikten sonra meclis gündeminde olan Kamu Hastane Birliği Yasa Tasarısıyla tamamen özelleştirilip, sağlık çalışanlarının sözleşmeli çalışan haline getirilmesi süreci devam etmektedir. Birçok bölgede, bilimsel çalışmalardan ve planlamalardan yoksun yapılan oldukça yüksek maliyetlere mal olan "gecekondu-kamu hastaneleri"nin, yeni bir sel felaketi olmadan eksiklikleri görülmeli, gözden geçirilmelidir. Ayrıca sağlık hizmeti verecek binaların deprem, sel gibi doğal afetlere karşı korunmalı yerleşkelerde yapılmasına özen gösterilmesini; hizmet binalarının kontrollerinin yeterli düzeyde yapılmasından sonra devir alınması gerektiğini düşünüyoruz. İstanbul Tabip Odası olarak bu hastanelerin bundan sonraki sürecini izleyip özellikle Silivri Devlet Hastanesi'nin dere yatağında inşa edilmesine izin veren ve buna göz yuman kamu görevlileri hakkında yasal yollara başvuracağımızı bildirir, Sağlık Bakanlığı'nın meslektaşlarımızın ve diğer sağlık çalışanlarının bu dönemde oluşacak mağduriyetlerini gidereceği inancıyla bu süreci ısrarla izleyeceğimizi bir kere daha belirtir, saygılar sunarız."

Engin AKIN

YORUM YAP